Adını gavsların yanına yazdıran kadın: Hakime Hesna Hanım!

Denizliye yar geliyor.
Bir ulu Serdar geliyor.
Yüz yirmi altı yiğidime,
Mapushane dar geliyor!

Bediüzzaman Said Nursi’nin ve onun muazzam Kur’ân tefsiri Risale-i Nur Külliyatı’nın tarihî seyri içerisindeki dönüm noktasıdır Denizli Mahkemesi.

1943 senesi Nurların seyri Bediüzzaman’ın hayatı açısından fevkalade bir hayatın başlangıcı gibidir.

Bediüzzaman Denizli’ye 1943 yılında sevkedilir. Her türlü zorbalığın ve zulmün ona ve talebelerine reva görüldüğü bir senedir bu sene.

Her mahkeme ve her yeni hapishane bir öncekini mumla aratacaktır onlara. Falaka, dayak, hakaret, tokat, işkence kırılagidecektir. Tarihin en kötü hapishane şartları onları bekleyecektir.

Ve Denizli hapishanesi için Said Nursî şöyle diyecektir:

‘’Burada bir günde çektiğim sıkıntı ve azabı, Eskişehir’de bir ayda çekmezdim.’’1

Bu ağır şartlar altında geçen Denizli Hapishanesinden, on iki kez adliyeye gidecek olan Bediüzzaman ve talebeleri, tarihte cereyan eden Sokrat’ın Atina mahkemelerinde yaptığı savunmanın zirvesini yapacaklardır.

Ve adalet tecelli edecek Bediüzzaman ve eserleri ilk defa oy birliği ile beraat edecektir.

İşte o mahkeme heyetinden bir isim Bediüzzaman tarafından manevi evlatlığa kabul edilecek ve adı kutupların yanına yazılarak ona dualar edilecektir.

Bu kutlu isim Hakime Hesna Hanım’dan başkası değildir.

İşte Hesna Hanım’la ilgili Ali İhsan Tola’nın naklettiği bir hatıra:

‘’Üstad Hazretleri, Denizli mahkemesinin verdiği beraat kararından seneler sonra bana bir gün, ‘’Ali İhsan, Hesna kızıma selam söyle, ben onu manevi evlatlığıma kabul ettim.’’

dedi. Bizler o zamanlarda değil konuşmak, açık kadınların yanından dahi geçmezdik. Onun için Hesna Hanım’ı ziyarete gitmeyi düşünmemiştim.

Üstadı ziyaretimden ayrılırken bana ikinci defa, manevi evladım Hesna Hanım’a selam söylersin, dedi. Ben ihmal edip gitmemiştim. Üçüncü görüşmemizde, sen hâlâ onun ziyaretine gitmedin mi, deyince bu ziyaret bize farz oldu.

Sıcak bir günde Denizli’ye gittim. Odasına girdim. Kapıya yakın bir yerde durdum. Bana , ‘’Gel bakalım koca Nurcu.’’ dedi. Hesna Hanım hem hemşerim hem de uzaktan akrabam olduğundan beni tanıyordu. Ben, sen de nurcusun, dedim. Görevliyi çağırdı bize iki çay söyledi. Kapıyı da kapa, dedi.

Sana Üstad’dan selam getirdim. ‘’Hesna kızıma söyle, onu ben manevi evlat olarak kabul ettim. Ona dua ediyorum. O çok büyük bir iş yaptı.’’ deyince, başladı ağlamaya.

“Ali İhsan! Ne dünyaya ne de ahirete yaradım. Babama kızıyorum. Beni okutacağına bir çobana verseydi.. Hiç olmazsa dinimi yaşar, çoluk çocuk sahibi olurdum. Gururumdan evlenemedim” dedi.

‘’Hesna Hanım ona manevi evlat olmak az bir şey mi? Bu sana yetmez mi?” deyince, bana ‘’Layık olabildik mi?‘’ dedi. Vedalaşıp ayrıldık.

Üstadın huzuruna vardım, durumu arz ettim.

Üstad:

‘’Ali İhsan ben onun ismini gavsların, kutupların yanına yazdım. Onlarla beraber ben ona dua ediyorum. Erkeklerin bile korktuğu bir zamanda, o kendini ortaya koyarak Kur’ân davasına taraf çıktı. Yarın mahşerde Kur’ân ona şefaatçi olacak.’’

dedi.

Bana da şöyle söyledi:

‘’Hesna, tesettürsüz diye darılıyor muydun? İşte tesettüre riayet etmiyor dediğin Hesna, Tesettür Risalesi dahil bütün risaleleri beraat ettirdi. Es-sebebü ke’l–fail sırrınca bütün sizin kazandığınız sevaplar, haseneler tamamen onlara da yazılıyor. İşte bu hayırlar, beğenmediğin Hesna’nın şecaat ve cesaretiyle oldu.’’

Bediüzzaman Hazretleri bu hususta eserlerinde şunları söyleyecektir.

‘’Hakim-i Adil namını alan malum zatı ve lehimizde onunla beraber çalışanları, bu hakiki adalete hizmetleri için ahir ömrüme kadar unutmayacağım. Altı yedi aydır onları da aynen manevi kazançlarıma şerik ediyorum. Onlar, Risale-i Nur’un bundan sonraki hizmetine tam hissedardırlar….

Bizimle alakadar, hem Denizli’de hem hapiste umumuna ve hususan tam adaletini gördüğümüz mahkeme heyetine çok selam ve dualar ederiz.’’2

Hesna Hanım 1975 senesinde Denizli ‘de görevi başında iken vefat eder. Akrabaları onu Senirkent’e götürmek istedilerse de Denizlili Nur talebelerinin ısrarı ile Denizli Asri mezarlığına defnedilir.3

Bediüzzaman Hazretleri eserlerinde Hesna Hanım’dan özellikle ismen bahsedecektir.

‘’Mahkemede zabıt katibi ve azadan Hesna Hanım’a ve sorgu hakimi gibi vicdanlı zatlara teşekkür ederiz.’’4

Ayrıca yine aynı eserinde Bediüzzaman:

‘’Bilhassa hakim-i âdil ile beraber hakiki adalete çalışanlar ( Ç.H.M) ve avukat Ziya gibi bütün bu zatlar, değil yalnız bizi, belki Anadolu’yu ve âlem-i İslam’ı manen minnettar eylemişler.’’5

Bediüzzaman’ın adını kutupların, gavsların yanına yazarak dualar ettiği yiğit Anadolu kadını Hesna Hanım’a minnet ve şükranlar olsun.

Atilla Yılmaz

Dipnot:
1- Bediüzzaman Said Nursi. Şualar, YAN, s.276
2- Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, YAN, s.43
3- Latif Salihoğlu, Yeni Asya Gazetesi, 22.07.2009
4- a.g.y., s.44
5- a.g.y., s.54

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*