Ahirzamanın acib halleri

İnsanoğlu işte, kimi zaman “ah” dediğine kimi zaman “oh” der, kimi zaman “yaşa” dediğine kimi zaman “yuh ” çeker, kimi zaman “Haydar ağa” dediğine kimi zaman “Haydo” der… Bazende yücelttiği birine daha sonra “Yanılıyorsunuz” diyebiliyor.

Konumuz şahıslar değil, ama uygulamaları ve hataları şahıslar yaptığından dolayı örneklerde mecburen şahıslardan geliyor. İşte tam da bu noktada sorgulamalar başlıyor. Sonra bir de bakıyoruz başka bir noktadan savunmalar ve savrulmalar meydana çıkıyor.

Bu durum aklımıza şu misali getiriyor: Ünlü bir bilim adamı ve profesör düşünün, yanında çantasını taşıyan ve aracını kullanan bir yardımcısı ve bu profesöre talebe olan bir sürü insan. Bu profesöre bedenen yakın, fakat bilgi ve ilim yönünden uzak olan yardımcısı ile profesörün her zaman yanında bulunmasa da bizzat bilgi ve ilim yönünden ondan ders alan talebe ve öğrencilerini kıyaslıyoruz.

Yardımcısı maddî yönden profesöre çok yakın, hep yanyana hatta seslense hemen yanında olmasına rağmen, bilgi yönünden çok uzaktır. Talebeleri ise, profesör ile birlikte olduklarından, ilim yönünden, profesörün iç dünyasına daha yakındırlar.

Şimdi bu örnekten yola çıkarak Üstadımızın kendisi ile bizzat görüşmeye gelenleri Risale-i Nur’a yönlendirme gayretini, ”Risale-i Nur’u okuyan benimle görüşmüş ve benden ders almış gibidir” deyişini daha iyi anlayabiliyoruz. Bizler de Risale-i Nur ile ne kadar fazla görüşebilirsek, Üstadımızın hislerini, gayesini, gayretini ve dâvâsını daha iyi anlıyoruz demektir.

Üstad’dan 100 hakikat dersini aldığı ve kalben tasdik ettiği halde, çeşitli sebeplerle Üstad’ın aleyhine geçen arkadaş ve talebelerini Risale-i Nur’da okuduk ve okuyoruz. Bizler de bu durumlara düşmemek için şahısların hatalarını artık görmeli, üzerimize ve ülkemize çöken bu sıkıntıların sebebini her türlü şahısperestlikten olduğunu artık anlamalıyız. Bediüzzaman’ın kendisini bile arka planda tuttuğu bir iman ve Kur’ân dâvâsında bizzat Risale-i Nur’dan ders almalıyız. İmanî dersleri Risale-i Nur’dan, içtimaî ve sosyal dersleri başta akım ve cereyanlardan alırsak sıkıntıların bitmesini bekleyemeyiz.

Başta yazdığımız üzere şahısların hatalarını kapatmaya ve savunmaya çalışmaktansa, Risale-i Nur’a göre duruşumuzu belirlemeliyiz. Bugün İslâm âleminin içinde bulunduğu durumda bizlerin “Ferec ferec” demesi gerekirken, birilerimizin “Şahıs, Şahıs” demesi çok iç acıtmaktadır.

Rabbim bizleri, milletimizi, ülkemizi bu sıkıntılı durumlardan muhafaza eylesin. Risale-i Nur’daki hakikatleri ihlâsla yaşamayı, anlamayı, anlatmayı ve muhafaza etmeyi nasip etsin.

Sertaç Lüser

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*