Armudun sapı, üzümün çöpü demeden!

Şimdi muhabbeti umumiye koşmak zamanıdır.

Hiçbir mazeret, muhabbet ve uhuvvete engel olacak kadar haklı olamaz. Ve yine hiçbir şahsî kusur da, ittihada ve birliğe engel değildir. Ancak sağlıklı düşünemez ve hislerimizi kontrol edemezsek, yani “Düğün evini bilmez, samanlığa keşkek taşır” özdeyişine toslarsak o başka. O zaman her şeyi yapabilirsiniz ve her bahaneyle her şeyi yıkabilirsiniz.

İçinde bulunduğumuz Kur’ân hizmeti, muhabbetle devam eder ve muhtaç olanlara tesir eder. Umumî muhabbet ise ihlâs ile devam eder. Üstadımızın ifadesiyle; “Samimî ihlâsı kıran adam, bu hılletin gayet yüksek kulesinin başından sukut eder. Gayet derin bir çukura düşmek ihtimali var; ortada tutunacak yer bulamaz.” O halde işi sahibine bırakalım. Biz bahanelerle hizmete ve hizmete lâzım olan muhabbete zarar vermeyelim.

Şimdi şahsî olarak ne pahasına olursa olsun, hangi hissimi kırarsa kırsın fedakârlık zamanıdır. Armut sapsız üzüm çöpsüz olmaz. Sapıyla çöpüyle sevebilirsen iştahla yersin, yoksa yesen de tadını alamazsın. Demem o ki, muhabbete çağrıldığında nazlanma ve bahanelerinin ardına saklanma (haklı da olsan).

Fedakârlık karşılıksız yapıldığı zaman güzeldir. Karşılığı olan fedakârlık ise belki rüşvettir, onu herkes yapar. Hele içinde bulunduğumuz hizmet için yapılan fedakârlığa paha biçilemez, onun karşılığı dünyada yoktur. Hizmet ise gönüllere girmekle olur ve gönüller muhabbetle kazanılır. Gönül yıkmak kolaydır, gayret istemez.

Şahs-ı maneviyi güçlendirmek de muhabbet ile olur. Hatalar bir yazılıp sevaplar binler yazıldığına göre, demek ki hata yapmak kolay. Hem tövbe kapısı kapalı değildir ve henüz kıyamet de kopmadığına göre sadece hatalara takılmak şeytanın bir tuzağı olsa gerek. Gerek iç, gerek dış dünyamızda her şeyi, değerine göre sınıflandırmak lâzım. Beş para etmeyen şahsî hatalara, elmas kıymetinde olan muhabbeti kurban vermek doğru değildir, caiz de değildir.

Sadede gelmek gerekirse; şimdi Risale-i Nur’un matbuat âleminde naşir-i efkârı olan Yeni Asya’da yapılan dâvetler umumidir. Aynı zamanda her kardeşimize hususî dâvetiye hükmündedir. Yakın olan, müsait olan, gelebilecek herkesin bu dâvetlere icabet edip muhabbet-i umumiyeyi canlandırması gerekmektedir. Öncelikle yakında olanlar, mümkünse ailecek cümbür cemaat, gümbür gümbür koşmak zamanıdır nazlanmadan, ağırdan almadan.

Allah, ittihad-ı İslâm’a giden yollara engel çıkartmasın. Diğer engelleri aşmak kolaydır. Bütün kardeşlerimizin ve ehl-i imanın kalplerini birleştirip gönüllerini coştursun. “Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! Muhabbet devam etsin! Şûrâ kuvvet bulsun! Bütün levm ü itâb ve nefret, hevâ ve hevese tâbi olanlara olsun. Selâm ve selâmet, Hüdâ’ya tâbi olanlar üstüne olsun.

Âmin.” Âmin. Elfü elfi âmin.

Sabahattin Boyacı

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*