Atomların hareketi ve Kuantum Mekaniği

“Tahavvülât-ı zerrât, Nakkaş-ı Ezelînin kalem-i kudreti, kitâb-ı kâinatta yazdığı âyât-ı tekviniyenin hengâmındaki ihtizâzâtı ve cevelânıdır.

Yoksa, maddiyyun ve tabiiyyunların tevehhüm ettikleri gibi tesadüf oyuncağı ve karışık, mânâsız bir hareket değildir. Çünkü, bütün mevcudât gibi, zerreler ve her bir zerre, mebde-i hareketinde ‘Bismillâh’ der. Çünkü, nihayetsiz, kuvvetinden fazla yükleri kaldırır ve buğday tanesi kadar bir çekirdeğin koca bir çam ağacı gibi bir yükü omuzuna alması gibi. Hem vazifesinin hitâmında ‘Elhamdülillâh’ der. Çünkü, bütün ukùlü hayrette bırakan hikmetli bir cemâl-i san’at, faydalı bir hüsn-ü nakış göstererek Sâni-i Zülcelâlin medâyihine bir kasîde-i medhiye gibi bir eser gösterir. Meselâ, nar ve mısıra dikkat et. (Sözler, s. 505)“

30. Sözün İkinci Maksadı zerrelerin hikmetinden bahseden ve çok mühim sırları ihtiva eden Risâle-i Nur’un en parlak bölümlerinden birisidir. Naklettiğimiz ifade içinde de çok mühim sırlar var. Bilhassa zerrelerin hareket ve davranışlarını inceleyen Kuantum Mekaniği ile ilgili. Biz burada bir iki hususa dikkat çekmek istiyoruz. Bu bölümün geniş bir izahını arzu edenler Hakan Yalman kardeşimizin Kâinatın Hecesi (Risâle-i Nur Enstitüsü Yayınları, 2004) adlı eserine müracaat edebilirler. Zira Hakan Yalman kardeşimiz konuyu detaylı bir şekilde incelemiş.

Biz ise bu noktada iki hususa dikkat çekmek istiyoruz: Zerrelerin hareketine ve harekete başlarken her bir zerrenin ‘Bismillah’ demesine. Üstad bu hususa, “Çünkü, bütün mevcudât gibi, zerreler ve her bir zerre, mebde-i hareketinde ‘Bismillâh’ der” cümlesi ile dikkat çekmiş. İfadeye göre, her mevcut Bismillah der. Bu sebeple mevcudun meydana geldiği atomlar, atomların zerreleri, moleküller, dokular, organlar ve diğer mevcutlar hepsi birden Bismillah der. Zira mevcudatı meydana getiren zerrelerdir. Zaten zerreler ve içindeki parçacıklar Bismillah diyor ise, zerrelerden meydana gelen her bir mevcut da doğrudan doğruya Bismillah demiş oluyorlar. Bu noktada Birinci Söz’e de doğrudan bir atıf vardır. Çünkü benzer bir ifade orada da zikredilmiştir: “Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisân-ı haliyle vird-i zebânıdır. (Sözler, s.11)” Bu ifade ise 30. Söz ile Birinci Söz arasında nuranî bir bağı gözler önüne seriyor.

Bu kısa tanımdan sonra asıl dikkat çekmek istediğimiz husus, “mebde-i hareketinde ‘Bismillâh’ der” tabiridir. Zira bu cümle ile hareket ve Bismillah arasında doğrudan sıkı bir bağ kurulmuş. ‘Her bir zerrenin (bu noktada zerre tabiri atom ve bütün atom altı parçacıkları temsil etmektedir) hareketine Bismillah diye başladığı’ tanımı bazı bilimsel verilerle çok enteresan bir birliktelik sağlamaktadır. Kuantum Mekaniği atom ve atom altı parçacıkların davranışını inceleyen çok gizemli bir bilim dalıdır. Bu bilim dalına göre atom altı parçacıklar kütlesizdir ve çok yüksek bir hızla hareket ederler. Hatta bazı durumlarda ışık hızından bile yüksek bir hızla hareket ederek ilginç bir haberleşme yöntemi ortaya çıkarırlar. Bu parçacıkların hızı çok yüksek olmasından dolayı, bir noktada var oldukları söylenemez. Hatta bazen en uzak noktalarda bile bulunabilirler. Bazı bilim adamları ise bu atom altı parçaların hız ve hareketine istinaden, bu parçaların bizzat kendilerinin de bir hareketten ibaret olduğunu ifade etmişler. Yani zerre ve atom içinde hız ve hareket çok önemli bir durum sergilemektedir.

İşte bu noktada yukarıdaki ifadeye geri dönersek, zerrelerin veya atomların ve atom altı parçacıkların hareketi Bismillah diyerek gerçekleşmektedir. Her bir zerre harekete başlarken, başka bir tabirle, varlık sahasına çıkarken (Çünkü atomun mahiyeti hareket ile doğrudan alâkalı) Bismillah diyerek çıkar. Bu ifadeye tersinden bakarsak: “Bismillah demeyen harekete başlayamaz veya varlık sahasına çıkmaz. O zaman atom veya atom altı parçacık, Bismillah demediği için hareket edemez ve var olamaz.”

İşte Kuantum mekaniğine göre bizzat kendisi hareketten ibaret olan atom ancak Bismillah diyerek vücut sahasına çıkabilir. Görünen mevcudat vücut sahasına çıktığı için Bismillah demiştir. Bu Bismillah diyen zerrelerin ve atomların meydana getirdiği bütün mevcudat da doğrudan doğruya Bismillah demiş olmaktadır. Demek ki kâinatın mevcudiyeti ve mevcudiyetinin devamı Bismillah diyerek gerçekleşmektedir. İnsan da ancak bu mevcudat içinde Bismillah diyerek mevcudiyetini devam ettirebilir. Zira “Vücud hayr-ı mahz, adem şerr-i mahz (Sözler, s. 435)” sırrınca mutlak hayır olan vücut, var olmak ve varlığı ebedî bir şekilde devam etmek ancak Bismillah diyerek, Bismillah’ın baktığı Zat’a itaat ederek gerçekleşebilir. Aksi takdirde şerr-i mahz olan yokluğa mahkûm olur insan. “Bismillâh her hayrın başıdır” ifadesini “Vücud hayr-ı mahz” tabiri ile yan yana getirirsek ahiret hayatına bakan mühim bir sır inkişaf eder: Biz insanların hayatı, ahiretteki mevcudiyetimiz, bu dünyada hafıza haznesine aldığımız hakikatler ancak Bismillah diyerek vücut bulur ve o zaman Bismillah her hayrın başı olur. Aksi takdirde Bismillah demeyen bir insanın bütün kazandıkları yok hükmünde olur, vücut sahasına çıkamaz veya hafıza haznesindeki her şey bir nevî taşlaşır ve ancak Cehennemin temizleyebileceği bir yokluk maddesi olur.

Öyleyse madem kâinatın bütün zerreleri Bismillah diyerek harekete başlıyor, bizler de, Bismillah diyerek hareket edelim. Birinci Sözün âhirinde denildiği gibi, “Allah nâmına verelim, Allah nâmına alalım, Allah nâmına başlayalım, Allah nâmına işleyelim” ki, ebedî bir mevcudiyeti ve varlığı kazanalım.

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*