Avrupa’dan gelen dip dalga

Siyaset Günlüğü

alt16 Nisan tartışması devam ediyor.

Muhalefet tüm hukuki yolları deniyor.

Maksat 16 Nisanı iptal ettirmek.

Hukuk ise süratle ret yönünde karar alıyor. YSK ve Danıştay gibi.

Bu sefer AYM ve AİHM başvuruları olacak.

Tüm bu yollardan pek bir netice çıkmayacağı açık. Ancak muhalefet cephesi yine de işin peşini bırakmaya niyetli değil.

İktidar cephesi ise durumu korumaya çalışıyor.

YSK’nın karar verdiğini ve artık işin bittiğini savunuyor. Hatta bir süre sonra muhalefetin de işi kabulleneceğini, çünkü, bu durumun ana muhalefet partisine de yarar sağlayacağını düşünüyor.

Bir ölçüde doğru da olabilir bu görüş.

Zira son zamanlarda ana muhalefetin hayır oylarını kendi cephesine konsolide etme çabası gözükmeye başladı. Belki merkez sağa doğru açılımlar bile olabilir.

Yeni sistemde iki parti kalacak.

Muhalefet de bunu görüyor.

Bu işin bir cephesi.

Öteki cephede ise Avrupa faktörü etkili olmaya başladı.

16 Nisan sonrası yapılan tespitlerden birisi şu idi:

“İktidar cephesine karşı batı illerinden başlayan bir dip dalga geliyor.”

İstanbul, İzmir, Adana, Ankara, Antalya gibi çok önemli illerde hayır çıkması böyle bir yoruma sebep olmuştu.

Ancak;

Daha derin bir dip dalga Avrupa cephesinden gelmeye başladı.

16 Nisan sonrasında AGİT bir ön rapor hazırlamış ve durum iktidarın canını sıkmıştı.

Bu sefer de AKPM bir karar aldı.

Ülkemizi demokrasi liginde bir alt seviyeye taşıdı.

Yani demokrasi ve hak ve hukuk açısından gözlem altına aldı.

AKPM aldığı karar doğrudan 16 Nisanla ilgili değil.

Daha çok 15 Temmuz sonrası yaşanan hak ve hukuk ihlalleri ile KHK yoluyla yapılan işten çıkarmaları kapsıyor.

Bu konuda ülkemize yerine getirilmesi gereken bir dizi öneride bulunuyor.

Ama bu kararın tam da 16 Nisandaki tartışmalar sonrasında gelmesi iktidar cephesini çok tedirgin etti.

Her ne kadar ülkeyi yönetenler beylik laflarla hamaset edebiyatına başvursalar da kazın ayağı öyle değil.

Hamaset bu sefer bu net gerçeklerin üzerini örtemeyecek gibi gözüküyor.

Çünkü;

benzeri kararların arkası gelecek gibi.

Şayet hükumet ciddi adımlar atmaz ise daha da sert kararlar gelebilir.

Bu da ticaret ve ekonomisi büyük ölçüde AB ülkelerine bağlı olan bir Türkiye için çok zor günler demektir.

Dikkat ediniz Türkiye diyoruz.

Zira artık mesele bir iktidarı çoktan aştı.

Ülke tümden sıkıntıya girmeye başladı.

Peki bu noktaya nasıl gelindi?

Bu sorunun tek cevabı var:

“Fiili tek adam yönetimi” ile.

Herkes biliyor ki ülkemizde fiili olarak tek adam yönetimi var. Uzun bir süredir bu yönetim şekli icra ediliyor. Tüm önemli kararlar tek adamdan çıkıyor. Alt kademe ya korkudan ya da itaatten ses çıkaramıyor.

Yani Reis Bey ne derse o…

Peki netice?

İşte o da açık. Dünyadan dışlanmışlık, demokrasi liginde dibe doğru gidiş, seçimlerde şaibe, adalet ve hukukta akıl almaz yıpranma, yüzlerce mağdur…

16 Nisan yolu ile bu fiili durum anayasal bir zemin buldu.

Peki bundan sonra?

Bundan sonra Allah sonumuzu hayretsin…

Diyecek başka bir şey yok.

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

Ahmet Said Akgül

Hakkın hatırı âlîdir; hiçbir hatıra feda edilmez!

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*