Avrupa’nın fıtrî ahvali ve mâhiyeti

Bediüzzaman Hazretleri Sünûhât Risâlesi’nde1 Avrupa kıt’asını tahlil etmiş olup; Avrupa’nın terakkisine sebep olan coğrafî, iklimsel, ekonomik ve demokrafik yapısını tarif etmiştir. Bu noktaları birkaç maddede tasnif edelim:

1. Avrupa’nın coğrafî durumu ve konumu:

Avrupa hem yeraltı zenginlikleri olarak hem de iklim ve nüfus bakımından mehâsin-i medeniyete ulaşmakta çok avantajlı bir kıt’adır.

Avrupa’nın vaziyet-i fıtrîyesi şöyledir: “Zira dardır, güzeldir, demir madenidir, girintili çıkıntılıdır, deniz ve enharı (nehirleri) bağırsaklarıdır; bâriddir (iklim olarak soğuktur).” Avrupa’nın bu bârid hâli insanların seciyelerine de in’ikâs etmiş olup, insanların soğukkanlı yapıları çalışma hayatlarına da yansımış vaziyettedir.

2. Avrupa’nın dünyadaki konumu ve nüfus yapısı:

“Evet, Avrupa küre-i zeminin hums-i öşrü (ellide biri) iken, nev-i beşerin (insan nevinin) bir rub’unu (dörtte birini, çeyreğini) letafet-i fıtriyesi (fıtrî güzelliği) ile kendine çekmiş. Hikmeten sabittir ki, efrad-ı kesîrenin (kalabalık insan topluluğunun) içtimaı (bir araya toplanması), ihtiyacatı intaç eder (ihtiyaçları netice verir). Görenek gibi çok esbap ile tekessür eden (çoğalan) hacat (ihtiyaçlar), zeminin kuvve-i nâbitesine (bitkilerde bulunan bitme, büyüme meyline) sığışmaz.” Öyleyse Avrupa kıt’asında yaşayan nüfus, kıt’anın diğer avantajlarını kullanarak mehâsin-i medeniyet denilen şeylerde terakki etmişler ve içtimâî hayatı tanzim ederek mesailerini düzenlemişlerdir.

3. Avrupa’nın gelişmesine sebep olan noktalar:

“İşte şu noktadan ihtiyaç san’ata ve merak ilme ve sıkıntı vesait-i sefahate hocalık edip tâlime başlarlar. Evet, fikr-i san’at, meyl-i marifet, kesretten çıkar. Avrupa’nın darlığı ve deniz ve enharî olan vesait-i tabiiye-i münakale (tabiî ulaştırma araçları) içinde dolaşması sebebiyle, tearüf (birbirini tanıma) ticareti, teavün (yardımlaşma) iştirak-i mesaiyi (çalışma birliğini, ortaklığı) intaç ettikleri gibi, temas dahi telâhuk-i efkârı (fikirlerin birleşerek kuvvetlenmesini), rekabet de müsabakatı tevlit ederler.” Görüldüğü üzere Avrupa kıt’asının fıtrî yapısı, coğrafî avantajları ve insan topluluklarının kalabalık vaziyeti dolayısıyla ihtiyaç şiddetlenmiştir. Bu vaziyet o toplumu san’at ve ilimde tâlime sevk etmiştir. Böylece fikr-i san’at, meyl-i marifet, ulaşım ve ticaret gelişmiş; insanlar arasında tanışma, kaynaşma, yardımlaşma ve işbirliği artmış olup, birbiriyle görüşen ve temas halinde olan insanların fikirleri birleşerek yeni yeni gelişmelerin ve müsabakaların yolunu açmıştır. Bu vaziyetler de Avrupa’nın gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.

4. Avrupa’nın terakkisinde yer altı kaynakları ve demir madeninin önemi:

“Ve bütün sanayinin maderi olan demir madeni, kesret ile içinde bulunduğundan, o demir, medeniyetlerine öyle bir silâh-ı kuvvet vermiştir ki, dünyanın bütün enkaz-ı medeniyetlerini gasp ve garat edip (yağmalayıp) gayet ağır bastı, mizan-ı zeminin muvazenetini bozdu.” Avrupa kıt’ası yer altı zenginlikleri olarak özellikle demir ve çelik madeni yönünden zengin rezervlere sahiptir. Demir ve çelik üretiminde dünyada önde olan bu kıt’a bu madenlerle medeniyetlerine büyük kuvvet bulmuşlardır. Bu kuvvetle dünyanın geri kalan medeniyetlerine galip gelmişler, hatta daha da ileri gidip o enkaz-ı medeniyetlerini gasp ve garat edip (yağmalayıp) onlara karşı galebe vaziyetini almışlardır. Bu durumda da Avrupa’nın terakkisinde yer altı kaynakları ve demir madeni çok büyük katkı sağlamıştır.

5. Avrupa’nın gelişmesine iklimin etkisi:

Avrupa kıt’ası iklim olarak bârid (soğuk) bir kıt’adır. Avrupa kıt’asında yaşayan insanların çalışma şartlarına bârid olan iklimleri de etkili olmuştur. “Hem de her şeyi geç almak, geç bırakmak şanından olan bürudet-i mutedilâne (ılıklık, orta şiddetteki soğuklar), sa’ylerine (çalışmalarına) sebat ve metanet verip, medeniyetlerini idame etmiştir.” Avrupa’da yaşayan insanların itidalli oluşları, sebat ve metanetle işlerine bağlılıkları, çalışma ortamlarında iş ahlâkına ehemmiyet vermeleri medeniyetlerinin gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır. Çünkü “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.”2

6. Avrupa’nın gelişimine etki eden unsurlar:

“Hem de ilme istinat ile devletlerinin teşekkülü, mütekabil kuvvetlerinin tesadümü (çarpışması), gaddarâne istibdatlarının iz’acatı (can sıkmaları), engizisyonâne (kilisenin engizisyon denilen işkenceci mahkemeleri gibi) taassuplarının aksülamel yapan tazyikatı, mütevazi unsurlarının rekabetle müsabakatı, Avrupalıların istidatlarını inkişaf ettirip, mezâyâ (meziyetleri) ve fikr-i milliyeti uyandırdı.” Evet, Avrupalılar Rönesans ve Reform hareketleriyle ortaçağın engizisyonlarından kurtularak ilme istinad etmeye çalışarak devletlerini teşekkül ettirmişlerdir. Bunun yanında mütekabil kuvvetlerin çarpışması ve gaddarâne istibdad ve tazyikatların da kuvvetiyle milletlerinin istidad ve kabiliyetleri inkişaf etmiştir. Böylece insanların meziyetleri ve kendi devletlerinin bekasına duydukları fikr-i milliyet uyanarak gelişmelerine büyük etki yapmıştır.

7. Avrupa’nın terakkisinin önemli bir diğer sebebi: Nokta-i istinattır

“Evet her bir Hıristiyan başını kaldırıp, müteselsil ve mütedâhil maksatların birine el atsa, arkasına bakar ki, istinat edecek, kuvve-i mâneviyesine daima imdat edip hayat verecek, gayet kavi bir nokta-i istinat görür. Hatta en ağır ve büyük işlere karşı mübarezeye kendinde kuvvet bulur. İşte o nokta-i istinat, her taraftan ellerini uzatan dindaşlarının uruk-i hayatına (hayat damarına) kuvvet vermeye ve İslâmların en can alacak damarlarını kesmeye, her vakit amade ve dessas, medenî engizisyon taassubu ile, maddiyyunun dinsizliği ile yoğrulmuş ve medeniyetlerinin galebesi ile mest-i gurur olmuş bir müsellâh (silâhlanmış) kitlenin kışlası veya büyük bir kilisesi olan Avrupa’nın medeniyetidir…”3 Demek ki Avrupalı kendi dindaşına sahip çıkmış ve birbirlerine nokta-i istinat olmuşlar. Bu vaziyet onlara kuvve-i mânevîye olup hayat vermiş. En müthiş ve ağır işlerde bile bu nokta-i istinat ile mübareze etmişler ve kendilerinde büyük bir kuvvet bulmuşlar. Bir nevi menfi Avrupa’nın medeniyetini tevellüt ettiren bu nokta-i istinat ile, İslâmların da can damarlarını kesmişler ve İslâm medeniyetinin tahribatında kullanmışlar. Menfî Avrupa medeniyetinin İslâmlar için kullandıkları en mümeyyiz vaziyet her vakit amade ve dessas, medenî engizisyon taassubu, maddiyyunun dinsizliği ile yoğrulmuş olan gaddar medeniyetlerinin galebesidir.

Dipnotlar:
1- Eski Said Eserleri, 2009, s. 384.
2- Necm Sûresi, 53:39.
3- Eski Said Eserleri, 2009, s. 384.

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*