Bakış açısı önemli

Bir nesneye bakıyorsanız, onu tamamıyla görüp algılayabileceğiniz açılardan bakmanız gerekir.

Bir olayı kavramak istediğinizde her yönü ile ele almanız şarttır. Ve bir problem varsa (ki olacaktır), onu çözebilmek için her açıdan yaklaşmanız gerekecektir. Yoksa “bana göre şöyledir, ben buradan baktığımda böyle görünüyor, sen de benim gibi değerlendir” gibi dayatmalar işi daha da zorlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Bu tavır, olsa olsa istibdat ve zulme sebep olur.

Biz her hadiseye, her şeye Risale-i Nur penceresinden bakarız, bakmalıyız ve baktırmalıyız. A çizgisinden B çizgisinden değil, Risale-i Nur çizgisinden giderek ittihadı kuvvetlendirmeliyiz. Üstadımız uhuvvet risalesinde; “Hâlbuki mü’min kardeşinden sana gelen bir fenalığı, bütün bütün ona verip, onu mahkûm edemezsin. Çünkü evvelâ, kaderin onda bir hissesi var. Onu çıkarıp o kader ve kaza hissesine karşı rıza ile mukabele etmek gerektir. Sâniyen, nefis ve şeytanın hissesini de ayırıp, o adama adavet değil, belki nefsine mağlup olduğundan acımak ve nedamet edeceğini beklemek. Sâlisen, sen kendi nefsinde görmediğin veya görmek istemediğin kusurunu gör; bir hisse de ona ver. Sonra bâki kalan küçük bir hisseye karşı en selâmetli ve en çabuk hasmını mağlub edecek afv u safh ile ve ulüvvücenablıkla mukabele etsen, zulümden ve zarardan kurtulursun. İlâ ahir…” diye bir meseleye her açıdan nasıl bakılacağını bize göstermiştir.

Bakış açısı içtima-i meselede olduğu gibi, imanî meselede de çok önemli. Çünkü mesleğimiz ikna metoduna dayalı olduğundan, itina göstermek zorundayız. Medenilerin imana girmeleri için bu şarttır. İki kere iki dört eder, anlamdıysan bana ne diyemeyiz. Yine, Risale-i Nur’a baktığımızda; Üstadımızın Allah’ın birliğini ve ahiretin varlığı gibi imanî meseleleri ispat ederken, “nasıl her açıdan baktığına” şahit oluruz. Ayet-ül Kübra risalesine bakıyoruz, Üstadımız sadece nakillerle işi geçiştirmiyor. Kâinattan Hâlıkını soran bir seyyahın müşehedatıdır diye, meseleyi enine boyuna ele alıyor. Denizlerden karalardan, zerrelerden kürelerden, hayvanlardan bitkilerden, Vahiylerden ilhamlardan ve Esma-i İlahiyeden ta peygamberlere ve peygamberimiz Hz. Muhammet Mustafa’ya (asm) kadar her açıdan ispat ediyor. Meseleyi ciddi tuttuğunu ihsas ediyor.

Yalnız görüş açısı ile bakış açısını ayırmak lazım. Herkes elindeki dürbünün kabiliyeti kadar görecektir. Yani, çakaralmaz bir cep feneri ile her şeyi göremezsiniz. Hatta bazen hiçbir şeyi göremezsiniz, görseniz de seçemez karıştırırsınız. O halde bulunduğun yerden görmek değil, tamamen görebileceğin yerlerden bakmak lazım. Bu yüzden bakış açısı önem kazanıyor. O yüzden istişare önem arz ediyor. Çünkü istişare, meselelere bütün açılardan baktırır ve her yönü ile ortaya koyar. Aynı zamanda ittihadı temin eder. Bölük pörçük olmayı, karmaşayı ve kafa karışıklığını ortadan kaldırır.

Ne mutlu istişare ile ittihat edenlere ve ne mutlu İttihad-ı İslama gayret edenlere. Allah bütün inananların akıl ve kalplerini birleştirsin, masum ve mazlumlara yardım etsin. Hakiki adalet ile zulümleri ortadan kaldırıp geleceği nurlandırsın. İnşallah âmin.

Sabahattin Boyacı

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*