Balıkesir’in şefkat kahramanlarından: Fatma Kula

Geçtiğimiz hafta Balıkesir şefkat kahramanları ile birlikteydik. Risale-i Nur sohbetleriyle doyasıya geçirdiğimiz saatler tatlı hatıraların gündeme gelmesine de vesile oldu. Kıymetli ablalarımız anlattıklarıyla bizleri ibretle düşündürttü, yer yer gülümsetti. Özellikle de genç kızlarımızı…

Bunlardan biri Fatma Kula abla idi. 1940 doğumlu. Sanırım Fatma Ablayı salona ilk girişinde bir mıknatıs gibi çeken nuranî yüzünden eksik olmayan tebessümle hatırlayacağım hep. Bu satırları yazarken bile tebessümüyle süslenmiş o masum yüzü gözümün önünden gitmiyor.

Risale-i Nur’ları Nur’un fedakâr kahramanlarından ağabeyi Dr. Mehmet Akay sayesinde tanımış.

Bakın neler anlattı ablamız:

Erken yaşta evlendiğimden çocuklarım dolayısıyla namazlarıma pek dikkat edemiyordum. Abim “Bunları okursun!” diyerek Risaleleri bana bırakıp gidiyordu. Özellikle namazla ilgili bahisler namazımı daha dikkatli kılmama vesile oldu. Bir ara Rufai Tarikatından arkadaşlarım oldu, ama benim fıtratıma pek uymadığını fark ettiğimden onu da bıraktım.

Bir gün camide namaz kılarken, hanımlardan biri benimle tanışmak istediğini arkadaşlarıma iletmiş. Dikkatli namaz kılışım ilgisini çekmiş. O hanım Risalelerle daha yakından tanışmama vesile oldu. Arkadaşlarımla bir araya geliyor Risale sohbetleri yapıyorduk. Uzun kış geceleri ne tatlı sohbetlerimiz olurdu. Saatlerce ders yapar yine de doyamazdık Risalelere…

Bir ara şiddetli bir rahatsızlık geçirdim. Doktor eşime “Eğer sağlıklı bir eşin olsun istiyorsan karını daha özgür bırakacak, onun hayatına fazla müdahale etmeyeceksin” tavsiyesinde bulunmuş. Benim derslerime karışmadı çok şükür. Derslere gece sohbetlerimiz de dahil olmak üzere sıkça gider, birbirimizle Üstadımızın tabiriyle müfridane irtibatta bulunurduk.

Tabiî, sıkı gözetimlerin, hapislerin olduğu dar zamanlardı. Bahsettiğim zamanlar 60’lı yıllar… Nur derslerine giderken çantamızdan örgülerimiz, el işlerimiz eksik olmazdı. Hepimizde şişler yumaklar… Bir gün kardeşlerden biri “Hepimiz bizim köyün deli Necla’sı gibi gece gündüz elimizde örgü şişleriyle geziyoruz” demişti de hâlâ hatırladıkça gülerim. Güya derslerimize herhangi bir baskın olursa “Biz el işi yapmak için bir araya geldik” diyeceğiz.

Çok misafirperverdik. Şehre bir misafirimiz geldiğinde “Sende kalacak, bende kalacak” tartışmasıyla paylaşamazdık. Hep birlikte şehir dışındaki hanım kardeşlerimizi ziyarete gider, dersler yapardık. Hep birlikte, yer içer, güler, şakalaşırdık…

Fatma Abla, yüzünde sevimli tebessümüyle o gece daha bir çok şey anlattı bizlere. Hepsi de buram buram ihlâs, uhuvvet, şevk, gayret, müfridane irtibattan kaynaklanan samimiyet kokuyordu.

Gözleri nemlenerek, ağır rahatsızlığı devam eden kıymetli ağabeyi Dr. Mehmet Akay için duâ istedi bizlerden.

Nur’un o fedakâr kahramanı Dr. Mehmet Akay için siz de duâ eder misiniz?

Yasemin Güleçyüz

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*