Bediüzzaman hududa gitmek istedi mi?

Risale-i Nur Külliyatı’nda Bediüzzaman Hazretleri kendi hayatının detayları ile ilgili çok fazla ayrıntıya ver vermemiş ve verdirmemiştir.

Büyük Tarihçe-i Hayat’ta bile Risale-i Nur’u nazarlara vermiş, kendi hayatının özellikle sırlı ve ayrıntılı noktalarını ibham bırakmıştır. Elbette bunun da mühim bir hikmeti ve sebebi vardır. Biz, Bediüzzaman Hazretleri’nin hayatı ile ilgili bazı bilgileri kendi dilinden değil, farklı şahitlerden ve kaynaklardan öğreniyoruz. Bu bilgilerin bir tanesi de Bediüzzaman’ın Onuncu Lem’a olan Şefkat Tokatları Risâlesi’nin ikincisinde bahsedilen “Hizmet-i Kur’âniyenin daha revaçlı bir yeri olan hududa gitmek” meselesidir. Burada “Hizmet-i Kur’âniyenin daha revaçlı bir yeri olan ‘hudud’…” denilen ‘yer’ neresidir?

Burada öncelikle Abdülmecid Nursî Ağabeyin Van’da ikamet ettiği tarihleri nazarlara sunalım. Çünkü Abdülmecid Nursî Ağabey Üstad’ın “hududa” götürülmesine iştirak etmiyor.

Abdülmecid Ağabey Van’da farklı zamanlarda iki defa ikamet ediyor. İlk önce 1900 yılında Van’a gidiyor. Van’da kaldığı süre on dört senedir. Van’dan birinci ayrılışı 1914 senesi ve bu tarih aynı zamanda Birinci Harb-i Umumî’nin de başlangıcıdır. Abdülmecid Ağabey 1914 ile 1917 yılları arasında 3 yıl Şam’da kalır. Şam’dan sonra bir süre Diyarbakır’da kalıp 1920 yılında tekrar Van’a dönüyor. Bu ikinci ikametinde 1927 yılına kadar tam 7 sene Van’da ikamet ediyor. Pekâlâ, Üstad Ankara’dan ayrıldıktan sonra Van’a ne zaman geliyor? Üstad’ın Van’a gelmesi tahmînen 6 Eylül 1924 tarihidir. Bediüzzaman Van’a gelince bir süre kardeşi Abdülmecid Efendi’nin evinde kalıyor. Ziyaretçilerin çokluğundan dolayı kardeşinin refikasına fazla zahmet olmaması için Nurşin Camii’ne taşınıyor. Üstadın “Öz kardeşim ve en birinci ve yüksek ve fedakâr bir talebem olan Abdülmecid’in Van’da güzel bir evi vardı. İdaresi yerinde, hem muallim idi.”1 dediği yıllar 1920-1927 yıllar arasıdır. Zaten Bediüzzaman da 1924’te Van’a gidiyor. O zaman Abdülmecid Ağabey de Van’da öğretmen olarak vazife yapmaktadır. Yine Üstadın “Hizmet-i Kur’âniyenin daha revaçlı bir yeri olan hududa gitmekliğim için arzumun hilâfına olarak teşebbüs edenlere, içtihadınca, güya menfaatim için iştirak etmedi, rey vermedi. Güya, ben hududa gitseydim, hem hizmet-i Kur’ânîye siyasetsiz, sâfi olmayacak, hem onu Van’dan çıkaracak idiler diye iştirak etmedi. Maksadının aksiyle şefkatli bir tokat yedi. Hem Van’dan, hem o güzel evinden, hem memleketinden ayrıldı. Ergani’ye gitmeye mecbur kaldı”2 denilen nokta Abdülmecid Ağabeyin Van’da ikamet ettiği zamana tevafuk ediyor.

Zaten Abdülmecid Ağabeyin Tarihçe-i Hayatı’ndaki “Şeyh Said hadisesi ile başlayan ve Bediüzzaman’ın sürgün edilmesiyle neticelenen süreçten kendisi de nasibini aldı. Öğretmenlik görevinden alınınca Van’dan Ergani’ye geçti. Ergani’de bir manifatura dükkânı açarak hayatını devam ettirdi.” noktası da buna işaret ediyor.

Şimdi bu girizgâhtan sonra Üstadın “Hizmet-i Kur’ânîyenin daha revaçlı bir yeri olan ‘hudud’…” denilen ‘yer’ neresidir? Sualinin cevabını bulmaya çalışalım inşâallah.

Bediüzzaman’ın Van Sürgün Olayı

Bediüzzaman Hazretleri’nin Van’a ikinci gelişi tahmînen 6 Eylül 1924 tarihidir. Van’dan nefyedildiği tarih ise 10 Şubat–Mart 1926 başları gibidir. Bu arada Şeyh Said hadisesi dolayısıyla birçok sürgün yaşanmış durumdadır. “Van’da yapılan sürgünle, gele gele sıra Bediüzzaman’a gelmişti. Van’da yapılan sürgün hadisesi hakkında birçok şâhidlerin ifade ve hatıraları vardır.”3 Bunlara temas etmeden önce Üstadın sürgün hâdisesine nasıl baktığını nakledelim.

“Evet, Hazret-i Üstad Bediüzzaman da, hükümetin yaş-kuru demeden giriştiği o zulümkârâne sürgünlük hareketinin icraatını gaddarâne, haksız ve zalimâne görmüş, hatta bir ara buna kendi ihtiyarı ile girmeme, boyun eğmeme yönünde bir tedbir düşünmüş; hududa, yani İran yakasına geçmeyi de tasarlamıştır. Bu niyet ve tasarısı hakkındaki tedbir ve düşünce, evvelâ Vanlı büyük âlimlerden, özellikle Van Müftüsü Şeyh Enver tarafından gelmişti. Hazret-i Üstad da o tedbiri bir ara ma’kul karşılayarak mülâhâzasını yapmıştı. Bu mülâhazayı talebe ve dostları olan diğer âlimler ve Van’ın ileri gelen zevatıyla de istişare etmişti. İstişare ettiği kimseler içinde kardeşi Molla Abdülmecid Efendi de vardı. Ancak o tasarı birçok kimseler tarafından ma’kul ve isabetli karşılandığı halde, Üstad’ın kardeşi Molla Abdülmecid tarafından tasvip görmemişti.”4 Bu hadiseyi Bediüzzaman Hazretleri Onuncu Lem’a olan Şefkat Tokatları Risalesi’nin İkincisi’nde bahseder. “Hazret-i Üstad’ın, herhangi bir su-i kast gibi tehlikelerden muhafazası için Van’dan ayrılıp hududa gitme fikir ve tedbirini ilk getiren Van’lı meşhur Şeyh Enver Efendi”dir. “O zatın bu teklifini, Üstad’la birlikte diğer bazı ulema da tasvip etmekteydi.” Ancak Onuncu Lem’a olan Şefkat Tokatları Risalesi’nin İkincisinde “Üstad’ın ifadesinin zahirinden anlaşılan odur ki, kardeşi Molla Abdülmecid Efendi, Hazret-i Üstad’ın arzusuna muhalif olarak katılmadığı ve tasvip etmediği için o tedbir gerçekleşmemiştir.”5

“Lâkin ‘Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî’ kitabında ise, Merhum Ali Çavuş’tan naklen: Şeyh Enver tarafından gelen o teklifin reddi cihetine giden doğrudan doğruya Hazret-i Üstad’dır diye kaydedilmiştir.”6 “Aynı vakı’a hakkında hatırasını anlatan Van’lı Cemil Talay ise; Şeyh Enver Efendi, Hazret-i Üstad Erek Dağı’ndan sürgün için alınmadan bir gün önce, atlar hazırlatarak Hazret-i Üstad’ı İran’a götürmeyi mutlak şekilde ve gayet ısrarla arzu edip hazırlıkları tamamlamışken, Hazret-i Üstad en son günde gitmeyi reddedip o fikre uymadığını kaydeder.”7 Konuyu Cemal Talay’ın hatırasından takip edelim: “Cemal Talay, Şeyh Enver Efendi’nin hizmetlerine bakan bir insan, Şeyh Enver, çok ısrarla, atlar hazırlatarak Bediüzzaman’ı İran’a götürmeyi teklif ediyordu. Enver Efendi’nin bu ısrarlarına Bediüzzaman red cevabı veriyordu. “Siz gidin, ben gitmeyeceğim. Ben Anadolu’ya gidiyorum. Ben memnunum” diyerek yapılan teklifleri kabul etmiyordu.”8 Çünkü Bediüzzaman Hazretleri “Biz, imanı kurtarmak ve Kur’ân’a hizmet için, Mekke’de olsam da buraya gelmek lâzımdı. Çünkü, en ziyâde burada ihtiyaç var. Binler ruhum olsa, binler hastalıklara müptelâ olsam ve zahmetler çeksem, yine bu milletin îmânına ve saadetine hizmet için burada kalmaya Kur’ân’dan aldığım dersle karar verdim ve vermişiz.”9 diyerek hududa yani İran’a gitmemesinin hakîkî hikmetini belirtmiştir.

Dipnotlar:
1- Lem’alar, s. 160.
2- Lem’alar, s. 160.
3- Mufassal Tarihçe-i Hayat, Cilt-1, s. 699.
4- Mufassal Tarihçe-i Hayat, Cilt-1, s. 699.
5- Mufassal Tarihçe-i Hayat, Cilt-1, s. 700.
6- Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî, 6. Baskı, s. 257.
7- Mufassal Tarihçe-i Hayat, Cilt-1, s. 700.
8- Son Şahitler, Cilt-1, s. 145.
9- Emirdağ Lâhikası-I, s. 335.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*