Bediüzzaman ve Eskişehir

altAziz Üstadıma mekân ve makam olmuş mübarek Nur menzillerinden biri de, Eskişehir’dir.

Hz. Üstadımızı ilk defa 1935 yılının 27 Nisan günü Eskişehir hapsi dolayısıyla bağırlarına basan Eskişehirliler, Aziz Üstad’ı bu vesileyle ‘hoşgeldiniz’ demişlerdi. Üstad, Eskişehir hapsinin soğuk, ufunetli ve rutubetli duvarları arasında kendi tabiriyle “Bir sene“ (Mektubat). kaldıktan sonra tahliye edilerek tahliye edilerek Kastamonu’ya gönderilir.

Biz, Eskişehir seyahatimizde Üstadımızın kaldığı hapishanenin izlerini ararken hapishanenin çoktan yıkıldığını öğreniyorduk.

Aziz Üstadın hapishanede kaldığı süre içerisinde yaşadığı bir çok sırlı hâl mevcuttu.

Bu manidar hallerden bir kaç anekdotu birlikte paylaşalım: Isparta’dan trenle Eskişehir’e sevk edilen Üstad ve arkadaşları için, müfreze kumandanına verilen emir “Isparta hududundan çıktıktan sonra ıssız bir yerde hepsini imha et” şeklindeydi. Fakat kumandan Ruhi Bey vicdanlı ve insaflı biri olduğundan emri yerine getirmedi. Bilâkis Üstadla dost olmuştur.” (Mufassal Tarihçe-i Hayat, s. 790)

120 talebesiyle Eskişehir hapsine getirilerek, tam bir tecrid-i mutlak içerisine alınarak, kendisine ve talebelerine dehşetli işkencelerin tatbikine başlanır. (Tarihçe-i Hayat)

Hapiste vaki olan bir zehirleme hadisesiyle ilgili olarak da şu ifadeleri mevcuttur: “Garip ve bana pek ağır gelen bu üç günde bir bardak ayran, bir bardak sudan başka bir şey yedirmeyen garip hastalığım üçüncü gününde…” (Osmanlıca Lem’alar’dan)

Eskişehir hapsinin bir meyvesi olan 6 nükteden ibaret 30. Lem’a’nın bu hapiste telif edilmesi oldukça mânidardır. ‘En mühim risâleler en zor şartlarda telif edilmiştir’ sözünü hatırladığımızda dehşet ve hayret içinde kalmamak mümkün değildir. Tarihçe-i Hayat’ta mevcut bir hadise ki, Üstadın bir Cuma günü hapisteyken hapishaneye yakın bulunan Akcami’ye giderek namazda görünmesi vakıası da yine Eskişehir hapsi sırasında yaşanan gerçeklerdendir.

Eskişehir’e yaptığımız seyahatte önce, Üstadın hapishanedeyken bir Cuma günü Cuma namazında minberin sağ tarafında namaz kılarken göründüğü Ak Cami’ye gittik. Öğle namazını orada eda edip caminin birkaç fotoğrafını çektikten sonra ayrılmıştık. Eskişehir’de aziz Üstada mekân olmuş Nurlu Menzillerden biri de, ikamet ettiği evdir. Odunpazarı merkezi olarak bilinen, sokak aralarında Akcami’ye yakın bir yerde bulunan Üstadın evini ziyaret maksadıyla gittiğimde kilitliydi. Yanıbaşında oturan ve evin sahibi olan hanımefendi “Bediüzzaman burada oturmuştu. Biz bu evin sahibiyiz, evi satacağımızdan kiracı da almıyoruz” demişti.

Eskişehir hapishanesinin yer aldığı mevkiye doğru yürürken lise mektebiyle karşılaştık. Hapishaneden iz ve eser kalmadığını gördük.

ESKİŞEHİR HAPSİNDEN BİR KESİT

“Bir zaman, Eskişehir Hapishanesinin penceresinde, bir Cumhuriyet Bayramında oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. Birden, mânevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Ve gördüm ki, o elli altmış kızlardan ve talebelerden kırk ellisi, kabirde toprak oluyorlar, azap çekiyorlar. Ve on tanesi, yetmiş seksen yaşında çirkinleşmiş, gençliğinde iffetini muhafaza etmediğinden sevmek beklediği nazarlardan nefret görüyorlar kat’î müşahede ettim. Onların o acınacak hallerine ağladım. Hapishanedeki bir kısım arkadaşlar ağladığımı işittiler. Geldiler, sordular. Ben dedim: ‘Şimdi beni kendi halime bırakınız, gidiniz.’ Evet, gördüğüm hakikattır, hayal değil…”(Asa-yı Musa: 16).

Bediüzzaman ve talebelerinin ruhlarına pek çok Fatihalarla birlikte, yurt sathında ve dünyada derûhte edilen Nuranî hizmetler onun âli ruhunu daha da sevindirmeye vesile olacaktır.

Eskişehir semaları da, buna şahitlik edecektir..

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*