Bediüzzaman’ın bahadır evladı: Yeni Asya

Siyaset Günlüğü

altDile kolay!..

Tam 49 yıl

Yeni Asya’mız kırk dokuz yaşına basmış.

Nasıl da geçmiş yıllar…

Çok da kolay geçmedi tabi ki.

Çünkü, Yeni Asya;

Bediüzzaman’ın çizdiği yolda ilerlerken hep sıkıntıya maruz kalmış, içten ve dıştan darbeler yaşamış, yerine göre zındıka komiteleri bütün karanlık güçlerini üstüne salmış…

Ama Yeni Asya yılmamış.

Hakkı hukuku, adaleti, demokrasiyi, hakiki cumhuriyeti, din ve vicdan özgürlüğünü, kim olursa olsun tüm insanlar için hak ve hürriyetleri savunmaya devam etmiş.

İşte bu gün de olgunluk yaşına gelmiş…

Kemal yaşına erişmiş…

Yine aynı noktada dik duruşuna devam ediyor.

Bediüzzaman ve Nurların gösterdiği hedefte, camiasından aldığı güçle, meşveret prensiplerine sıkı sıkıya bağlı kalarak geleceğe doğru ilerliyor.

Eminiz ki…

Şimdiye dek yüzümüzü yere baktırmayan O Sonsuz Kudret sahibi Hakk, Hakkın yolunda yürümeye kendini adamış olan Yeni Asya’mızı yine başı dik olarak kıyamete kadar yürütecektir.

“Geçmiş geleceğin aynasıdır” derler.

Geçmişte yaptığımız Hak mücadelesi, inşallah gelecekte de devam edecek.

Bu ise büyük ve azim bir nimettir.

Ne kadar şükredilse yine de azdır

Biz de Rabbimize sonsuz  şükrediyoruz.

Nasıl şükretmeyelim?

Bizim de ömür yıllarımız bu mübarekler heyeti içinde geçti.

Daha dün gibi hatırlıyoruz:

Bu camiaya dahil olduğumuzda Yeni Asya yoktu. Onun bağrından çıkmış olan Yeni Nesil yayında idi.

Köprü dergisi ile birlikte gündem belirliyordu gazetemiz.

Hele ki Demirel‘in yasaklarının kaldırılmasındaki hizmeti dillere destandı. Yasakların kıl payı kalkmasında camiamız ve gazetemiz büyük bir çaba sarf etmişti.

Ya Yakın Tarih Ansiklopedisi

Tüm sahte kahramanların ipliğini pazara çıkarmıştı. O zamanlar  inanan insanların hissiyatına tercüman olmuş, geniş kitlelerde büyük bir heyecan dalgası meydana getirmişti.

Bundan rahatsız olan derin güçler de harekete geçmişti tabi ki.

Yeni Nesil içten bir darbe ile sarsılmıştı.

Bu sefer Yeni Nesil, Yeni Asya olmuştu.

Mehmet Kutlular Ağabeyin yönetiminde yine güzel hizmetlere devam etti.

Ankara’daki ilk Bediüzzaman mevlidini de unutmayalım bu arada.

O neydi öyle…

Öldürdük, dağıttık, bitirdik, böldük, parçaladık dedikleri Yeni Asya bir anda ayağa kalkmış, mevlitle bütün zincirleri parçalamıştı.

Adeta Zümrüd-ü Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğmuştu.

Hem de Ankara’nın göbeğinde.

Kocatepe camiinde…

Bir cumhuriyet bayramı öncesinde…

Böyle büyük bir hadisenin bir bedeli olurdu elbette.

Oldu da…

Kutlular Ağabey ile birlikte bazı kardeşler içeri alınmıştı.

Kısa bir süre nezarette kaldılar…

Ama olsun, değerdi buna.

Ya 28 Şubat?

Birileri dalkavukluk için müstebitlere mektuplar yazarken, Yeni Asya yine dik duruşuna devam ediyordu. Her fırsatta Hakkı ve hukuku savunuyor, zalimin zulmüne karşı sabır, sebat ve imanla karşı koyuyordu.

Derin güçler durur mu?

Elbette ki durmadılar, hemen harekete geçtiler.

Hem de tüm karanlık güçleriyle.

Bir anda hücum ettiler. Tüm yazarlarımızı içeri tıkmaya, camiayı dağıtmaya kalkıştılar, bir çok yazara 301’den dava açtırdılar.

Yetmedi, gazetemizi bir ay kapattılar.

Biz de o zaman Yeni Asya’da Siyaset Günlüğü köşesinde yazıyorduk.

Hakkımızda iki dava birden açılmıştı. Bizler tecrübesiz, derin güçlerin soğuk yüzü ile hiç karşılaşmamışız, telaşla sıkıntılı bir halet içinde iken yine Kutlular Ağabey çıktı meydana.

O mangal yürekli cesur Adam bütün şimşekleri üstüne çekerek bir paratoner gibi bizlerin önünde durdu. İlginçtir, biz de dahil bir çok yazarımız en az 1 yıl 8 ay ceza aldığı halde, hemen hemen hiç kimse hapse girmedi.

Kutlular Ağabey 2 yıl 1 gün ceza alarak, adeta tüm yazarlar yerine hapiste yattı.

Tam bir cesur yürek…

Tam bir Hak aşığı…

Hak uğruna her şeyini feda eden bir kahraman.

O günlerde yaşanan ilginç bir olayı ise hiç unutamıyoruz:

Kutlular Ağabey 2 yıl 1 gün ceza almıştı. Mahkeme sonrası Milliyet gazetesi garip bir şekilde, “Kutlular kaçtı” diye manşet atmıştı. Güya Mehmet Ağabey hapisten korkup yurt dışına kaçacaktı!…

Böyle bir dava adamına böyle bir iftira…

Yakışır mı?

Yakışmazdı elbette…

Hemen ertesi gün beyanat geldi Kutlular Ağabeyden:

Hiç bir yere kaçmadım. İşte buradayım, görevimin başında, Yeni Asya’daki masamda oturuyorum. Devletin jandarması, polisi gelir beni buradan alır.

Tabi ki Milliyet sus pus.

Mesele sonra anlaşıldı.

Meğer Mehmet Kutlular Ağabey o esnada Avustralya’da bir program için bulunuyor imiş. Mahkemeden ceza aldığını duyunca programını iptal edip süratle ülkeye geri dönüyor.

İlginç değil mi?

Vatandaş hapis yatarım korkusu ile ülkeyi terk ediyor…

Kutlular ise, “Davam uğruna gider hapis yatarım” diyor.

Koşup ülkesine geliyor, cemaatin en önünde duruyor.

Buna fıtri karagözlülük denir.

Aynı zamanda,

Örnek alınacak bir cesaret

Böyle bir dava adamıydı Kutlular Ağabey…

Bu kartal bakışlı cesur Kahramanın  bıraktığı boşluğu doldurmak kolay değil.

Rabbim acil şifalar verir Ağabeyime inşallah.

İşte Yeni Asya da böyle dava adamlarını kendine rehber ederek Üstadın açtığı yolda yürümeye devam ediyor.

Korkmadan, yılmadan, kimseden çekinmeden…

Çünkü Yeni Asya Bediüzzaman’nın bahadır bir evladıdır.

Manevi cihatta en önde savaşan bir kahramanıdır.

Hakkın yılmaz savunucusudur.

Üstadın, Zübeyir ve Kutlular abilerin dava adamlığını rehber edinmiş mücahitler topluluğudur.

Allah Yeni Asya’mızın yolunu daim açık etsin.

Nice Kırk dokuz yıllara…

image_pdf
Ahmet Said Akgül

Hakkın hatırı âlîdir; hiçbir hatıra feda edilmez!

BENZER KONUDA MAKALELER:

2 Yorum

  1. Değerli yorumcumuz, her görüşe eşit mesafede durmakla birlikte; hakaret, küfür, aşağılama vb. içeren, toplumsal hassasiyetleri zedeleyici nitelikteki ve büyük harfler ile yazılan yorumları yayınlayamıyoruz. Kriterlere uygun olarak yeniden yorum yazmanızı diler, ilginize teşekkür ederiz. Saygılarımızla. (Editör)

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*