Bilgi korkuyu eğitir

Korku doğuştan getirdiğimiz, fıtratımızda hayatımızı tehlikeye atmamak için yerleştirilmiş olan bir duygu.

Bu duyguyu kullanmada denge sağlanamadığında korkunun esiri olmak da var! Zira, korku, endişe, kaygı, telaş, düşünme faaliyetini etkiliyor. Sağlıklı düşünemeyen, için korkunun esareti de başlıyor!

KORKU SEKTÖRÜ

Günümüz toplumlarında korku, küresel şebekelerce otoriteye boyun eğdirmek için psikolojik silah olarak kullanılıyor. Toplum mühendisleri için kaygı ve korku duyguları paha biçilemez güçte. Zira halk, normal şartlarda kabul edemeyeceği şeyleri kaygı ve korku duyguları körüklenince kolayca kabul ediyor.

Modern zamanların insanları için en büyük korku, görmezden gelinme ve başarısızlıktır. Bir standart oluşturulur ve kişi bu standartlara ulaşmak için sürekli gayret sarf eder, kendini birilerine beğendirmeye çalışır. Standartlara itiraz cesaret gerektirir.

Sözgelimi hastalık korkusu sağlık sektöründe, fizikî görünümle ilgili korku diyet ve moda sektöründe, başarısızlık korkusu eğitim sektöründe küresel şebekelerce kullanılır.

KORKU EĞİTİLEBİLİR-KONTROL EDİLEBİLİR

İnsan bilmediğinden daha da korkar. Bunu engellemek mümkün değildir. Neden korkup, neden korkmayacağını belirleyen şey eğitimdir.

Korku duygusunun kontrol etme ve eğitme konusunda kitabı da olan Prof. Dr. Özcan Köknel şöyle diyor: “On beş yaşında denizde boğulma tehlikesi geçirdim, korktum. Ancak korkunun üstüne gittim. İyi yüzme öğrendim. Böylece gençlik çağında korkunun üstüne gitme yolunu kullandım, başardım. Bu durum bütün hayatımı etkiledi, bedensel gücümü doğru tanıyıp, değerlendirerek, becerimi, yeteneğimi bilerek günlük yaşantıda karşılaştığım engelleri aştım. Problemleri çözdüm. Bedensel, ruhsal özelliklerini bilen, tanıyan insan yaşadığı ortamda mücadele edeceği ya da kaçacağı uyum zorunda olduğu durumlara göre davranışını, tutumunu, eylemini düzenleyebilir. Kaygılarınız, korkularınızla baş edebilirsiniz. Bu nedenle enerjinizi, gücünüzü kendi zararınıza kullanmayın, ziyan etmeyin.”

İMANDAN GELEN CESARET

Üretilmiş korkuların esaretinden kurtulmak için güçlü bir kişiliğe sahip olmak gerekir. Bu güçlü kişilik için gereken irade ve itiraz cesareti de iman kuvvetiyle en mükemmel halini alır. Her şeyin dizgininin Kâinatın Sahibinin elinde olduğunu gönülden tasdik eden bir insan için korkacak, kaygılanacak, telaşlanacak, sıkıntıya sebeb olacak bir neden yoktur!

İşte taklidi olmayan hakiki imanı elde etmek ve elde ettikten sonra da inkişaf ettirmek bunun için gayret göstermek, marifetullah çok önemli bir kulluk vazifesidir.

Bediüzzaman Hazretleri şu cümleleriyle böyle imanın gücünü tarif eder: “İmân hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imânı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imânın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyikàtından kurtulabilir.”

HÜLASA

“Korkma!” ayeti Kur’ân’da bir çok surede kimi zaman “üzülme!” cümlesiyle yer alır… Ümitsizlik, üzüntü, gevşeklik hallerinden müminler sakındırılır:

“Gevşeklik göstermeyin, ümitsizliğe düşmeyin ve üzüntüye de kapılmayın. Sizler eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.” (Âl-i İmrân, 139.)

Evet, imandan gelen bir cesaret ışığın karanlığı yok ettiği gibi korkuyu yok eder!

Yasemin Güleçyüz

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*