Bin sene devam edemeyen despotizm…

TC nin kuruluşundan itibaren, savaştan savaşa girip, vatanı düşmandan kurtaran aziz milletimize, maalesef yapılmayan zulüm ve haksızlık kalmamıştır. TC kurulmadan önce, millete her türlü yalanı söyleyenler, savaştan sonra ipleri eline geçirince, savaşlardan bitkin ve yılgın, ama muzaffer olarak çıkan bir milletin, değerlerini yok etme operasyonuna başlamışlar. Despotizmin en âlâsını yaparak, milletin bin senelik kültürünü yok etme adımını atarak, “din öldürülecektir” projelerini hayata geçirmek için uğraşmışlar, ama o deccalî zekâya karşı, Cenab-ı Hakk, bir mehdi-yi azam yollayarak, onların kurduğu tuzağın tam muvaffak olmamasını sağlamıştır. Ama yine de tahribat büyük olmuş, “inkilab” adı altında, her şeyi zir-ü zeber etmişlerdir. Milletin, ezanına kadar, her şeyini değiştirmişlerdir.

Çeyrek yüz yıl kadar süren fetret devrinden sonra, milletin iktidarı olan DP hükümetinin, inkilabların tekerleğine çomak sokmasından sonra, hâkim güçler harekete geçerek, her türlü hile ve entrikaya müracaat ederek, on sene sonra milletin hükümetini yıkıp; alçaklığın her türlüsünü yapmışlardır. TC tarihinde ilk ihtilal olan o meş’um 1960 ihtilali, aslında inkilabların devamı ve o inkilabların DP tarafından silinmeye başlanan kısmını da yeniden ikame etmek üzere bir Mayıs sabahı milletin haberi ve tasdiki olmadan “Türk milleti adına” yaptıkları alçak ihtilalle, memleketin, milletin anasını ağlatıp, memleketi elli yıl geriye götürmüşlerdir. İşte o ilk hain ihtilal, ileride devam edecek olan diğer hain ihtilallere kapı açmış, bir ilk olmuştur. Ondan sonra ne kadar hain varsa, ihtilal yaparak bu aziz milleti, aziz vatanı darda, zorda bırakmıştır.

12 Eylül 1980 hain ihtilalinden sonra pek kolay kolay ihtilal olmaz diyorduk ama bu sefer onun post modernini yaptılar. Gerçi hep dış güçlerin Türkiye üzerinde oynadığı oyunların birer parçası olan bu ihtilalerin oldurulması için hep entrika yapılıyordu. 1987 seçimlerinden önceydi. Zannedersem Milliyet gazetesinin 1. Sayfasında küçük bir haber vardı. Orada ABD li bir Ortadoğu uzmanına soruyorlar. “Bundan sonra Türkiye’de ihtilal olur mu?” diye. O da “Olmaz. Ancak, Refah partisi iş başına getirilirse olur!” diye cevap veriyordu.

Refah Partisi iş başına getirildi ve neticede onu bahane ederek 28 Şubat 1997 tarihinde o hain hareketi yaptılar. Daha teferruatını yazmaya lüzum yok. Binlerce ocak sönmüş, insanlar çaresiz bırakılmıştı o ihtilalde. Ve o durumun ilelebet devam edeceğini zanneden enaniyetli, kasıntı bir paşaya sonralarında soruyorlar. “28 Şubat ne kadar devam edecek?” diye. O da ahkâm kesiyor. “bin sene sürecek” diye. İşte bin seneyi bırakın on sene bile sürmedi. Gerçi şeklen bitti gibi görünse de, tortuları, izleri hâlâ silinemedi o başka tabii. Ama burada en çok sıkıntı çeken Müslümanların çok müteyakkız olması lâzım. İç ve dış hainlerin oyununa gelip, Allah muhafaza yeni ve değişik taktikli bir hıyanete uğramamak için dikkatli olmak lâzımdır.

Allah, bundan sonra hiçbir haine fırsat vermesin. Bundan sonra aziz vatanımızın üzerine hiçbir kara bulutu çökertmesin inşaallah! Hainlerin yaptıkları da yanına kalmayıp, hem bu dünyada, hem ukbada cezasını çeksinler inşaallah!  

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

1 Yorum

  1. Sayın Osman Üstadım, yazınızda 28 Şubat ihtilali kara günlerdi, bundan böyle ülkemize belalı günler gelmesin diyorsunuz. Peki siyasal islamcıların son senelerde yaşattıkları müthiş kaos ve islama yaptıkları zararlar konusuna hiç değinmiyorsunuz. İslami değerler pespaye edildi, eğri bildiğimiz herşeye sözde islam allemeleriyle olumlu fetvalar verdirildi. Doğru yanlış, günah sevap, helal haram karışık hale getirildi, vaya yer değiştittiridi. Neredeyse yaşadığımız dinde günah denebilecek bir şey kalmadı. Korkunç dünyevileşme, maddiyat biriktirme uğruna maneviyat saptırıldı. Peki değerli üstadım bu vahim sapmaların elim cezaları olmayacakmı? Hani iyi günler temenni ediyoruz, ama Allah uygun görecekmi? Derin anlamlı yazılarınızı bekliyoruz. Saygılarımla.

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*