Binbaşı Asım Bey’in Risale-i Nurlar’a hitab şekli

Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin saff-ı evvel talebelerinden olan Binbaşı Asım Bey, Isparta’da tutuklanıp Eskişehir’e götürülüyor.

Sorgu sırasında “Yarabbi, canımı al” diyor ve orada vefat ediyor. Saff-ı evvel talebelerden Binbaşı Asım Bey’in Üstad’a yazdığı mektuplar diğerlerinden bir yönüyle farklılık arz ediyor. Asım Bey, Barla Lâhikası’nda yer aldığı şekliyle Üstad’a hitaben altı adet mektup yazmıştır. Mektuplarında diğer mektupların hiçbirinde rastlanılmayan Risale-i Nur’la ilgili “Risale-i Şerif” ifadelerini kullanmıştır. Şimdi bu mektupları kısaca inceleyelim: Barla Lâhikası’nda yer alan ve Üstad’a yazdığı birinci mektubun başında (Şu fıkra Binbaşı merhum Asım Beyindir) notu düşülmüş. Asım Bey mektubunda, “Envar-ı Kur’âniye mizan ve bürhanlarından takdir edilemeyen Sözler namındaki risale-i şerifler fakiri ihya ediyor, kalbimi nurlandırıyor” diyor. 1

Merhum Asım Beyin Barla Lâhikası’nda yer alan ikinci mektupta ise şu ifadeler var: “Hikmetrasan ve nurefşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o Risalelerdir. İşte o baha takdir edilemeyen o anahtarlar, öyle mücevherat ve pırlanta elmaslar ki, ne diyeyim iktidarsızlığımdan lisanım ve kalemim kalbimin tercümanı olamıyor, aciz kalıyor. Şeriat, hakikat ve marifet hazine ve definelerini küşad edecek ve eden, ancak ve ancak bu Nur risale-i şerifeleridir. Bu risale-i şerifeler de yazanı, okuyanı, dinleyeni Nur bahçesine, Nur deryasına gark edip de mütefekkir, mütehayyır edip, hepsinden bir çiçek demeti yapmaz da ne yapar! Diyebilirim ki, bu Nur risale-i şerifeleri bir gülistan-ı cinandır. Bu gülistandan istifade edemeyen bed -mayelere, nasibdar olamayanlara sad-hezar teessüf.”2

Üçüncü mektup ise “Üstad-ı Ekremim” hitabıyla başlıyor ve şöyle devam ediyor: “Bu kerre ikamline muvaffak olabildiğim üç risale-i şerife ki; Yirmi Dördüncü, Yirmi Dokuzuncu Söz, Otuz Birinci Mektubun Beşinci Lem’ası Mirkatü’s sünnet Risaleleri bera-yı tashih manzur-ı üstadanelerine buyurulmak üzere takdim edildi. Risale-i şeriflerin cümlesi birer hakikat nuru fışkıran birer gülistan-ı cinandır.”

Asım Bey, hastalığından dolayı Risalelerin tashihinin gecikmesini ise Üstad Bediüzzaman’a şöyle izah ediyor: “Üstad-ı Ekremim! Bu defa risale-i şerifler bir parça tehire uğradı. Bunu, fakirin atalet, betalet ve kesaletine haml buyurmayınız. Ramazan Bayramı’ndan beri iki defadır hastalığım ki, elan nekahet devrindeyim, Risale-i Nur-u Şerifelerin istinsahına oldukça bir fasıla vermiş oldu.”3

Dördüncü mektubunda ise Üstad’ın kendisi için kullandığı ifadelere karşı, “Muhterem Üstadım Efendim!” diye başlayarak uzunca bir mektub yazıp şöyle hitap etmiş: “Her defa olduğu gibi bu kerre de namüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütuf ve ibzal buyurulan iltifatat-ı binihaye bu fakiri mestediyor. Ne yapacağımı şaşırıyorum. Ancak Cenâb-ı Lemyezel Hazretleri’nin lütf-u kerem ü ihsanına hamd ü şükr ü sena ederek risale-i şerifelere sarılıyorum. Bunlar ve diğer risale-i şerifeler hakikat fışkıran, nurlar saçan bir feyizdir.“4

Binbaşı Asım Bey, Üstad’a hitaben yazdığı beşinci mektubunda ise Üstad Bediüzzaman’dan daha önce ölmesini arzu ettiğini şu şekilde bildiriyor: “Gönül şöyle istiyor ve arzu ediyor: Bu fakir, Üstadımdan evvel kabre girsin ve siz, dar-ı bekanın ilk kapısına gelinceye kadar dar-ı dünyada bulununuz ki, bu fakir ve muhtaç olan talebenize arkasından göndereceğiniz duâ ve hediyenizle mutena’im, şad ve mesrur olsun.“5

Son mektubunda ise Fihriste Risalesi’nin ehemmiyetinden şöylece bahsediyor: “Bu Risale Fihristesi, hakikaten menba-ı Nur ve mecma-i hakikattır. Elhak Nur fihristeleridir. Şöyle söyleyebilirim ki: Otuz Üç Söz, Otuz Üç Mektubun her biri, füyuzatta bir menba-i Nur-u hakikat ve gülistan-ı bağ-ı cinandır. Bu fihristeleri okumak; her halde ve behemehal Söz ve Mektuplar risale-i şeriflerinizi görmek, okumak, yazmak için insanı iştiyak ve gayrete sevk ediyor ve şiddetle kamçılıyor.”6

1935 Nisan ayında Isparta’da sorgu hâkimliğinde ifade verirken vefat eden Binbaşı Asım Beyin naaşı, Isparta’nın Alâeddin Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Mekânı Cennet olsun inşallah. Amin.

Mehmet Bilgin

Dipnotlar:
1- Bediüzzaman Said Nursî, Barla Lâhikası, 117.
2- Bediüzzaman Said Nursî, Barla Lâhikası, 169.
3- Bediüzzaman Said Nursî, Barla Lâhikası, 301.
4- Bediüzzaman Said Nursî, Barla Lâhikası, 382.
5- Bediüzzaman Said Nursî, Barla Lâhikası, 196.
6- Bediüzzaman Said Nursî, Barla Lâhikası, 257.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*