Bir imamın terörü önleme tedbiri!

Bir imam-hatip, cami tabelâsına yazmış: “Çocuklarımıza ibadetten önce ahlâkı öğretelim. Yoksa, çocuklarımız namaz kılan bir hırsız, oruç tutan bir sapık, hacca giden bir yalancı, kurban kesen bir tefeci, tekbir getiren bir terörist olabilir!”

Bu tesbit “ahlâk” yerine “iman” kelimesi konulursa daha doğru olur.

Zira, iman; ahlâkın da, ibadetin de, dürüstlüğün de, doğruluğun da kaynağıdır.

Yalnız, iman deyince, “inanıyorum” demekten ibaret değildir. İman esaslarının, İslâm şartlarının/ibadetin, ahlâkın, ukubatın hakikatlerinin, akıl, mantık, kalp, vicdan ve bütün lâtifelerimiz mutmain olacak tarzda öğrenilmesi, özümsenmesi, benimsenmesi gerekir. Tıpkı, “tıp, matematik, mühendislik vs. ilimlerine inanıyorum!” demek yetmediği, eğitim ve terbiyelerini almak gerektiği gibi…

Her yerde hazır, nazır, Semi’ (işitmeyi, işiten kulakları yaratan, herşeyi işiten), Basir (görmeyi, gören gözleri yaratan ve herşeyi gören), Habir (herşeyden haberdar olan) sonsuz isim ve sıfatlar Sahibi olan Hâlık-ı kâinat, Rahman ve Rahim olan Allah, akıl, kalb ve zihinlerimizde tesbit edilirse… Her yerde vazifelendirilen İlâhî kameraman ve polis meleklere,

Kitaplara,

Peygamberlere,

Ahiret’e,

Kadere (olmuş, alacak her şeyi yazılması ve insana cüz’î irade denen sorumlu olduğu herşeyde hür irade, isteme ve talep etme serbestisi verilmesine) iman edilirse…

Gayet tabiî ki, iman esasları ve ibadetler aklî, mantıkî, ilmî bir tarzda, bütün yönleriyle öğrenilip, benimsenip, özümsenip zihinlere yerleştirilirse hırsızlık, yolsuzluk, ahlâksızlık, zulüm, yalancılık vs. olmaz…

Onun için Bediüzzaman, bütün mesaisini iman üzerine teksif etmiştir.

Zira, iman hem nur, hem kuvvettir, iman elektriktir, iman yakıttır, iman enerjidir, iman ilimdir… Elektrik yoksa, enerji yoksa, yakıt yoksa, istediğiniz kadar elektrikli ev aletleriniz, cihazlarınız, bilgisayarlarınız, beyaz eşyanız olsun, hiçbir işe yaramazlar!

Allah’ın emirlerini bilen, yasaklarından kaçarak O’nunla şerefli bağlar kuran bir toplum; asayişi, güveni, otokontrolü sağlar. Bu da anarşi ve terörün önlenmesi demektir. Bunun sonucu da huzur ve mutluluktur. Bu hayalî değil, tarihin şahadetiyle yaşanmış binlerce örnekler vardır: İslâm tarihi boyunca, hangi dönemde imanın dini hakikatler yaşanmışsa; o devreler yükselme devirleri, terakki ve ilerleme devirleri, anarşi ve terörden arınmış devirlerdir.

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*