Bir plaketin hatırlattığı

Geçen hafta sonu çok satan bir ürünün bayiler toplantısındaydık. Orada bulunmamızı sebebi, onurumuza verilecek olan bir plaketti.

Güya “katkılarımızdan” dolayı verilmesi uygun görülmüş… Böylesi “jest”ler insanın tabiî ki, hoşuna gidiyor. Ancak nefsinize pay çıkarmamak kaydıyla. Eğer bu tür başarıları kendinizden biliyorsanız, orada durup düşünmeniz gerekiyor. Çünkü ufaktan ufaktan bir “ene” oluşuyor demektir…

Ki, işte o zaman, sizin için tehlike çanları çalıyor demektir.

Aman dikkat!

ÖDÜL VE TAVİZ

Elbette ki, bir çalışmanın ve katkının ürünüdür ödüller.

Ancak!

Evet, ancak; bu tür ödüller birer tavizdir aslında!

Nasıl yani?

Eğer bir firma size –velev ki- durduk yerde ödüle “lâyık” görmüşse, orada bir düşünün!

Çünkü, ileride karşılığında çok şey isteyecektir demektir.

Meselâ, adını vermeyeceğim, bir kurum, şahsımı çocuk yayınlarından dolayı taltif etmişti.

Ancak ülkemin gündemini belirleyen birkaç olaydan sonra, kulağıma bazı fikirler sokmaya başladı.

Yani, üstü örtülü şunu demek istiyordu: Sana ödül verdik, söylediklerimizi kabul et, suyunu çıkarma!

Yazar veya fikir adamı, kimsenin malı değildir. Sadece kendisini adadığı bir dâvânın takipçisidir. O fikre sahip olamadıktan sonra ne dâvânın önemi kalır ve ne de yazarlığın.

Taviz verdiğin gibi bir de “kimliksiz” bir ruhla dolaşırsın orta yerde.

HEDİYE Mİ, RÜŞVET Mİ?

Bu yüzden Üstad Bediüzzaman Hazretleri hiçbir hediyeyi kabul etmemiş.

Evet, hediyeleşmek sünnet… Ancak bu zamanın şartları ve bu dönem insanları, maddî noktadan hediyenin güzel ve faydalı yönünü tam idrak edemediğinden “rüşvet” konumuna düşmüş.

Üstad Hazretleri’nin hediyeyi kabul etmemesi sünnete aykırı bir durum teşkil etmiyor, tam tersine hediyenin kıymet ve mahiyetini korumuş oluyor ve bize de bu yönde bir misal teşkil ediyor.

Kaldı ki, sünnet işlemek için birkaç kez hediye almak- vermek yeterli… Üstadımız üstelik hususî talebelerinin hediyesini almış ve hediye etmiş.

Eğer matbuat âleminde kalem oynatıyorsanız, sorumluluğunuz var demektir ve bu hususiyetlere dikkat etmemiz gerekiyor.

İŞTE GERÇEK ÖDÜL

Geçenlerde içine kapanık ama çok yetenekli bir öğrencim masama, bir dosya kağıdına yazmış olduğu notu koydu.

“Hocam okur musunuz?” dedi.

Kâğıdı aldım ve okumaya başladım.

Şöyle yazıyordu:

“Sayın çok değerli hocam…

Öncelikle size şunu söylemek istiyorum; siz hiçbir hocanın yapamadığı bir şey yaptınız. Benim üzerimde çok emek harcadınız.

Başka bir hoca olsa eminim ki, sizin emek harcadığınız kadar zaman harcamazdı.

Sizin gibi bir hocaya rastladığım için çok şanslı hissediyorum kendimi. Sayenizde buralara kadar geldim.

Size çok, ama çok teşekkür ediyorum. Hakkınızı ödeyemem.

Kalbinizden iyilik, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın.”

Ben de ona doğru dönüp, “Amin” dedim.

Belli ki sözle ifade edemediği duygularını kâğıda dökerek anlatmış sevgili öğrencim… Bu cesaretinden dolayı onu kutladım, yazdığı satırlarla beni çok mutlu ettiğini ve bu özel notu ömür boyu diğer plaketlerimin yanına koyarak saklayacağımı söyledim.

Rabbim böyle öğrencilerden ebeden razı olsun.