Bu adam benim babam!

Bizim müziğimizin, şarkılarımızın, türkülerimizin bazılarının ne güzel sözleri vardır. Hele de bunlardan; Yetimane hüzünleri, nefsanî şehevatı tahrik etmeyenler bizim için geçerli ve daha da güzeldir. İşte bunlardan Fatih Kısaparmak’ın eseri ve kendisinin de güzel okuduğu bir türküsü vardır. Yazının başlığı aslında bu türkünün ismidir.

Gerçi bizim derdimiz türkü veya müzik değildir. Onunla alâkalı bir yazı da yazmak niyetimiz var ama ya kısmet, bakalım ne zaman nasib eder Cenab-ı Hakk. Bizim burada bahsedeceğimiz şey, babalarımız, babalardır.

Ben, hem şu anda şükür hayatta ve 93 yaşı içerisinde bir babaya sahip, hem de iki çocuk sahibi bir babayım elhamdulillah. O yüzden babalığın ne olduğunu, baba sevgisini gayet iyi bilenlerdenim. Babasız büyüyen ve baba yüzü görmeden büyüyenlerin de Cenab-ı Hak, inşaallah ecir ve sevaplarını arttırsın.

Gerçi benim babam, türküdeki gibi sigara içen, kasket takan bir baba değildir ama o da, bir memur maaşıyla, hem de Ankara gibi büyük bir şehirde, başşehirde, ikisi küçük yaşta ölen, 7 çocuk büyütmüş bir adamdır.

O günlerde dindarlık biraz zor iken babam, hem beş vakit namazını kılan, hem de bizi dinî terbiye ile yetiştiren dindar bir adamdı.

Bizleri kimseye muhtaç etmemiş, doğruluktan hiç ayrılmamış, ondandır ki adı, “doğrucu Mehmed” e çıkmış, yalan nedir bilmez bir adamdır.

Demokrattır. Demokrat misyondan hiç ayrılmamıştır. Dini siyasete alet edenlere hiç meyletmemiş, rahmetli Menderes muhibbi bir adamdır.

Biz dünyaya gelmeden arabamız vardı ve eskiden plâkası da, “Ankara” diye başlayıp 5-6 rakamdan meydana gelen bir sayı ile ifade ediliyordu. İşte 1962 idi zannedersem, o zaman yeni (şu anda kullanılan) plâka kanunu çıkmıştı. Babam da zaten 27 Mayıs ihtilaline beddua eden, Halkçılara ve ihtilalcilere demediğini bırakmayan bir demokrat olduğundan ve Menderes’in de asılmasını hemen takip eden yılda plâkasını yenilemeye gidince, o zamanlarda DP nin yerine kurulan AP ye izafeten arabamızın plâkasını 06 AP 657 diye almıştı. Ama o yüzden çekmediği kalmamıştı. İhtilal yeni olmuş, demokratlar çok sıkıntı çekiyor, hor görülüyordu. Babam da bu plâka yüzünden çok sıkıntı çekmiş ama onlarla da korkusuzca ve pervasızca mücadele de etmişti. İşte babam o bakımdan mangal yürekli bir adamdır.

Biz risale-i nurlarla müşerref olunca; üstada, cemaate, ağabeylere karşı bir muhabbet beslemiş, 1971 senesinde o zamanki mahallemiz olan Ankara Etlikteki ilk ders yapılan ev unvanını almıştı. İşte burada da bize desteğini esirgemeyen, cemaatimizi seven bir adamdır babam. İşte bu adam benim babam. Babalar gününde hatırladığım bu duygularla bütün babaların, “her günü babalar günü olsun”, babaları ahirete irtihal edenlere de Allah rahmet eylesin diyorum.  

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

1 Yorum

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*