Bu yasak da bir an evvel kalkmalı

Yüzde yüz yanlış olan ‘yasak’larda ısrar edilmesi, insanı hayrete düşürüyor. 28 Şubat süreciyle başlatılan bir yasak da “ilköğretim 5. sınıfı bitirmeyen çocukların Kur’ân öğrenmesine konulan yasak”tı. Halen yürürlükte olan bu yasağı savunmak mümkün mü? Mümkün değil, ama maalesef uygunama ‘kâğıt üstünde’ de olsa devam ediyor. Yasağın ‘kâğıt üstünde’ kalmış olması da milletin direnmesi ve her şeye rağmen çocuğuna Kur’ân öğretmesi ısrarından kaynaklanıyor.

Aradan yıllar geçtiği için “28 Şubat süreci”nde neler yaşandığı da unutulmuş olabilir. Benzer hataların tekrar etmemesi için o günleri hatırlamak ve hatırlatmakta fayda var. O süreçte “mütedeyyin insanları” cidden rahatsız eden çok sayıda uygulama başlatılmıştı. Biri de çocukların Kur’ân öğrenmesine yasak konulmasıydı. Başlangıçta daha katı olan bu uygulama millet nezdinde itibar görmedi, ama pek çok kişinin mağdur olmasına da sebep oldu. Düşünün, o süreçte Kur’ân öğrenmek için camiye giden çocuklar ‘hoca’lar tarafından kabul edilmedi ve evlerine geri gönderildi! Çünkü ‘yaşı tutmayan çocuk’ları camiye kabul eden ‘hoca’lar takibe uğradı, icabında meslekten el çektirmekle tehdit edildi. Unutmamak lazım ki bütün bunlar “çağdaş yaşam ve laiklik” adına yapıldı.
28 Şubat sürecinde alınan bu kararların yanlış olduğu Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez tarafından da ifade ediliyor ve bir anlamda yasağın sona ereceği ‘müjde’si veriliyor.
Anayasanın 24. maddesinin küçük çocukların, velilerinin iznine bağlı olarak her türlü dinî eğitimi alabileceğini öngördüğünü hatırlatan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “Açıkça ifade edeyim, bu yasak aslında anayasaya da aykırıdır. Bu din eğitimini, sıradan bir yerde değil, Anayasal bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olarak, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın personelleri tarafından vermemiz söz konusu. Kısa süre içinde bu yanlışlıktan vazgeçileceğini bekliyoruz. Konuyla ilgili hazırlıklarımız var ancak tabii ki, daha önceden alınmış bir karar var. Bu kararın yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Alınan karar Anayasal bir karar değildir. Bu bir yorumdur” diye konuşmuş. (AA, 15 Mayıs 2011)
İşte bütün mesele bu: Başörtüsü yasağında olduğu gibi, çocukların Kur’ân öğrenmesine getirilen ‘yasak’ da Anayasaya aykırı! Zaten bu yasakçıların attığı her adım, hakka, hukuka, adalete, kanunlara ve anayasaya aykırı olmuyor mu?
Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in bu tesbiti çok önemlidir ve sivil toplum kuruluşlarınca da mutlak surette desteklenmelidir. Bilindiği üzeri önümüzdeki ay okullar tatil edilecek ve bilhassa çocuklarımız için “Kur’ân öğrenme mevsimi” başlamış olacak. Çoçuklarımızın “yaşı küçük” diye camilerden ve yaz Kur’ân kurslarından geri çevrilmesini istemiyoruz. Konu gündeme geldiğine göre, yasak bir an önce kalkmalı ve yasaksız bir “Kur’ân öğrenme mevsimi” geçirmeliyiz.
Hakikaten, şimdiye kadar kim ya da kimler “Kur’ân öğrenen çocuklar”dan zarar görmüş ki çocuklarımızı Kur’ân’dan uzak tutmaya çalışıyorlar? Bu uygulamalar, dönemin İngiliz Sömürgeler Bakanı Gladston’un “Avam Kamarası”nda milletvekillerine hitap ederken; Kur’ân’ı eline alıp, “Bu Kur’ân Müslümanların elinde kaldıkça, biz onlara hakiki hâkim olamayız. Ya Kur’ân’ı ortadan kaldırmalıyız veya onları Kur’ân’dan soğutmalıyız” (Tarihçe-i Hayat, s. 44) demesini hatırlatıyor.
Unutmayalım ki, İngiliz Bakan Gladston hedefine ulaşamadı, ‘çırak’ları hiç ulaşamaz!
image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

1 Yorum

  1. Çocukluktan öğrenilen bilgilerin veya tecrübelerin önyargı olarak beyinlerde kalması. Heleki bu devirde din öğretimine binlerce hurafenin karışması ve öğreticinin bu hurafeleri ister istemez çocuklara aktarması. Doğru ile yanlışın karıştığı bir dönemdeyiz. Kalkmalı diyenleri kınıyorum. Ayrıca çocuklukta meydana gelen dini baskı ve öğretimin “dinden soğuma” şeklinde yansımaları da mevcuttur. Keza 7-8 yaşlarında ki çocuklara rabıta yaptıranlar, zikir ve karmakarışık dinde yeri olmayan ritüeller ile beyinleri dolan çocuklar. İslamı bir öcü veya kaçılması gereken bir alan gibi görebilirler. Bu ceza yerinde bir cezadır. 600 yıllardaki erken gelişen bilinç ve erginlik durumu ile zamanımızdaki durum da oldukça farklıdır. Ahlaki kurallardan endişe duymanız ise yersizdir. Pedagoji ilimi ile ilgilenen birisi küçük yaşlarda din eğitimi verilemeyeceğinin pek tabiki farkındadır.

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*