Bu zamanın cereyanları ve Risale-i Nur

Zamanımız âhirzamanın son çeyreği olması hasebiyle, bütün asırların en dehşetli hallerinden daha dehşetli ve şiddetli halleri ihtiva etmektedir.

Bu yüzden “Helâket ve felâket asrı” ünvanını almıştır. Helâket ve felâketlerin çokca yaşandığı gözler önündedir. Bu durum ise, ehl-i imanı ciddî şekilde etkilemektedir. Her an dünyevîleşme ve ebedî saadeti kaybetme tehlikesi yaşanmaktadır. Hatta çokları kaybetmektedir. Bu sebeple, “Helâket ve felâket asrının” vazifeli adamı, mürşidi ve müceddidi olan Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin Risale-i Nur yoluyla çağımıza sunduğu Kur’ânî hakikatler büyük ehemmiyet arz etmektedir.

Çağımızı dehşetli fırtınalarıyla sarsan ve helâket ve felâketlere sebep olan menfi cereyanlara karşı ancak Risale-i Nur gibi bir harika eserle mukabele edilebilir. Çünkü “Bu fırtınalı zamanın, hissi iptal eden ve beşerin nazarını afaka dağıtan ve boğan cereyanlar, iptal-i his nev’inden bir sersemlik vermiş ki, ehl-i dalâlet manevî azabını muvakkaten tam hissedemiyor; ehl-i hidayete dahi gaflet basıyor, hakikî izzetini tam takdir edemiyor.”1 Hissi iptal eden, insanı adeta uyuşturan bu cereyanlar maalesef ehl-i iman insanlar için büyük tehlike arz etmektedir. Öyle ki, “Küre-i arzı herc-ü merce getiren bu cereyanlar, bir kısım mütedeyyin ve âlim insanlara bile cemaati ve camiyi bıraktırmaktadır.”2

Bu zamanın menfi cereyanlarının tehlikelerine ve verdiği zararlara her daim dikkat çeken Üstad Bediüzzaman Hazretleri, bu büyük vahameti şöylece belirtmektedir: “Evet kardeşlerim; bu zamanda öyle dehşetli cereyanlar ve hayatı ve cihanı sarsacak hâdiseler içinde, hadsiz bir metanet ve itidal-i dem ve nihayetsiz bir fedakârlık taşımak gerektir. Evet, ‘Onlar dünya hayatını seve seve ahirete tercih ederler’ (İbrahim s. 3.) âyetinin sırr-ı işarisiyle; âhireti bildikleri ve iman ettikleri halde, dünyayı âhirete severek tercih etmek ve kırılacak şişeyi bâki elmasa, bilerek rıza ve sevinçle tercih etmek ve akıbeti görmeyen kör hissiyatın hükmüyle, hazır bir dirhem zehirli bir lezzeti, ileride bir batman safi lezzete tercih etmek, bu zamanın dehşetli bir marazı, bir musîbetidir.”3

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, genel olarak dünya cereyanları, siyaset cereyanları ve harice bakan cereyanlar olarak nitelediği bu menfi cereyanlara karşı mukabele ve mukavemet etmek ve mağlûp olmamak için Risale-i Nur’u adres göstermektedir: “Ben tahmin ediyorum ki: Bütün küre-i arzın bu yangınında ve fırtınalarında, selâmet-i kalbini ve istirahat-ı ruhunu muhafaza eden ve kurtaran, bu memlekette, Risalet-ün Nur dairesine sadâkatla girenlerdir. İşte bu hakikate binaen, değil yalnız hayat-ı uhreviyenin, belki dünyadaki hayatın dahi saadet ve lezzetini isteyenler, -hadsiz tecrübelerle- Risalet-ün Nur’un imanî ve Kur’ânî derslerinde bulabilir ve buluyorlar.”4

Evet, günümüz insanının bilhassa ehl-i imanın cemaat ve cami yani şahs-ı manevî ve kulluk şuurunu kaybetmemesi ve kuvvetlendirmesi için Risale-i Nur gibi Kur’ânî bir rehbere her vakit ihtiyaç vardır.

Dipnotlar:
1- İman ve Küfür Muvazeneleri 18.
2- age. 262.
3- Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 287.
4- Kastamonu Lâhikası.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*