Bursa’ya hiç yakışmıyor

Image
Osmanlı’nın ilk başşehri, evliyalar diyarı, altı padişahı toprağında barındıran Bursa, gerçekten de bir ‘Osmanlı Bursa’dır.

Her ne kadar daha önceki bazı belediyeler tarafından “Avrupa şehri” diye lânse edildiyse de, Bursa Osmanlı’dır. Osmanlı Bursalı’dır. Hz. Peygamber’in (asm) müjdesine mazhar olan Fatih Sultan Mehmed Han’ın çocukluk dönemi de bu şehirde geçmiştir.

Hasılı, i’lâ-yı kelimetullah için İslâma hizmet eden ecdadın duâsına mazhar olan Bursa, Müslümandır. Hem öyle bir Müslümandır ki, Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin de bir nevî duâsına mâsadak olmuştur. Üstad, 1952 senesindeki Gençlik Mahkemesi için Emirdağ’dan İstanbul’a gidip gelirken geçtiği Bursa’nın köylerindeki çarşaflı kadınları görünce sevinerek, (hâlen de köylerde ‘ferace’ ismi verilen bu örtüler kullanılıyor) “Maşaallah! Bursa’nın İslâmiyet gömleği yırtılmamış” demiştir.

Bursa’nın en büyük sembolü Ulu Cami’dir. Emir Sultan’dır. Üftade Hazretleridir. Osman Gazi, Orhangazi ve yeşil türbeleridir. İki tane Sultan Murad’dır. Cem Sultan’dır. Yıldırım Bayezid’dir. Ve hakeza…

İşte böyle İslâmiyetle imtizaç etmiş, ekseriyeti dindar olan Bursa’ya ters düşen haller de olmuyor değil. Bunlardan en belirginleşmiş olanı da, bizim ikamet ettiğimiz yer olan Fatih Sultan Mehmed bulvarı üzerindeki bazı nâhoş şeylerdir.

Gerçi burası eski Bursa değil, yeni meskûn mahallerden, Nilüfer kazası sınırları içerisindedir. İlçe belediyesi de CHP’nin elindedir. İşte burası son senelerde birden gelişmiş, fakat bu gelişmeye paralel olarak da, İstanbul’daki İstiklâl ve Bağdat caddelerine kötü mânâda benzetilmeye çalışılmıştır. Daha doğrusu, sefahatin, işretin, millete ters düşen hallerin boy gösterdiği yer olmasına çalışılmaktadır. Kafeler bulvar boyunca sırayla dizilmiş, haydi buna içki olmayınca bir derece “neyse” denilebilir. Fakat, bir-iki senedir bulvarın orta yerinde faaliyet göstermeye başlayan, zannedersem İstanbul merkezli olan “benzin” isimli bir açık hava meyhanesi açılmıştır. Herkesin gelip geçtiği, bulvarın göbeğinde ve bahçede de masalar atılarak, alkollü içkiler içilip, işret edilmektedir. (Bildiğimiz kadarıyla başka yerlerdeki meyhaneler kapalı mekânlardadır.) Ve zannedersem bunlar, yani bu şekildeki durum müskiratla alâkalı kanun, vs.’ye de muhaliftir. Ama kim ilgilenecek bilinmez. Pek çok okul talebesinin, çoluk-çocuk ve insanların gelip geçtiği yer olan bu işret yeri; Bursa’ya, Müslüman Bursa’ya hiç yakışmamaktadır. Üstelik, adamlar işi öyle azıya almışlar ki, bulvarın diğer ucuna da aynı isimle ikinci bir işret yeri yapma hazırlığındalar.

Bilmiyoruz, Valilik makamının, Büyükşehir Belediyesinin bunlardan haberi var mı? Bunlarla alâkalı bir düşünce veya müeyyideleri var mıdır? Bursa’nın veya başka yerlerin işret ve sefahat sevenlerinin buluşma yeri olan bu meyhaneleri millet istememektedir. Birkaç nefisperest haramzadenin keyfi için de, zaten camisi kıt olan bu semtte, ezan seslerinin de onların gürültü ve şamatasına karışarak duyulmaması hepimizi üzmektedir. Ne ezana, ne Müslümana saygısı olmayan bu yer, çok kimseyi rahatsız etmektedir. İnşaallah, bu yazımızı okuyan sayın yetkililer, milleti rahatlatıp, sevindirecek bir icraatta bulunurlar.

Image

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*