Çocuklar ve sanal dünya üzerindeki adımları

Çocuklarımızın henüz yalnız başlarına dolaşma­larına, uzak yerlere gitmelerine, toplu taşıma aracı kullanmalarına müsaade etmiyoruz, doğal olarak. Attıkları her adımı takip ediyor ve onları korumaya çalışıyoruz. Peki, gerçek dünyada bunu yaparken sanal dünya üzerinde attıkları adımları ve dolaştık­ları ağları takip ediyor muyuz?

Amacımız teknolojiyi çocuklarımızdan tama­mıyla uzak tutmak değil elbette, amacımız tek­noloji kullanımını ve sanal dünya erişimini kontrol altında tutabilmek.

Özellikle 0-6 yaş döneminde sıkışık zamanlar­da kolaylık sağladığı için çocukların telefon, tablet kullanımına yoğun yönelim gösterilmekte. Yemek yerken, anne ev işlerini hallederken, çocuğun o an susması gerekiyorsa vb. gerekçeyle çocuklarda tek­noloji kullanımının artırıldığı bir gerçek. Teknoloji kullanımının boyun ağrısı, omurga eğriliği, göz bo­zukluğu vb. etkileri olduğu konusunda hemfikiriz. Bu yazıda psikolojik ve sosyal gelişim yönlerine olan etkilerden bahsediyor olacağız.

Çocukların algılarının en açık olduğu yaşlar 0-6 yaş arasıdır. Özellikle 0-2 yaş arasında çocuk; tele­vizyon, tablet ve telefon gibi teknolojik aletler ile tanıştırılmamalıdır. Gerçek hayat üç boyutludur, ekranlar ise iki boyutlu. Bundan dolayı 0-2 yaş ara­sında olan bir çocuk bu ikisi arasındaki farkı kavra­yamaz. Gerçek bir öğrenme için gerçek bir dünyaya gereksinim duyar. Çocukların beyinleri ilk 3 yılda büyük gelişim gösterir ve ilk bir yılda bile beyin küt­lesi üç katına çıkar. Biz çocuğu teknolojiyle baş başa bıraktığımızda ise bu gelişimi kendi ellerimizle sek­teye uğratmış oluyoruz.

Bu dönemi geçirdikten sonra çocuk ekranla ta­nıştırılacaksa bu ebeveyn kontrolünde olmalıdır. İzlenilen şeyler birlikte izlenilmeli ve sanal dünyayı izlerken bir yandan da gerçek dünyada izlenilen şey hakkında diyalog sürdürülmelidir: “Gördün mü, o şeklin adı kareymiş!” Aksi takdirde çocuk bütün şe­killeri, renkleri, her şeyi öğrenir ama sizinle iletişim kurma becerisini öğrenemez. Her şeyi bilen asosyal çocuklar haline gelirler. Bu durum dil gelişimini de menfi yönde etkiler. Kelime hazinesi geniştir ama bunu aktaramaz. Maalesef ki bugün okullarda yo­ğun teknoloji kullanımına maruz kalmaktan dolayı otizm belirtileri gösteren çocuklarla sık karşılaş­maktayız. Ve bu çocukları gördüğümde ebevey­nlerine sorduğum ilk sorulardan biri teknolojinin yoğun kullanılıp kullanılmadığı oluyor. Bu sorunun cevabı olayın gidişatını büyük oranda değiştiren bir unsur aynı zamanda.

Yapılması en büyük menfi etkilere sebep olan şeylerden biri ise teknolojiyi bir ödül mekanizması olarak kullanmaktır. Yemeğini yesin diye çocuğa tablet sunmak, müsbet davranışları destelemek maksadıyla TV izleme süresini artırmak, ödevini yaparsa bilgisayarda oyun oynama hakkına sahip olmak gibi vaatlerde bulunabiliyoruz. Ödül güzel bir şeydir ve verilen ödülün reyting kazanmasına yol açar. Çocuğunuza bir eylemi gerçekleştirmesi için ödül sunduğunuz zaman, çocuk yapmasını is­tediğiniz şeyi bir an önce yapılıp bitirilmesi gereken ve ödüle ulaşmakta aracı olan bir şey olarak görür. Bunun yanı sıra beyin yaptığı işlerden birine tam anlamıyla odaklanmak ister. Bunu yaparken en ilgi çekici olanı tercih eder. Çizgi film izleyen bir çocuk, yediği besinin faydasına erişmez, sadece yeme ey­lemini gerçekleştirmiş olur çünkü beyin eğlenceli olan eylemi tercih etmiştir; çizgi film seyretmek. TV, zihnin abur cuburudur ve abur cubur kesinlikle sağlığa zararlıdır.

Çocuklar büyür ve büyüdükçe internette eriştiği alanlar genişler. Video sitelerinde ‘önerilenler’ adı altında, çocukların farklı şeyler izlemesine neden olan bir takım sanal sistemler mevcut. Çocuk her yeni bir video açtığında önerilenler kısmı da git­tikçe farklılaşıyor ve bunlara tıklayarak ucu bucağı olmayan videolara erişim sağlıyor. Sitelerde veril­miş olan cinsel içerikli reklamlara şahit oluyor ve bunları sosyal (sınıf içerisinde vb.) ortamlarında konuşarak diğer çocukların bu konudaki merakla­rının erken yaşta artmasına sebep oluyorlar. Böy­lelikle erken yaşta cinsellik öğrenilmiş oluyor, eği­lim de artıyor. Siz çocuğa Pepee açıyorsunuz ama çocuk bir süre sonra önerilenler kısmında kendisini Spiderman izlerken buluyor. Bundan da büyük ke­yif alıyor. Pepee artık ona basit gelmeye başlıyor. Sonrasında okulda Spiderman taklidi yaparken saldırgan davranışlar içerisine düşüp sosyal tepki çekmiş oluyor.

Çocukları artık oynamaları için sokağa gönder­meye korkuyoruz değil mi? Kötü insanların onlara zarar verebileceğinden endişeleniyoruz. Bu kötü niyetli insanlar artık çoğunlukla sanal dünyadalar ve kötü niyetlerini buradan gerçekleştirmeye de­vam ediyorlar. Onlar da çocukların artık sokaklarda değil, sanal dünyada yaşadıklarının bilincindeler. Çocuklara maddi imkânlar veya çoğunlukla evle­rinde göremediği yapay ‘sevgi’yi sunarak istismara varan eylemlerde bulunuyorlar. Burada çocukları­nızla kuruyor olmanız gereken ‘iletişim’ büyük bir önem arz etmekte. Çocuklarla kuracağımız sağlıklı iletişim sayesinde, çocuklar sevgiyi sanal ortamda aramayacak, yaşadığı menfi şeyleri size rahatlıkla anlatabilme rahatlığına sahip olacaklardır.

Çağımızın en büyük problemi olan dikkat ek­sikliği, dikkat dağınıklığı, odaklanamama, çabuk sıkılma gibi durumlara nörolojik sebepler haricinde neden olan şeylerin başında büyük oranda tekno­loji gelmektedir. Özellikle erken çocuklukta maruz bırakılan teknoloji, çocukların beyinleri uzun ko­mutları alacak şekilde geliştirilebilecekken, kısa komutlara alışmasına sebep oluyor. Bundan dolayı çocuk akademik hayatında odaklanma problem­leri yaşıyor, süreklilik sağlayamıyor. Dersteyken aklı evdeki tabletinde kalıyor, bir an önce eve gidip bilgisayarında sınırsızca oyun oynama hayali kuru­yorlar.

En değerli varlıklarımıza, fırsata çevirebileceği­miz sanal araçlarla kendi ellerimizle zarar verme­yelim. Teknolojiyi amaç veya kurtarıcı olarak değil, öğrenimde ve eğitimde araç olarak kullanalım.

Psk.Banu Arslan/Bizim Aile/Kasım 2017

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*