Anasayfa
Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde... Yazdır e-Posta
Prof. Dr. Mustafa NUTKU tarafından yazıldı.   
Perşembe, 27 Ekim 2011 14:30
“Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme“
Dünyada hergün yaklaşık 300 000 kişi ölürken, geçen hafta içinde Amerika’da Steve Jobs (1955-2011) adlı bir kişinin ölümü bütün dünya medyasında yer aldı. Birçok devlet idarecisi onun ölümüyle ilgili beyanatta bulundular. Bir gazete, onun ölüm haberini manşet olarak resimleriyle verirken “İyi ki doğdun” demiş.

Onun insanlara faydalı bazı teknolojik gelişmelere katkısı yönünden, yanlış bir söz sayılmaz; fakat herşey bunlardan ibaret değil; daha mühim şeyler de var..
Steve Jobs, Apple Macintosh, iphone, ipad gibi teknolojik araçlarla birlikte hatırlanan bir isim. Kendisini başkalarından farklı kılan önemli bir kabiliyetinin inovasyon (yapıcı, keşfedici düşünme) kabiliyeti olduğu, hakkında yazılanlardan anlaşılıyor.

İnovasyon kabiliyeti doğuştan olabileceği gibi, sonradan da kazanılabilen bir kabiliyet. Halkın anormal gördüğü geç konuşan veya ders çalışmayan, YGB (Yaygın Gelişimsel Bozukluk-okullardaki %9 çocuk bu durumda) raporu olan “Kaynaştırma Eğitimi” tavsiye edilen çocuklar vardır ki, bunların zeki olanlarına (Albert Einstein gibi) de rastlanabiliyor. Bu çocuklar farklılıkları görebiliyor ve iyi bir eğitim alırlarsa farklılıkları görebilmek kabiliyetleri ile buluş da yapabilirler. Bunlar, kendileriyle çocukken gereği gibi ilgilenilmez ve iyi bir eğitim almazlarsa “takıntılı-problemli” denilebilecek insanlar oluyorlar. İnovasyon kabiliyeti, bu mevzudaki özel eğitimle de kazanılabiliyor.

Steve Jobs, bilgisayar ve iletişim teknolojisinde inovasyon (keşfedicilik, geliştiricilik) kabiliyeti ile temayüz etmiş, insanlığın istifadesine bilgisayar ve cep telefonu olarak faydalı, önemli teknolojik araçlar sunmuş bir kişi. Ancak, kendisine pankreas kanseri teşhisi konulduğu birkaç yıl önce, Amerika’daki bir üniversitenin mezuniyet töreninde yaptığı ve internet ortamında bulunan konuşmasında söylediklerinde (son halini bilmiyoruz), doğruları yanında yanlışları da var.

Sözleri arasında belki en doğrusu, 17 yaşındayken duyduğunu naklettiği “Her gününü son günün gibi yaşarsan, sonunda kârlı çıkarsın.” Acaba kendisi, bu söze uygun olarak her gününü son günü gibi yaşayıp, gerçekten sonunda kârlı çıkanlardan olabilmiş midir?

En yanlış sözü de, o mezuniyet törenindeki konuşmasının en sonunda sözünü bitirirken, belki kendisinin dünyevî başarılarının temelindeki inovasyona dikkati çekmek amacıyla söylediği, fakat insanlar tarafından çeşitli yanlış manalara da çekilebilecek esnek ifadeli cümleleri: “En önemlisi, kalbiniz ve sevgilerinizin yolundan gidecek cesarete sahip olun. Kalbiniz ve sevgileriniz, ne yapmak istediğinizi bilirler. Bunun dışındaki herşey, ikinci planda.“ Onun konuşmasındaki bu son mesajını dinleyip kendine göre anlayan bir insan, “kalbim ve sevgim bunu istiyor” diyerek, aslında insanlık mesuliyeti ile yapmaması gereken şeyleri de yapabilir.

Aslında, böyle yanlış manâlara ve saptırmalara da açık olarak söyledikleriyle ilgili bir hakikat da vardır ki, o da insanın ilhama mazhar olabileceğidir ve Bediüzzaman onu “efradını câmi ve ağârını mani” bir tarifle doğrusuyla Mesnevî- Nûriye eserinde kısaca şöyle ifade etmiştir:

“İ’lem Eyyühe’l Azîz! Afâkî malûmat, yani hariçten, uzaklardan gelen malûmât, evham ve vesveselerden hâl^olamıyor. Amma bizzatvicdânî bir şuura mahâl olan enfüsî ve dahilî malûmat ise, evham ve ihtimallerden temizdir. Binaenaleyh, merkezden muhite,dahilden harice bakmak lâzımdır.”

Bunun yanında, hayatın en büyük gerçeği olan ölümü ise çok küçümseyerek, sadece dünyaya başka insanların da gelebilmesi için dünyayı terketmek ve “ölüm sadece entellektüel bir kavramdır” demesinin yanlışlığı da dikkati çekiyor.

”Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdırde, fâni dunyada bıraktığın eserlere de kıymet verme” (RNK, Mesnevî-i Nuriye)

Kendisi hakkında hüküm vermeyi Allah’ın adaletine havale ederiz, ancak Allah’ın ve Resulünün bize bildirdiklerini ölçü olarak alarak, bu mevtanın hayattayken söylediklerinin internetle de yayılmış olanlarının, yanlış ve doğrularına dikkat çekmeyi de vazife biliriz.


Bu makale 13524 defa okundu.
 

Copyright © www.SaidNursi.de - Kaynak ve link vererek iktibas edebilirsiniz.

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayın...

Yorum ekle

  • Mesajınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
  • Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
  • Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.
  • Tehdit içeren mesajların içeriği (örneğin: cesaretiniz varsa bunu da yayınlayın, yayınlamazsanız şöyle yaparım vs.) kurallara aykırı olmasa bile yayınlanmaz!
  • Güvenlik kodu
    Yenile