Deizim, siyaset ve diyanet

altSon günlerde ilginç şikayetler duyuyoruz:

Gençler arasında deizim fikrine doğru bir eğilim var, diye.

Bilhassa imam-hatip camiası tedirgin.

Hocalar yüksek sesle konuyu dile getiriyorlar.

Zaten camiadan bir hoca gündeme taşımıştı konuyu.

Kamuoyu böyle haberdar olmuştu.

Sorun ise artarak devam ediyor.

Ancak bu noktada bir gariplik var.

Zira,

Bizim insanımız deist olmaz, olamaz.

İnanç sistemiz böyle bir neticeyi doğurmaz.

Çünkü bu düşünce, batı dünyasına ait bir düşüncedir.

Deist fikirler Hristiyan inancın baskısı ile doğmuş, papazların ve ruhbanların yanlış ve baskıcı uygulamalarına karşı bir antitez olarak hayat bulmuş ve bir çok batılı düşünür ve fikir erbabı tarafından da benimsenmiş garip bir düşünce sistemdir.

Bizde ise böyle bir şey yoktur.

İslam dini hür düşünceye önem veren bir dindir.

Hürriyet inançlarımızın olmazsa olmazıdır.

“Dinde zorlama yoktur” çok mühim bir esastır.

Bu nedenle; ne inançta ne de ibadet ve diğer hallerde zorlama olmaz.

Baskı yapılmaz.

İnsanlar hür düşünceleri ile inanırlar.

İşte bu nedenle bizde deist fikir hayat bulmaz…

Bulamaz, daha doğrusu bulmamalı.

Ancak yine de böyle bir fikre sahip olanların varlığı göz ardı edilemez.

Bilhassa dini eğitim gören sahada tehlikeli gelişmeler var.

Peki öyle ise bunlar nasıl deist oluyorlar?

Böyle menfi bir fikre nasıl kapılıp gidiyorlar?

Bu soruların elbette ki farklı cevapları ve farklı yönleri vardır.

İnsani ve eğitim yönünü konunun uzmanları tartışıp, sorunları tespit ve teşhis ederek gerekli uygun çözümleri ortaya koyacaklardır.

Fakat;

görebildiğimiz kadarıyla iki kurum önemli hatalar yaparak bu fikri tetikliyor.

Belki de bir ölçüde besliyor:

Birincisi siyaset.

İkincisi ise diyanet.

Nasıl diyeceksiniz?

Şöyle ki:

Siyaset kurumu dini öylesine siyasete alet ediyor ki, insanların zihninde dine karşı menfi duyguların meydana gelmesine sebep oluyorlar. Milleti dinden soğutuyorlar.

Dindar nesil yetiştireceğiz derken, kindar bir neslin kapısını aralıyorlar.

Gerçekten de bu gün dine en büyük zararı bunlar veriyor.

Üstelik yaptıkları yanlışlıklar, adaletsizlikler, haksız ve hukuksuz uygulamalar ve çok ağır yolsuzluk dedikoduları daha da ağır bir tahribata yol açıyor.

Tüm dindar kesimin töhmet altında kalmasına neden oluyor.

Üstadın, “isabet de etse mesuldurlar” dediği kişiler işte bu siyaseti dine alet edenlerdir.

Siyaset böyle:

Diyanet de çok farklı değil.

Bu kurum da ne yazık ki siyasete çok alet oldu ve oluyor.

Öyle ki insanlar cumadan ve camiden bile soğumaya başladılar.

Bilhassa hutbeler bazen çok siyasi oluyor.

Bu da haliyle toplumun çok tepkisini çekiyor.

Böylece gençler de tepki olsun diye mantıksız fikirlerin peşinden gidiyor.

Bu nedenle:

Siyaset “dini alet etmekten” vazgeçmeli.

Diyanet ise siyasetin etki sahasından süratle çıkmalı.

Yoksa bu iki kurumun yaptığı tahribatı tamir etmek çok zor olacak.

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

2 Yorum

  1. Bu tesbitler çok doğru olmakla beraber, işin birde başka yönüde var. İmam hatip’lerde tesettürlü bayan hocalar, talebelere, inkilap ve devrim dersleri veriyorlar, böyle bir eğitimle yetişen talebeler, deizmin tuzağına düşmekten kurtulamazlar! 10 Kasımlarda anıt kabirde sıraya girerler!… Rüzgar eken, fırtına biçer. Rabbim akıl, fikir, izan, feraset, ihsan etsin. Amin.

  2. Deizm Türkiye´de artık araştırma verileri ile ortaya konmuş bir vakıa, çok yönlü değerlendirilmesi gerekiyor. İnançsızlık değişik formlarda coğrafya ya da kıta farkı dinlemeden tüm insanları tehdit ediyor, dolayısıyla sadece Batıya özgü düşünmek bizi yanıltır, yazarımız da böyle düşünmüş. Küresel dünyada artık sınırların önemi yok, Materyalist anlayışları çok rahat kendi içimizde bulabiliriz. Bu daha çok insanın muhtemel potensiyeli ile ilgili bir durum, insan üzerinden değerlendirmek daha doğru olur ki sadece siyaset ve diyanetle ilgili bir suçlu arayışı problemi halının altına süpürmek demektir. Elbette ki bu iki kurumun dahli vardır. Ancak buraya bir üçüncüsünü ilave etmek gerekir ki o da cemaatler ve dini gruplardır. Bunlar güç, iktidar ve dünyevileşme sarmalından kurtulup asli vazifelerine dönmedikleri müddetçe insanın ve toplumun dönüşmesi çok zor olacaktır. Dua ile…

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*