Demirel veya Demokratlık Düşmanlığı

Demokrat Düşmanlarının En belirgin ortak niteliği Demirel Düşmanlığıdır.

Şu Demirel aleyhtarlığının en önemli nedenini bilmediklerinden benim gibi zaman zaman şaşkınlığa düşenlerle, bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Önce dinsizliklerinden, koministliklerinden, masonluklarından ve dahi ahlâksızlıklarından zerre kadar şüphe etmeyeceğiniz Vatan, Gözcü, Hürriyet ve Milliyet gibi gazetelerin arşivlerine girdiğinizde, sözkonusu gazetelerin Demirel aleyhindeki en küçük bir dedikoduyu ciddî ciddî değerlendirdiklerini ve manşet yaptıklarını görüyorsunuz. Bu cephenin solcu ve mason olduğunu kabul ederek sesimizi çıkarmıyoruz.

Sağa geçiyoruz. Evvelâ merhum Erbakan´ın müritlerinin dem ve damarlarına enjekte ettiği bir Demirel düşmanlığı var ki, onulmaz bir illet halini almıştır. Namustan, terbiyeden, ahlâktan ve mantıktan yoksun bu Demirel karşıtlığının maalesef bazı şeyhler ve dinî liderlerle de destek bulduğunu da çok üzülerek beyan edeyim. En büyük mahkemede bu iftira ve tezvir dolu duruşmaları bizler seyretmek istemesek de, Adalet-i İlâhiyenin tecellisini görmek isteyenler, mutlaka seyretmek isteyeceklerdir.

Irkçı milliyetçilerdeki Demirel düşmanlığını da anlıyorum. Önlerinde ki ırkçı hedeflerine bir engel gördüler. Demirel´in 1970´li yıllarda sola karşı bu gurubu desteklemesi, onlardaki düşmanlığı maalesef gideremedi.

Bir de sofî milliyetçiler var ki, sormayın gitsin. Geçen günkü Bugün Gazetesinin Demirel´e saldırışı Vatan ´dan geri kalmıyordu. Hemen hemen hepsi Demirel´in imkânlarıyla okumuş ve  O´nun yardımıyla iş bulmuş bu gurubun Demirel düşmanlığı ancak onların Demokrasiden gelen korkularıyla anlayabiliyorum. Demokrasi gelecek statüler, tezgâhlar zarar görecek… Öyle değil mi?

Ben bazen sağdaki ve bilhassa dindar yelpazedeki Demirel düşmanlığının onlardaki dengeyi de yerle bir ettiğini görüyorum. Meselâ Demirel bir defasında Mozart´ı Mardin´de dinledi diye, söylenmedik laf bırakmadılar. Neymiş Avrupa müziği bize dinletmişmiş veya sanatını alkışlamış mış… Çankaya´nın yeni sakini dindar Kayserili hemşerim´in o tepede sanat, ilim ve edebiyat adamlarına kurduğu rakı sofralarına tık yok… Atatürk´ü hortlatma çabasına din adına Demirel düşmanlığı yapanlar sus pus. Bence din bu körlüğü kabul etmez. Bir başka anekdot size… Demirel Orta Asya ile yakın ilgileniyordu. Türkî Cumhurbaşkanları tatillerini bizde geçirirler ve hastalandıklarında bizde tedavi olurlardı. Avrupalıları tedirgin etmemek  ve onları  da demokrasiye alıştırmak istiyordu. Bunun için Avrupa değerlerini Orta Asya´ya taşımaktan bahsetmişti. Vay sen misin bunu diyen… Ne din, ne iman kalmamıştı… Kanundan korkmasalardı hainliğini paçavralarında ilân edeceklerdi. Fakat Tayyip Efendi, müslüman Araplara laiklik nutukları atar ve Türkiye´nin dinsiz laikliğini ihraç etmeye çalışır, yine bizim sağdaki çoğu dindarlar dut yemiş bülbüle dönerler… Bence bunlar dindarlığa da, insanlığa da sığmayan şeylerdir.

Zaman Gurubunun Medyasındaki Demirel düşmanlığı biraz da kan davasına benziyor. Kökleri belki de İsmet Paşa zamanlarına kadar uzayacak. Gerçi cemaatin menfaatine uygun bazı maslahatçılık dönemlerine rastlıyoruz. Meselâ 1979´lu yıllar… Ve yine Süleyman Bey´in Cumhurbaşkanı iken Yurtdışındaki okullara büyük yardımlarından dolayı bizzat Hoca´nın ellerinden takdir ödülleri alması gibi… Fakat Demirel düşmanlığı bu gurubun medyasında klinik bir vakıadır. Bu düşmanlığı ille de Turgut Özal sevgisiyle açıklamak mümkün olmamalı. Nitekim Turgut Özal´da Demirel´in müsteşarıydı. Kanaatimce, derin yerlerdeki derin anlaşmalar Demirel düşmalığını netice veriyor. Demirel düşmanlığı olmadan Derin yerlerle anlaşamazsınız. Çünkü Dermirel Türkiye´yi, Türkiye´nin menfaatlerini, Türkiye demokrasisini ve Kemalizme kök söktürmüş demoratlığı temsil ediyor. Belki de bir anda Türkiye´yi siyasî olarak en güzel temsil edecek şahsiyet semboldür, Demirel.

Siyaset ve Mücadele tarihinde bazı isimler davalara sembol olmuş… Bunlarda vurgu isimden önce davayadır. Meselâ: Leh Walesa Polonya´da hürriyetin semboldür. Onun özel hayatı, becerileri, eksi ve artıları Polonya medyasını pek ilgilendirmez. Demirel de Türkiye´de demokrasinin sembölü olmuş. Geçimini Atatürkçülükle, ırkçılıkla, dinsizlikle ve demokrasi dışı tezgahlarla kazananların Demirel´e karşı olmamaları, elbetteki eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu arada kanat önderlerinin peşine cahillikle takılmış, düşünce olarak çağın gerisinde kalmış iyi niyetli kalabalıkların kumandalı Demirel düşmanlığı da epey yekün tutuyor.

Benim iddiam  şu:

Dünyada Demirel kadar demokrasi mücadelesi vermiş. Başarılı olarak ülkesine hizmet etmiş ve tüm karşı ataklara rağmen ümit ve gayretini yitirmemiş bir siyasetçi günümüzde yoktur. Hem bilge, hem pratikçi, hem siyaset hafızasına sahip, hem dinî değerlerine bağlı ve vatan sevgisiyle dolu ikinci bir siyasetçi ismini vereni tebrik edeceğim.

Fakat, Demirel kadar mağdur, Demirel kadar ihanetlere maruz ve Demirel kadar Türk Medyasının aleyhinde yazdığı bir politikacı ismi istiyorum… Buyrun…

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

21 Yorum

  1. İyi güzel diyorsunuz da bunu kime nasıl anlatacağız ki;Bugünki iktidar Demirel aleyhtarlığı ile pirim yaptığından bunu gizli gizli körükleyip alevlendiriyor,Demokratların mirasına konabilmesi için Demokratların devamı olan Demirel ekolünü bir şekilde ekarte etmeleri gerekiyor ve bunu çok başarılı bir şekilde yürütüyorlar,ayrıca çıkardıkları Milli Görüş gönleğinin hesabını vermemeleri için Demirel düşmanlığını devreye sokuyorlar.Ne diyalim Allah billdiği gibi yapsın…

  2. Altına imzamı atıyorum. Bu kadar hücumlar ve rahatsızlıklar bence de demokrasi düşmanlığından kaynaklanıyor. Ne pahasına olursa olsun, kemalizm korosunda aykırı ses olduğu gibi Demirel konusunda da adalet ve insafın yanında yer alabilmiş olmasından dolayı Yeni Asya camiasını bütün kalbimle kutluyor, o camianın en küçük bir ferdi olmaktan da onur duyuyorum…

  3. M.Nureddin Kutan kardeşimi tanımıyorum; ama yazısında genelleme yapması şık düşmemiş. Bendeniz, Demirel’in kuyudan çıkarılıp Başbakanlık koltuğuna çıkarılması mücâdelesinde kellemi koltuğuma alarak yardımcı olmuştum. Yeni Asya’nın 1992 nüshaları bunun şâhididir. O zât ise kuvveti elde edince bize sırtını dönmüştür. Keşke rahmetli Hüseyin Demirel sağ olsaydı da; bize verilen sözlere şâhidlik etseydi. Fırıldak gibi dönen bir insâna karşı tavır koyduk diye, bizi de o genellemenin içine almamalısınız.

  4. ben acizane bakıyorum da bu meselelerde ifrat edenler bir zamanlar Sayın Demirel’e agbey nazarıyla bakıp agbey diyenler olduğu için şuanda sövmeleri normal diye görüyorum
    vesselam

  5. 1980 İhtilalinde siyasetin genleriyle oynandığında, Yeni Asya bedel ödereyerek dimdik ayakta durmuştu.O gün bazıları ise, Demokratları terk ederek Özal’ı desteklediler.28 Şubat’ta ise aynısını yaparak başka bir tarafa kaydılar.Ondan sonra “Hani ortada Demokratlar mı kaldı?” pişkinliğini gösterdiler. Şimdi de başka tuzaklara düşülüyor.Yeni Asya’nın misyonuna postmodern saldırılar olduğunu düşünüyorum.

  6. Sayın yazarı sonuna kadar tebrik, te’sit ve te’yit ediyorum. Evet, evet, evet….diyorum.
    Yorumlara sevindim. Mustafa Kaplan dışındaki yorumlar, gerçeğin ifadeleri. Kaplan ise, malum. Gerçi son zamanlarda zaman zaman güzel düşüncelerini görüyor, okuyorum. Kapalı bir şekilde, Demirel muhalifliği yapmış. Demirel’den ne istemişler, Demirel ne vermemiş acaba? Bu tarz tenkit mi olur.? 1963’ler, 1965’ler, 1971’lere, 1980’ler, 1987’lere, 1991’lere, 1997’lere gidiniz. O yıllarda yaşananları, ülkenin içinde bulunduğu şartları, sosyal dengeleri, siyasi eğilimleri, seçmen eğilimlerini inceleyiniz. Ülkede; kalkınmanın ve demokrasinin en yüksek seviyede olduğu 1965-1970 döneminde Türkeş ve Erbakan’ın piyasaya çıkışını, yeni kurulan siyasi partileri, bu partilerin 1970’lerden sonra yaptıklarını, fonksiyonlarını, zararlarını, kitleleri nasıl sömürdüklerini, nasıl yanılttıklarını, bugünün olayları ile birlikte değerlendiriniz. Türkeş’i, Özal’ı, Erbakan’ı, gelecekte de bugünküleri, çocukları ile birlikte değerlendiriniz. Irak’ı, Libya’yı, Mısır’ı, Suriye’yi, Pakistan’ı, Afganistan’ı iyi okuyunuz, inceleyiniz. Neler göreceksiniz? Bugünküleri yetiştirenleri ve yaptıklarını vicdanlarınızla tartınız. Ortada; istismar, kandırma, yolsuzluk, borç, adaletsizlik, yalan ve kurnazlık dışında ne göreceksiniz?

  7. 2.
    Demirel’den beklenen adil Devlet Yönetimi idi; Komüniste, dinsize tanıdığı hak ve hürriyeti dindara da tanıması idi ve O, bunu hakkıyla yaptı.
    1979 yılı Türkiye’sini iyi araştırınız. Milli Eğitim Bakanlığını ve alınan kararları inceleyiniz. 12 Eylül İhtilâli’nin neden yapıldığını araştırınız. 1980 sonrası gelişmeleri; Dünya’da ve Ülkemizde iyi hesaplayınız. Hiç değilse Mahir Kaynak’ın 12 Eylül tahlillerini okuyunuz. Özal dönemini, Çekiç Güç Hareketini, Irak’ın işgalini inceleyiniz, araştırınız.
    Bugün Demirel muhalifliğinin, özellikle Risale-i Nur okuyanlara yönlendirilmesinin asıl sebebi, Nurcuları, geçmişte de yanlış yaptıkları zehabına kaptırmaktır. Nurcular, özellikle bugün Yeni Asya’cı ismiyle müsemma Nurcular, bugüne kadar yanlış yapmadılar. Yaptıklarına daima sahip çıktılar ve sanıyorum ciddi bir kitle hala sahipliğe devam ediyor. Nedense, sayı itibariyle herkes azlığına hükmediyor, ama nedense herkes o az sayıdaki Nurcu’yu takip ediyor, muhalifler onları sindirmeye ve yollarından çevirmeye çalışıyor.
    Tahmin ediyor ve umuyorum ki; Suriye işgal edilemeyince, Şam-ı Şerif’e ateş dokunmayınca, Dünya yeni bir döneme girecek, çoğu karanlık nokta ve kandırmakla iş görenler, açığa çıkacaktır.

  8. Demirel’i savunmak ne kazandırır, eleştirmek ne kaybettirir? Anlam veremiyorum vakti geçmiş tartışmalara…

    Bence bu yazıda Demirel üzerinden Yeni Asya misyonunun karalanması ve sindirilmesi çabalarını ön plana çıkarmalıydı. Misyonu sahiplenmemiş bir genel müdürün basiretsizliği ve sürekli AKP sempatizanlarının saldırıları yüzünden Yeni Asya misyonu malesef can çekişiyor. Allah bu camiaya canlanmayı nasip eder ve genel müdüre de misyon bilinci nasip eder inşallah…

  9. Gecmiste verdigi mucadeleyi, “tac” landiramamistir!!!
    Bunca yil verilen demokrasi mucadelesi, ‘ heba’ olmustur!!
    Sadece gecmisle ovunmek yetmez, hele de onun gibi birisine hic yakismaz!!! Bu degerlendirmede ’28 subat’ nerde??? 30 yillik gecmis yok olup gitmistir !!! O ve bir coklarinin “oz” de degil, “soz” de demokrat oldugu gorulmustur!!! Bunun sonucunu da gormuslerdir !!!
    Umulur ki, yedikleri “sefkat tokati” olur da, su andaki durumdan cikarlar! Boyle “kaburgasiz” insanlar bundan sonra bu “misyon” un bir daha kapisindan dahi gecmez ??!! Nasil ki demokrasinin citasinin yukselmesi gerekiyor sa, demokratlarin ve misyonunda citasida yukselmelidir !!!

  10. Risale-i Nur hareketi zaman zaman ciddi ve önemli saldırılara uğramış, fitne ve fesat hareketlerine muhatap olmuş, gizli eller, alçaklar, dessaslar tarafından sabote edilmiş, sabote edilmek istenmiştir. Yakın zaman, bunun ciddi şahitleri ile doludur. Yüksel Dilsiz Olayı, MS Abi iftiraları, alçaklıkları, müsebbiplerin hala fiyaka ile etrafta dolaşmaları, RH isimli bir çete hareketi ve benzeri çok olay yaşanmış ve yaşanmaktadır. Ama bunlar bir bir atlatılıyor. Kötü olan, bu fitne hareketlerinden çok yara alan oluyor. Müsebbiplerin kendi çocukları dahil, çok sayıda gencimiz, çocuğumuz, evladımız, yavrumuz, kardeşimiz, insanımız; yara alıyor, ziyan oluyor. Elbet, bu ihanetlerin, bilerek veya alet olarak müsebbipleri karşılığını, er veya geç alacaklardır. Ama görülüyor ki, bazıları yaralarını tedavi edememiş. Bu fitne ve fesat hareketlerine muhatap olan, içinde yer alan, kenarından köşesinden bulaşan insanlara tavsiyemiz, kafalarını ellerinin/avuçlarının içine alıp, ciddi şekilde düşünmeleri, kafalarını yormaları, Risale-i Nur’u etki altında kalmadan, kendilerine hitap ediyor gibi düşünerek, baştan sona teenni ile okumalarıdır. İşi tarafgirlikle, ön yargılarla, hesaplarla, eski etkilerle; ciddi değerlendirmek mümkün değildir.

  11. Burada Mustafa kaplan isimli bir yazı dikkatimi çekti. Eğer 1992 yılındaki Yeni ASYA gazetesinin başyazarı ise yazılarını okuduğum bir yazar. Sabahattin Aksakalla 5816 yasa ile yargılanmış ve sonra bir ara akitte çalışmış bir yazarımız. Herhalde tespitim doğru.
    Siz orda yazılarınız ile doğru olanı yazdınız.Ama bu yazılar ile bir anda her şeyin güllük gülistanlık olacağını.Demirel in yani Asya camiasını göklere çıkartacagı vehmine kapıldıgınızı zannediyorum.Bir ara rafahlıların sloganı ”refah gelecek her şey düzelecek” ti.Aynı böyle bir duyguya kapıldınız sanırım.Ama kazın ayagı öyle olmadı.Siyaset bir terazi işidir.kantarın topuzunu kaçırmamak lazım.”Fırıldak gibi dönen bir insâna karşı tavır koyduk” dan lafınız demirel mi? onu anlamadım.

  12. Erdoğan,2002’de seçildikten sonra Demirel’in elini öpmedi mi?
    Daha sonra,son seçimlerde Isparta’da Demirel’e yüklendi durdu.
    Buradaki tezatı bana kim açıklayacak?
    Demirel düşmanlığından maada bir açıklaması var mı?

  13. Demokrasiyi her bünye sindiremiyor,birçoklarının işine gelmiyor..taassub mikrobu gerçeği görmeyi zorlaştırıyor, okuma ve düşünme eksikliği türk insanını bi sövüp bi seven, slogansız cümle kurmayan bir hale getiriyor kanaatimce..Nureddin Kutan bu mikropla enfekte olmamış kemiyetçe az şahsiyetten biri..Tebrik ederim, altına imzamı da atarım, dua da ederim.Allah türk milleti olarak hepimize acil şifalar versin inşallah..

  14. Yüce Allahım seni demirel ile beni de demirel düşmanlarıyla haşretsin. Bu duama amin dersin inşallah..

  15. evet zaman en güzel müfessirdir her zaman
    bu zamana kadar elhamdulillah hep haklı çıktık
    evet diyorumki geçmişte süleyman demirele ağbey olarak bakanlar ve ondan çoook şey bekleyenler şuanda tam tersi ona aşırı düşmanlık besliyorlar
    ben şahsım olarak sayın demirel benim vazgeçilmez siyasetçi aşkım ve ona düşmanlık besleyenler çatlasın

  16. Anlamıyorum. Bugün Erdoğana oy veren kişiler dün Demirele veriyordu. Demirel önemli hizmetleri olmuş bir insandır.

  17. Yazarı tebrik ediyorum, Allah bizleri ebediyyen, hakkı teslim eden adil kullarından eylesin. Bin barekallah sayın yazarın şahsında Yeni Asya’ya.

  18. ben bu yazıyı konusunda daha önce yorum yapmak istedim. fakat bir türlü gönderemedğim için şimdi inşaallah gönderebilirim umuduyla tekrar deniyorum. nurettin beyi bu yazısından dolayı tebrik ediyorum. ben görmeyen bir yeniasya okuyucusu ve cemaat ferdi olarak demirel konusunda bir sürü eleştirenleri mazur bulabiliriz. ancak bir kesimi bu konuda eleştilerini kabul edemeyiz. yeniasya camiasında olupta bu kadar hcum sırasında diğer kesimlere yardım etmesidir. neden derseniz. daha önceki yaptıklarımızı çöpe atmak anlamına gelir. buda bizim savunduğumuz fikre uygun düşmediğini düşünüyorum. sürekli ihanetlere uğrayan demokrat misyon sürekli haksız saldırala uğrarken bizim içimizden de böyle haksız sözlere muhatap olunca insan üzülüyor. ben yaşca 80 öncesi olayları yaşamadım. fakat sonrası olayları aşağı yukarı biliyorum. öncesini anlatılanlardan ve araştırmalarımla 80 sonrasını bildiklerimle birleştirince demirelin o günden bugüne hiç yer değiştirmediğini fakat onu terkedenlerin nasıl yer değiştirdiğini anlamış bulunuyorum. bu kadar ihanete uğrayan liderinde hücum edenlerin birde dönüp kendilerini bir sorguya çekmelerini temenni ediyorum.

  19. Vakıa şu ki: Demirel hakkındaki bilgi kirliliğini ve yakın tarihi yeni nesile doğru aktarmanın tek yolu ilgili kişinin belgeli bilgileri ortaya koymasıdır.

  20. KALEMİNİZE YÜREGİNİZE SAGLIK BAŞTAN SONA DERS ALINACAK BİR YAZI BİR DYP Lİ OLARAK SİZİ TAKDİR EDİYORUM

  21. yazılarınız için sizleri tebrik ediyoruz.üstadımız menderese laf söyletmemiş,bizde demirele laf söyletmeyiz evelallah.

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*