Dünya döner, kalp unutmaz

Zaman müstakim bir hat gibi gitmiyor. Herşey zamanla değişiyor, dönüşüyor. Dünya dönüyor…

TV’de 2003’de şaibeli bir trafik kazasında ahirete uğurladığımız merhum vali Recep Yazıcıoğlu ile ilgili belgeseli izliyorum. Ailesi, dostları hatıralarını anlatıyorlar.

Yazar Ayşe Kulin gözleri nemli “Ailemin bir ferdi gibiydi. Nur içinde yatsın. Onu tekrar görmeyi, bulunduğu yerde olmayı çok isterim” diyor.

BİR ZAMANLAR

Hafızam beni 28 Şubat sonrası yasakların, hukuksuz uygulamaların ayyuka çıktığı günlere götürüyor. Başörtüsü yasağı bütün hızıyla devam ediyor, mecburi eğitim 8 yıla çıkarılmış, imam hatiplere katsayı sınırlaması getirilmiş, şimdinin yıldız idarecileri hapiste. Neredeyse ülkemizde her on yılda bir tekrarlayan gergin ve kara günler…

Hak, hukuk, inanç özgürlüğü konulu küçük çaplı bir panele dinleyici olarak gitmiştim o dönemde. Belli ki çok farklı kesimden gelen dinleyiciler arasındaki iki tesettürlü hanımdan biriydim.

Panelist hukukçu hanım başörtüsüne çağdaş ve özgür üniversitelerde yer olmadığını, yasağın hak ve özgürlükler kapsamında hukuka uygun olduğunu kırk dereden su getirerek anlatıyor.

Konuşmacılardan diğeri Alman bir rahip. Kiliselerin Pazar günleri bomboş, alış veriş merkezlerinin ise tıka basa doluluğundan bahsederek manevî değerlerin hızla aşındığını anlatıyor ve işbirliği yapmamız gerek insanlığın bu hastalığına dikkat çekiyor.

Soru cevap bölümüne geçiliyor. Dinleyicilerden biri rahibe Almanya’daki din eğitiminin yanlışlarından bahsetmeye kalkıyor. Rahibin cevabı unutulmaz. Panelist hukukçu hanımı gözüyle işaret ederek “Siz önce kendi ülkenizdeki din eğitimi ve başörtüsü meselesini çözün” diyor.

Böylece güzel bir tartışmanın da önünü açıyor. Ön sıralardan bir bey söz alarak dinin gereklerini yapmanın insanî bir hak olduğunu, başörtüsü yasağının da hukukî bir dayanağının bulunmadığını o kadar güzel anlatıyor ki panelist hanım verecek cevap bulamıyor.

KALP UNUTMAZ

O beyefendi Recep Yazıcıoğlu’ydu. Aylar sonra vefatını öğrendiğimde ailemden biri ölmüş gibi hüzünlenip, “Hiçbir ameli kabul olmasa sadece o günkü savunmasıyla ebedî saadete erer inşallah” diye mırıldandığımı hatırlıyorum.

Hafızanın kalpte yeri olsa gerek. İyi insanlar, iyi davranışlar kalpte iz bırakır ve unutulmaz. Yüzünüzde beliren derin bir tebessümle muhabbetle, hayırla yâd edilirler her zaman. O yüzden bilerek zarar vermemek gerekir hiçbir insana, hiçbir canlıya.

DÜNYA DÖNER

28 Şubat döneminin üzerinden yıllar geçti. Yazıcıoğlu, suikasti akla getiren şüpheli bir trafik kazasında vefat etti. Başörtüsü yasağı kalktı. Öyle bir özgürleşti ki, makyaj ve modası bile var artık. İmam Hatiplerde katsayı sınırı kalktı. (İçlerinde oğlumun da bulunduğu bir dönem imam hatip gençleri üniversite sınavlarında puan eksilten katsayının acısını çok çektiler.) O dönemde hapis yatan siyasetçiler şimdilerde “yıldız” konumunda…

Hatta bazıları suçu ispatlanmadığı halde hukuksuz uygulamalarla mesleğinden uzaklaştırılan, iş bulamayan, evine ekmek götüremeyen halkına ağaç kökü yesinler öğüdü bile vermekte!

HÜLÂSA

Zaman değişir, asır başkalaşır, ama hakikatler, imtihan sırrı değişmez.

Herkes kendi sınav kâğıdını doldurur. Ölüm herkesi bekler.

Dünya menzili olan haşir meydanına ulaşmak için hızla dönerek ilerler, kalp unutmaz.

İnce muhasebelerin, kul haklarının tartılacağı haşir meydanı bizi bekler.

Yasemin Güleçyüz

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*