Düş Peşime, Adaleti Arayalım…

Demokrasilerde daralma olduğunda, elbette yürüyeceksiniz. Medyayı, meydanları, ekran ve iletişim yollarını birileri size kapayınca, yürümeyip de ne yapacaksınız? Kurbanlık koyun gibi beklemenin de, kanunların dışına çıkarak kalkışmanın da, yalnızca ülkeye ve bireye zarar getireceğini bilenlerin en mübah tepkisi yürümektir…

Sokaklar yürümekle aşınmaz, sözüyle tenkit ettiğimiz merhum Demirel, Türk milletine, demokrasiye yürüyerek nasıl ulaşılacağını dehaca öğretmişti. O’nun 12 Eylül’ün karanlık günlerinde başlattığı yürüyüş ile Kemalist cunta serbest seçimlere mecbur kalmıştı. Haklıların yürüyüşü, otoriterliğe giden rejime sevdalıların yüreklerini korkuyla burar. Demokrasi sevdalıları yalnızca adalet için yürümemelidirler… Önce insanlık ve sonra da demokrasi için yürümeye devam etmelidirler..

Tecrübe edinme ve ders almanın dışında, geriye dönüp konuşmanın kimseye faydası yok. Kemalizmin  mazisini kararttığı bir partinin geçmişteki tüm faturalarını cerbeze ile Kemal Bey’e ödetmeye kalkışmak, tek kelime ile zulümdür. Tövbe kapısı açık iken, geçmişteki hatalardan dolayı mazlumlardan özür dileyenlere hâlâ hücum ise, anarşistliktir.

Temmuz´un sıcaklığında, kırk küsür derecelik sıcaklarda adalet için yürüyenlerin gayreti, mutlaka halkın maruz kaldığı hipnozu bozacaktır. Adalet yalnızca Kemal Bey’in yitiği değil. Olaya doğru bakarsanız, ülkenin yüzde doksanı adaleti arıyor. Metotların ve kulvarların değişikliği, neticeyi değiştirmiyor.

Hukuksuzlukta bıçak kemiğe dayanmış. Ülkenin adalet mekanizmasına olan güven öyle sarsılmış ki, geçin meşhur avukatları, mazlumlar mahkemelerin adaletine tesir edecek adamları bulma derdine düştüler…  Buna yönelmeyenlerin bazıları ihkak-ı hak peşindeler… Yani kendi meselelerini kendileri hallediyorlar. Korkunç değil mi?

Ana muhalefet partisinin başlattığı bu yürüyüşün en büyük faydası kanımca AKP´ye olacak. İktidar  partisi bu korkunç zulüm dehlizlerine ülkenin nasıl yuvarlandığı hâlâ öğrenemedi… Direksiyona hakim olduğunu zannediyorlar, AKP liler. Son olaylar ise, Kaptan köşkünün işgalde olduğunu gösteriyor. Cumhurbaşkanı forsunun amiral gemisinin sancak direğinde dalgalanması, yalnızca milleti oyalamaya yönelik bir taktik. İşte böylece derin mahfillerce kuşatılmış mevcut hükümet de yararlanacaktır, bu adalet yürüyüşlerinden.

Önemli olan; meşru çerçevede kalarak, provokasyonlara fırsat vermeden ve temel insanî hukukun ön gördüğü yollarda yürümek… AKP´nin bölücülüğü meşhurdur. Belden aşağıya vurarak rakiplerini itibarsızlaştırmayı da liberallerden öğrendi… Ve bugüne kadar istismar etmediği hiçbir değer de bırakmadı… Ne sözüne ve ne de sözlü anlaşmalarına güvenilmez.

Türkiye yürüyecek…

Bir gün adalet için yürüyecek…

Yarın demokrasi için…

Öbürsü gün adaleti, ekonomi, insanî çevre ve ülkenin bütünlüğü için yürüyecek… Sokrates gibi yürüyerek derdini anlatacak, Türkiye…

Kavgasızlığı, kargaşasızlığı, insanları rencide etmeden ve genel ahlakı kırmadan yürüyecek… Bu yürüyüşlerle; doğruyu, adaleti, demokrasiyi, insanî hürriyetleri, vatanseverliği ve mukaddes değerlere bağlılığı esas alanlar buluşarak elele verecekler… Asgarî müşterekler buralarda öğrenilir… İnsanlar bu yürüyüşlerde tanışacaklar, birbirini sevecekler ve birbirlerine hürmet edecekler… Merhum Demirel olsaydı öyle derdi: Düşün peşime, hep beraber önce demokrasiyi, sonra da adaleti bulalım.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

2 Comments

  1. Türkiye yürümeğe başladı… Sokaklar aşınsa da,aşınmasa da demokrasi sevdalıları yürüyecek… Adalet ve demokrasi yalnızca Kemal Bey’in yitiği değil ya… Artık Türkiye’yi durduramayacaklar…

  2. Zulüm ve haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır, meşru yürüyüşler zalimlere karşı en güzel cevapları teşkil ediyor.YAZARIMIZI TEBRİK EDİYORUZ…

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*