Ekranların sihri

Televizyon ve internetin aile ve toplum yapısı üzerindeki farklı açılardan etkileri sıkça gündeme gelir, tartışılır, çözüm yolları bulunmaya çalışılır.

Teknolojiyi bağımlılıktan uzak, bilinçli şekilde kullanma bilim insanlarının uzun zamandır kafa yorduğu bir konudur.

Bir de bu alandan ekmek yiyenlerin gündemi vardır ki, açıkçası içler acısıdır. Sanal dünya tüketim ekonomisi için dizisiyle, reklâmıyla, yarışmasıyla, müziğiyle doymak bilmez bir sektörü oluşturur. Dijital âlemin çalışanları bitmek bilmeyen uzun süreli çekimlerden şikâyetçiyken, yapımcılar kendi çocuklarına sanal ürünlerini yasakladıklarını utanmadan ifade ederler. Kendilerinin seyretmediği, evlerinde yasakladıkları dizileri programları başka evlere satarlar.

Satın alınır mı bu özürlü mallar? Alınır maalesef!

DİZİLER BORSA’DA

Ülkemiz Latin Amerika’dan Ortadoğu ülkelerine varıncaya kadar dünyanın dört bir yanına dizi ihraç ediyor. Türkiye en çok dizi satan ülkeler sıralamasında ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci dizi ihracatçısı. İlginç bir tablo değil mi? (Kaynak: www.bbc.com/turkce/haberler)

Öyle ki, artık dizilerimiz Borsa İstanbul’da üzerinden işlem yapılacak bir meta durumunda.

Zaman zaman gazetemizde de yayınlanan haberlerden Türkî Cumhuriyetler ve Arap ülkelerindeki izleyicilerden Türk dizilerinden yana “ahlâkî değerlerimizi tahrip ediyorsunuz!” tarzında şikâyetleri okusak da tablo değişmiyor: Dizilerimiz çok satanlar listesinde…

Bu da sektörü küresel şirketlerin de cazibe merkezi haline getiriyor. Paramızın hızla değer kaybına uğramasını da buna eklerseniz, başta dizi sektörü olmak üzere bütün medya sektörümüz yabancı sermaye için adeta ziyafet sofrası durumunda. Yerli TV kanallarımız küresel şirketler tarafından teker teker satın alınıyor.

Bu tablo, reklâm sektörü ve rayting hesaplarının daha da hareketleneceği anlamına geliyor.

SAVAŞA RAĞMEN

Küresel firmalar gelecek on yılın medya açısından muhtemel haritasını çıkarıyorlar. Digital TV Research, ülkemizin de içinde bulunduğu (İsrail, Katar, Suudi Arabistan, Mısır…) ülkelerin gelecek on yıl içinde paralı TV izleme haritasına göre abone sayısının % 37’sinin Türkiye’den karşılanacağını bekliyorlar. Elde edilecek paranın % 51’i Türkiye ile İsrail arasında pay edilecek. Bütün bu gelişmeler Ortadoğu’da karmaşaya rağmen gerçekleşiyor. (4 Mayıs 2017, Milliyet)

ÇOCUKLARA DİKKAT!

Tabiî önce büyükler kendilerine bir çekidüzen vermeli.

Uzmanlar anne babalar, aile büyükleri digital dünya ile dengeli bir muhatabiyet kurarsa bunu çocukların da örnek alacağını ifade ediyorlar.

Nüfus sayımına göre nüfusumuz hızla artmasına rağmen, artık eskisi gibi sokaklarda oyun oynayan çocuklara sıkça rastlanmıyor. Sizce çocuklar nerede?

Çocuklar çoğunlukla evde ya da İnternet cafede…

Dubit Research şirketinin araştırmasına göre, ülkemizdeki çocukların akıllı telefon kullanım yaşı 11-12’den 9-10’a inmiş. Tabletler, bilgisayarlar, oyun konsollarının kullanım oranı da artmış.

Bu tablonun anlamı şu: Ekran bağımlısı, el becerisi düşük, omurga ve duruş problemleri yaşayan, hareketsizlikten aşırı kilo almış yeni bir nesil…

HÜLASA

Böyle bir tabloya razı olmak mümkün mü?

Dijital tehlikeye her zamankinden daha fazla mesafeli ve olabildiğince tedbirli yaklaşmamız gereken günleri yaşıyoruz!

Yasemin Güleçyüz

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*