Enaniyet, tesanüd ve Risale-i Nur

Beşinci Desise-i Şeytaniye kısmında Üstad Bediüzzaman Hazretleri çok mühim iki noktaya dikkat çekmektedir. Şöyle ki: “Kardeşlerim, enaniyetin işimizde en tehlikeli ciheti, kıskançlıktır.

Eğer sırf lillah için olmazsa, kıskançlık müdahale eder, bozar. Nasıl ki bir insanın bir eli, bir elini kıskanmaz ve gözü, kulağına hased etmez ve kalbi aklına rekabet etmez. Öyle de: Bu heyetimizin şahs-ı manevîsinde her biriniz bir duygu, bir âza hükmündesiniz. Birbirinize karşı rekabet değil, bilakis birbirinizin meziyetiyle iftihar etmek, mütelezziz olmak bir vazife-i vicdaniyenizdir. Bir şey daha kaldı, en tehlikesi odur ki: İçinizde ve ahbabınızda, bu fakir kardeşinize karşı bir kıskançlık damarı bulunmak, en tehlikelidir.”1

Enaniyetin bir tezahürü olarak ortaya çıkan kıskançlık maalesef nurani ve Kur’ânî hizmetin esası olan ihlâsa zıttır. Uhuvveti zedeler. Tesanüdü bozar. Hâlbuki “Tesanüdü muhafaza; enâniyet, benlik, rekabetten tahaffuz ve itidal-i dem ve ihtiyat”2 Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin evvel ahir tavsiyesidir. Hem, “Bu zamanda hizmet-i imaniyede hazz-ı nefsini bırakıp ve mahviyet ile tesanüd ve ittihadı muhafaza eden bir hâlis kardeşimiz, bir veliden ziyade mevki alıyor.”3 diyerek enaniyeti terk ve tesanüdü muhafaza etmek ehemmiyet ve zaruriyetini bildirmekte ve “Şimdi en ziyade bizi ve nurları vurmak ve sarsmak için en fena plan, Nur Talebelerini birbirinden soğutmak ve usandırmak ve meşrep ve fikir cihetinde birbirinden ayırmaktır.”4 ikazıyla da bu kudsî ve nuranî davanın hizmetkârları aleyhindeki dehşetli planlara dikkat çekmektedir. Bu sebeple, eneden kaynaklanan ve tesanüdü bozan kıskançlık gibi sebeplerden kaçınmak her dava adamının vazifesidir. İman ve Kur’ân hizmetinin selameti için eneye büyük darbe vuran tesanüdü ısrarla isteyen Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin şu talimatı çok manidardır: “Sizler ara sıra İhlâs’ı ve İktisad Lem’alarını ve bazan Hücumat-ı Sitte Risalesi’ni mabeyninizde beraber okumalısınız. Sizin şimdiye kadar fevkalâde sebat ve metanet ve tesanüd ve ittifakınız, bu memlekete medar-ı iftihar olacak ve istikbalini kurtaracak derecededir. Dikkat ediniz! Bu yeni fırtına, sizin tesanüdünüzü bozmasın.”5 Bu demektir ki, fırtınalar durmayacak, devam edecektir ve Nur talebelerinin de enaniyet ve tesanüd imtihanı devam edecektir.  

Bir başka büyük tehlike ise Üstad Bediüzzaman Hazretlerine olan kıskançlıktır. Bu çok daha büyük bir tehlikedir. Çünkü ona olan kıskançlık, dolayısıyla Risale-i Nur’adır, onun şahs-ı maneviyesinedir ve bütün Nur Talebelerinedir. Neticesi ise, muaraza ve rekabettir. Bu ise, bütün ümmetin ve insanlığın hukukuna bir taarruzdur. Çünkü “Risale-i Nur ve şakirdlerinin meşgul oldukları vazife, rûy-i zemindeki bütün muazzam mesailden daha büyüktür.”6 Çünkü “Risale-i Nur Kur’ân’ın malıdır, âlem-i İslâm’ın ve ehl-i imanın malıdır ve bu vatan ahalisinin İslâmî bir medar-ı iftiharıdır.”7 Hem “Arşı ferşe bağlayan Kelâmullah ile mazi canibindeki milyarlar ehl-i iman, evliya ve enbiya alâkadardırlar”8

Üstad Bediüzzaman Hazretleri bir mektubunda: “Bu zamanda enaniyet çok ileri gitmiş. Herkes, kameti mikdarında bir buz parçası olan enaniyetini eritmeyip, bozmuyor; kendini mazur biliyor, ondan niza çıkıyor. Ehl-i hak zarar eder, ehl-i dalâlet istifade ediyor. Meşrebini çok beğenen bazı zâtlar ve hodgâm bazı sofi-meşrebler ve nefs-i emmaresini tam öldürmeyen ve hubb-u câh vartasından kurtulmayan bazı ehl-i irşad ve ehl-i hak, Risale-i Nur’a ve şakirdlerine karşı kendi meşreblerini ve mesleklerinin revacını ve etba’larının hüsn-ü teveccühlerini muhafaza niyetiyle itiraz edecekler, belki dehşetli mukabele etmek ihtimali var.”9 bu ifadelerin ne manaya geldiği gün gibi ortadadır. Bilhassa “dehşetli mukabele etmek” sözünü Risale-i Nur’a ve Talebelerine karşı yapılan taarruzlar teyid etmektedir. Hem Risale-i Nur’u sahteleştirme hareketi, hem Bediüzzaman Said Nursî’siz Nurculuk senaryoları, hem de Kemalizm’le barışık Nurculuk planları ve de Risale-i Nur’u devlet tekeline alma oyunları bu dehşetli mukabelenin sadece bir kısmını oluşturmaktadır. Bu işlerin perde arkasında gizli zındıka şebekesi, perde önünde ise maalesef safdil dindarlar kullanılmaktadır. “Dikkat ediniz! Sebat ediniz! Münafıklar, taarruz plânı çeviriyorlar!”10

“Risale-i Nur’a daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez. Daha kimseyi o bahane ile inandıramazlar. Fakat cepheyi değiştirip, din perdesi altında bazı safdil hocaları veya bid’a taraftarları veya enaniyetli sofi-meşreblileri, bazı kurnazlıklar ile Risale-i Nur’a karşı iki sene evvel İstanbul’da ve Denizli civarında olduğu gibi istimal etmeye münafıklar belki çabalayacaklar. İnşâallah muvaffak olamazlar.”11 diyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, her dönemde olabilecek bu tür plan ve oyunlara dikkat çekmekte ve bütün inananları bu tehlikelere karşı Risale-i Nur dairesine davet ederek teyakkuza ve tesanüde sevk etmektedir: “Madem hakikat budur. Risale-i Nur dairesinin yakınında bulunan ehl-i ilim ve ehl-i tarîkat ve sofi-meşreb zâtlar, onun cereyanına girmek ve ilim ve tarîkattan gelen eski sermayeleriyle ona kuvvet vermek ve genişlemesine çalışmak ve şakirdlerini teşvik etmek ve bir buz parçası olan enaniyetini, tam bir havuzu kazanmak için, o dairedeki âb-ı hayat havuzuna atıp eritmek gerektir ve elzemdir. Yoksa Risale-i Nur’a karşı rakibane başka bir çığır açmak ile hem o zarar eder, hem bu müstakim ve metin cadde-i Kur’âniyeye bilmeyerek zarar verir; zındıkaya bir nevi yardım olur.”12 Evet, “günümüz insanını koyu fikir karanlıklarından ve müthiş dalalet yollarından kurtarmak için müellifin kendi ihtiyarıyla değil, bir ihsan-ı ilahi olarak yazılmış ilhami bir eser olan Risale-i Nur’a”13 ve “çok emarelerle anlamışız ki, bu ulum-u imaniyedeki fetva vazifesiyle tavzif edilmişiz.”14 diyen Üstad Bediüzzaman’a karşı muaraza etmek, din düşmanlarının safında yer almak demektir. Bu sebeple, hem bu asrı hem de gelecek istikbali tenvir eden Risale-i Nur’u ve Üstad Bediüzzaman Hazretlerini tanımak ve dinlemek her ehl-i imanın en mühim vazifelerindendir. Çünkü “Risale-i Nur Kur’ân’ın malıdır, âlem-i İslâm’ın ve ehl-i imanın malıdır.”15

Dipnotlar:
1-Mektubat 724,
2-Hizmet Rehberi 360,
3-age.349,
4-age.360,
5-age.405,
6-Emirdağ Lahikası 90,
7-Tarihçe-i Hayat 245,
8- İşarat-ül İ’caz 457
9-Kastamonu Lahikası 277,
10-age.170,
11- Emirdağ Lahikası 126,
12- Hizmet Rehberi 433,
13-Gençlik Rehberi 223,
14- Hizmet Rehberi 348,
15- Tarihçe-i Hayat 245 

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*