Ey Kürtler, ayağa kalkınız!

Image
Bu hitap ve ifade, ne bir ayaklanma çağrısıdır, ne de buna benzer bir kıyam hareketi, vs. değildir. Bu düpedüz, bu vatanın ekseriyetini teşkil eden; Türkler’den sonra gelen ve öz be öz bu vatanın sahiplerinden olan Kürt kardeşlerimize yapılmış bir dâvettir.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin müsbet hareket düsturuyla hareket eden bizlerin, menfî hiçbir harekete geçit vermeyeceğimiz bilinen bir şeydir. Yıllardır, Kemalist zihniyetten en büyük zulüm, haksızlık ve baskıyı gören bir cemaatin mensubuyuz biz. Ama buna rağmen, yine de bizim herhangi bir kıyam hareketimiz olmadığı gibi, zâhirde iyi görünen, fakat neticesi vahim olan o gibi şeylere geçit vermedik, vermeyiz de inşaallah!
Bizim buradaki kasdımız, yıllardır bu milletin ensesinde boza pişiren millet düşmanlarının, millete yaptığı haksızlık ve zulümlerden dem vurmaktır. Salâbet-i dîniye sahibi Kürt kardeşlerimiz yıllar boyu Kemalist zihniyetten gördüğü zulüm ve haksızlıktan sonra, son zamanlarda Rafizî Kürtlerden de şiddet ve baskı görmektedirler. Yani bir cihette, Rafızî Türk’lerden sonra, Rafızî Kürt zulmü.
Müslüman millet arasında bir mesele yokken, bunu mesele hâline getirmeye çalışanların maksadı, vatanı-milleti karıştırıp, milleti birbirine kırdırmaktır. Bu PKK denilen alçak teşekkül, aslında Rafizî Kürt ve Türklerin piyonudur. Aslında dış odaklar çalıyor, bunlar da oynuyor. Hem oynuyor, hem de milleti oynatıyor. Güya Kürtlere hizmet ediyor, ama hep Kürtleri öldürüyorlar, öldürtüyorlar. Bu nasıl Kürt dâvâsıysa?
Gayet girift ve karışık olan şu son hadiselerden sonra, o kadar masum insanların ölümünden sonra (ki çoğu da Kürt unsurundandır bu ölenlerin), Kürt kardeşlerimiz ayağa kalkıp, PKK alçaklarına karşı ayaklanıp, onlara geçit vermeyecektir. Bu silâhlı ve asayişi bozucu bir tarzda olmayacaktır elbette.
Özellikle o bölgelerde bulunan cemaat, tarikat vs. ehli, millete ön ayak olup, “Yeter artık! Bu alçakların bizimle alâkası yoktur. Bu milletle bunların irtibatı yoktur. Bizce bilinen ve tanınan bu alçaklara, bundan sonra müsamaha gösterilmeyecek ve içimizde barınmasına müsaade edilmeyecektir” denilmelidir. Onların tehdidine karşı da sağlam birlik ve irtibat içinde olarak boyun eğilmemelidir.
Tabiî bu arada da devletlûlarımıza şunlar haykırılmalıdır: ”Ey efendiler! Şimdiye kadar bu hadiselerden dolayı yaptığınız hareketlerden, maddî-manevî bir çok kayıplar olmasına rağmen bir netice alamadınız. Çünkü hastalığın ne çaresini biliyorsunuz, ne de tedavi yolunu. Bu mevzuda tesir edecek söz sahibi, bu bölgenin medar-ı iftiharı olan Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin dinlenmesidir. Onun reçetelerinin tatbikat sahasına konulmasıdır. Bunun dışında ne yaparsanız yapın, milletin canını, malını, namusunu velhâsıl her şeyini talân edip hebâen mensur boş yere harcarsınız (bu güne kadar olduğu gibi)! Yazıktır, günahtır, memleketimize, memleketimizin evlâdlarına!“
Görelim sizi salâbet-i diniye sahibi Müslüman Kürt kardeşlerimiz! Bu meseleyi ancak siz sahip olur ve dillendirirseniz bu işler çok çabuk hallolur. Ocaklar sönmez, canlar boş yere yanmaz, bu millet de rahat eder inşâallah!

 

Image

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*