Fânîyim, fânî olanı istemem; neyleyeyim?

altGüzel değil batmakla gaib olan bir mahbub.
Çünkü, zevale mahkûm, hakikî güzel olamaz; aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalp ile sevilmez ve sevilmemeli.

……

Bir matlub ki, gurubda gaybubet etmeye mahkûmdur; kalbin alâkasına, fikrin merakına değmiyor, âmâle merci olamıyor, arkasında gam ve kederle teessüf etmeye lâyık değildir. Nerede kaldı ki, kalp ona perestiş etsin ve ona bağlansın kalsın.

……

Bir maksud ki, fenâda mahvoluyor; o maksudu istemem. Çünkü, fânîyim, fânî olanı istemem; neyleyeyim?

……

Bir ma’bud ki, zevalde defnoluyor; onu çağırmam, ona iltica etmem. Çünkü, nihayetsiz muhtacım ve âcizim. Âciz olan, benim pek büyük dertlerime deva bulamaz, ebedî yaralarıma merhem süremez. Zevalden kendini kurtaramayan, nasıl ma’bud olur?

……

Evet, zâhire mübtelâ olan akıl, şu keşmekeş kâinatta perestiş ettiği şeylerin zevalini görmekle, me’yusâne feryat eder ve bâkî bir mahbubu arayan ruh dahi “Lâ uhıbbü’l-âfilîn” [Batıp gidenleri sevmem. (En’am Sûresi: 76.)] feryadını ilân ediyor.

……

İstemem, arzu etmem, takat getirmem müfarakatı.

……

Derakab, zeval ile acılanan mülâkatlar, keder ve meraka değmez, iştiyaka hiç lâyık değildir. Çünkü, zeval-i lezzet elem olduğu gibi, zeval-i lezzetin tasavvuru dahi bir elemdir. Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitapları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryattır. Her birinin, bütün divan-ı eş’arının ruhunu eğer sıksan, elemkârâne birer feryat damlar.

Sözler, On Yedinci Söz, s. 245

LÛ­GAT­ÇE:
âmâl: Emeller, arzular.
âyine-i Samed: Allah’ın isim ve sıfatlarının aynası.
derakab: Hemen, arkasından.
divan-ı eş’ar: Şiirler kitabı.
fenâ: Fanilik, geçicilik.
gaib olmak: Kaybolmak, görünmez olmak.
gaybubet: Görünmez olma, kaybolma.
keşmekeş: Karışıklık.
ma’bud: İbadet edilen; tapınılan.
mahbub: Sevimli, sevgili.
matlub: Talep edilen, arzu edilen.
mülâkat: Kavuşma.
me’yusâne: Ümitsizce.
müfarakat: Ayrılık.
perestiş etmek: Taparcasına sevmek.
zeval-i lezzet: Lezzetin sona ermesi.

image_pdf
Bediüzzaman Said Nursi

Kur’an’ı çağa tefsir ederek, “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, bu dünyadaki vazifem nedir?” sorularına cevaplar sunan, “iman-ı tahkiki”, “ahlâk” ve “istikamet” rehberi Risale-i Nur Külliyatı’nın müellifi.

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*