Fecr-i Sadık geliyor

halil-akgunlerDeğerli kardeşlerimiz;

Sizlerle uzun bir süredir bu satırlar arasında buluşma fırsatımız olmadı, olamadı. Bu uzun süre içinde sağlık nimetinin ne kadar değerli ve kıymetli bir nimet olduğunu fiilen ve ayne-l yakin öğrenmiş olduk. Rabbim bütün hastalara şifalıklar versin, bütün dertlere derman, çaresizlere çare, darda kalanlara genişlikler nasip etsin.

İnşallah yine önceden olduğu gibi bu satırlar arasında Risale-i Nur eksenli, bilhassa bilim ve din konuları ağırlıklı olmak üzere yorum ve izahlar yapmaya çalışacağız. Cenab-ı Hak niyet, amel ve fiillerimizi istikamet üzere sabit ve daim kılsın.

Bu yazımızda Risale-i Nurda geçen mühim bir müjdeyi nazarlara sunarak kısa bir izah yapacağız Müjde konusuna bilhassa dikkat çekmek istiyoruz. Zira yaşadığımız günler ve aylar itibari ile insanları ve cemiyeti ümitsizliğe sevk eden yüzlerce hadise zuhura geldi ve gelmeye de devam etmekte. Hem dünya ölçeğinde, hem İslam aleminde, hem de ülkemizde çok ciddi hadiseler vuku buluyor.

Hususan İslam alemi şimdiye dek görülmemiş hadisler ile çalkalanmakta. Tunus, Libya, Mısır’dan tutun da, Yemen, Irak ve Suriye’ye kadar çok ciddi bir kargaşa mevcut. Bu ülkeler adeta yangın yeri. İnsanlar ümitsiz, çaresiz, hayat güvenceleri yok hükmümde. Bilhassa Suriye. Sadece ülkemizin değil, tüm Avrupa’nın dengesini bozmak istidadında. Mülteci krizi bu gün için ülkemiz ve Avrupa açısından çok ciddi bir problem olarak gözüküyor. Ya şu aziz vatanımız? Bizim ülkemizde de çok ciddi problemler yaşanıyor. 15 Temmuz darbe girişimi milleti tahrip etmeye yönelikti. Askerimiz, polisimiz ve milletimiz tarafından bertaraf edildi. Ancak yine de bu hadise büyük bir travmaya sebep oldu. Mevcut yönetim aşırı şekilde tedirgin oldu ve bu tedirginlik doğrudan millete yansıdı. Suçlu suçsuz demeden toptancı bir zihniyetle yapılan tutuklamalar, görevden almalar, işten atmalar sonucunda binlerce insan sıkıntıya girdi. Süreçler devam etmekte.

İşte tüm bu hadiseler insanları ciddi bir ümitsizliğe sevk ediyor. Kişilerin gelecekten umutlarını tüketiyor. Bir yılgınlık ve bezginlik hali de mevcut. Zahire bakılınca haksız sayılmaz bu düşünce sahipleri. Zira insanları huzursuzluğa sevk eden yüzlerce sebep var.

Ancak Risale-i Nur gözlüğü ile baktığımız zaman hiç de umutsuzluğa ve karamsarlığa kapılmanın gerek olmadığını görürüz. Zira Nurlar bize “Şer görünen nice hadisenin arkasında büyük hayırlar” olduğunu öğretir. Hadiselere hep pozitif yönden bakmayı telkin eder. Olayların iyi tarafını görmeyi ve iyi düşünmeyi tavsiye eder. Geleceğe ise hep ümitle bakmamızı emreder.

İşte Hutbe-i Şamiyede geçen aşağıdaki ifade tam da bize müthiş bir ümit dersi veriyor:

“Hem de İslâmiyet güneşinin tutulmasına, inkişafına ve beşeri tenvir etmesine mümanaat eden perdeler açılmaya başlamışlar. O mümanaat edenler çekilmeye başlıyorlar. Kırk beş sene evvel o fecrin emâreleri göründü. Yetmiş birde fecr-i sâdıkı başladı veya başlayacak. Eğer bu fecr-i kâzip de olsa, otuz-kırk sene sonra fecr-i sâdık çıkacak. Hutbe-i Şamiye, s. 28”

Ümit dolu, müjde dolu bu ifadeler İslam aleminin bu günkü şartlardan çok daha kötü olduğu bir dönemde, ta 1911 yıllarında söylenmiş sözlerdir. Üstad Hazretleri bu ifadeleri 1950 sonrası tarihi işaretlerle tekrar kaleme alarak yine Hutbe-i Şamiye adlı eserinde neşretmiştir.

Buradaki müjdeler hem dünyayı, hem İslam alemini hem de ülkemizi doğrudan ilgilendiren müjdelerdir. Zaten 1950 sonrasında verilen bu müjdelerin bir bir tahakkuk ettiğini açıkça görmekteyiz. İslamiyet bu süreç içerisinde dünya ölçeğinde, hür dünyada hızla ilerlemiş ve hala da gelişmeye devam etmektedir. Bu günkü bazı sıkıntılar bu gelişmeyi engellemek üzere yapılmakta olsa da artık batı aleminde İslamın inkişafının önüne geçmek mümkün değildir. Ülkemizde ise gerçekten çok büyük gelişmeler olmuştur. Öyle ki artık dini hassasiyeti yüksek olan kesimler birbiri ile kavga etmeye başlamışlardır! Her neyse…

Yukarıdaki ifadede geçen tarihlerin sadece ülkemiz açısından kısa bir tahlilini yaparak yazımıza son verelim.

İfadede geçen 1371 tarihi hicri takvim esas alınırsa yaklaşık olarak 1951-52 yıllarına tekabül etmektedir. Bu yıllar bilindiği gibi tek parti zulmünün sona erip hürriyetçi Demokratların başa geldiği, ezanın aslına çevrildiği, eğitimde dini kurumların açıldığı, vatandaşın maddi ve manevi yönden bir nefes aldığı dönemlerdir. İfadede geçen 30 yıl sonrası ise 1980-81 yıllarına tekabül etmektedir. Bu tarihte bir ihtilal yaşanmasına rağmen İslami inkişafının önü kesilmemiş, hatta çok büyük hız kazanmıştır. Şerler hayırlara tebdil olmuştur. 40 yıl sonrası ise 1991-92 yıllarına karşılık gelmektedir. Bu yıllar da yine çok büyük inkişafların yaşandığı yıllardır. 30- 40 yıl tabiri beraber alındığında ise 70 yıl sonrasına tekabül eden bu yıllar ise 2019-20 yıllarına karşılık gelmektedir. Demek ki Fecr-i Sadıkın nihai tarihi 2020 yıllarıdır. İfadeye göre artık o yıllardan sonra İslamın ve Risale-i Nurun önündeki tüm engeller kalkacak ve her kesimin gözle görebileceği inkişaflar olacaktır. Zira fecr-i sadık, aydınlığın herkes tarafından görüleceği bir zemin ve zaman anlamına gelir.

Evet, bu gün için çok sıkıntılı ve sancılı bir dönemden geçtiğimiz açık. Ancak bu sancıların bir ölüm sancısından çok bir doğum sancısı da olduğu da açık. Az bir dikkatle görülebilir bu durumlar. Risale-i Nurun önünde iki mühim engel vardı. Birisi diyanet sahasında, diğeri siyaset sahasında. Diyanet sahasındaki engel sıkıntılı bir süreçle bertaraf oldu. Görünen o ki yakın bir gelecekte siyasi engel de ortadan kalkacak. İşte o zaman Nurların, imani ve içtimai prensipleri ışığında, iman, inanç, hak, hukuk, demokrasi ve adalet gibi kavramlar güneş gibi parlayacak. Zaten fecri sadık da bu demek değil mi?

Evet, biraz daha sabır…

Birlik ve beraberliğimizi muhafaza ederek geleceğe ümitle bakalım.

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*