Flört: Zehirli bal

Mitoloji’deki hikâyelerde bile yeri olduğuna göre flört insanlık tarihi kadar eski bir konu! Bütün semavî dinlerde tersi öğütlenmesine rağmen, ilâhî yasaklara aldırış etmeme “imtihan sırrından dolayı insanın kendi tercihine, cüz’î iradesine kalmış bir mesele. Melek de hayvan da değiliz. Cüz’î de olsa tercih hakkımız, irademiz var. Tercihlerimizle meleklerden üstün, hayvandan aşağı derecelere çıkıp inebiliyoruz. Böyle yaratılmışız.

Tahrif edilmelerine rağmen gerek Tevrat’ta gerekse İncil’de değil arkadaşlık, bakışları da kontrol etme üzerinde durularak inananlardan gözleriyle zina etmemeleri istenir.

Semavî dinlerde bu konudaki hükümler şüpheye mahal vermeyecek ölçüde kat’idir, kesindir, apaçıktır.

Ama imtihan dünyası işte!

HARAM HUZUR VERMEZ

Günümüzde “cazibedar fitne içinde bulunan ve aklını kaybeden” gençlerimiz hislerinin esiri olarak ne yazık ki, neticede çok üzülecekleri tercihlerde bulunabiliyorlar.

Oysa ki, haram huzur vermez. Cehennemin acil cezasını daha dünyada iken elemleriyle hissettirir. Haram sevmek “zehirli bal gibi” kıskançlık, ayrılık acısı, sevgisine mukabele görememek gibi Cehennemî bir ruh halini beraberinde getirir. Medyadan eksik olmayan haberlerin bir bölümü bunun sayısız örnekleriyle doludur!

FLÖRT, EVLİLİĞİ ENGELLER

Kız erkek arkadaşlığında netice itibarıyla en çok sıkıntıyı yaşayan, zarar gören kadınlardır. Zira tesettürsüzlük nikâh yolunu kapatır. Çağdaş erkeklerin (!) kadınları “gezip, eğlenecek” ve “evlenip çocuk sahibi olacak” diye ikiye ayırdıkları medyada sıkça yer alır. Kararsız ve şüphede kaldıkları için çoğu zaman evlenmemeyi tercih ettikleri de bir gerçektir.

Bu gerçeğe Bediüzzaman Hazretleri Tesettür Risalesi’nde şöyle işaret ediyor: “Tesettürün ref’i, izdivacı teksir etmeyip çok azaltıyor. Çünkü en serseri ve asrî bir genç dahi refika-i hayatını namuslu ister. Kendi gibi asrî, yani açık saçık olmasını istemediğinden bekâr kalır, belki de fuhşa sülûk eder.”

GÖRÜCÜ USÛLÜ- DİNÎ NİKÂH

Flörtü evliliğe hazırlık devresi olarak gören bir anlayış da var. Bu görüşü savunanların çoğu görücü usûlünü eleştiriyor. Peki, flörtle yapılan evlilikler garantili mi? Asırlardır, dedelerimiz ninelerimiz yanlış mı yaptı?

Flörtlerin çoğunlukla “psikolojik facia” ile son bulduğunu söyleyen psikologlar yanlış mı düşünüyorlar?

Kaldı ki görücü usûlünde eş adaylarının birbirlerini görüp konuşmaları, tanışmaları yolu kapalı değil. Kültürümüz, geleneklerimiz de buna müsait. Mahremiyet prensipleri ve ölçüleri dâhilinde buluşup görüşme imkânı varsa, flörte ne gerek var?

Bu safhada birbirlerini tanısınlar ve günaha girilmesin düşüncesiyle tercih edilen dinî nikâhsa geri dönülemez hatalara kapı aralayan sosyal bir başka yaradır. Resmî ve dinî nikâhın birlikte yapılması genç kızı da delikanlıyı da hatalardan koruyan sigorta hükmündedir.

HÜLÂSA

Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi “Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.”

Zarara rızası ile girene acınmaz!

Yasemin Güleçyüz

(Bizim Aile Dergisi Nisan 2017 sayısından…)

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*