Gençlik ve ahlâk

Ahlak dinin özüdür. Toplumda gerçek anlamda huzurun ve emniyetin sağlanması için, Kur’ân ahlâkıyla ahlâklanmış şahıslara ihtiyaç vardır.

Bilhassa gençler, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr hevalarını tecavüzlerden kurtarmak için ahlâk-ı İslâmiyeye sarılmalıdırlar. Hayat-ı içtimaiyenin temini adaletli, doğru sözlü, merhametli ve Allah korkusu olan şahıslarla mümkündür. Bu asırda bir gencin toplumdan soyutlanarak dinini yaşaması mümkün değildir. Doğru da olmaz. Çünkü din hayattır, hayatın var olduğu her yerde dini esaslar yaşatılmalı ki, millet yaşasın. İslâm kimliği bizlere bu görevi yüklüyor. Bu durumu Bediüzzaman Hz. şöyle izah ediyor: “Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalâtını ef’âlimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler.”1 Demek hakiki İslâmiyet iman hakikatlerini yaşayarak mümkün. İnsanın gayesi vazifesi budur.

Toplumu tahrip eden, gençleri erozyana götüren sefih medeniyetin bizlere bulaştırdığı ahlâksızlıklardır. Bediüzzaman gençleri uyarıyor: “Ey bu vatanın gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız. Âyâ, Avrupa’nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adâvetten sonra, hangi akılla onların sefahet ve bâtıl efkârlarına ittibâ edip emniyet ediyorsunuz. Yok, yok! Sefihâne taklit edenler, ittibâ değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi idam ediyorsunuz.”2 Öyleyse bizler ancak medeniyetin güzelliklerini alabiliriz. Bu asırda hücum eden tüm tehlikelere karşı, başta iman ve ahlak dersleri veren Risale-i Nur’un Gençlik Rehberi gibi keskin kılıçlarıyla mukabele etmemiz gerekiyor. “Gençliğin tehlikelerinden sakınınız”3 hadisi bu fırtınalı ve hareketli dönemi hatırlatan bir uyarı niteliğindedir. Bu tehlikelerin üstesinden ancak okuyarak gelebiliriz.

“Bahtiyar Gençler” zümresine dahil olmak istiyorsak, evvela ahireti gündemimizden çıkarmadan, iman ile ahlaki davranışlarımızı yaşamamız gerekir. İmana kuvvet vermeliyiz ki, ahlak yeşersin. Beşeri ahlâksızlıktan kurtarmak için gönderilen Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) güzel ahlakını model almalıyız. O zaman ahlak-ı haseneyi kazanarak, topluma faydalı bireyler olabiliriz..

Kübra Örnek

Dipnotlar:
1. Emirdağ Lâhikası, 369.
2. Kenzü’l-Ummal, 2:258
3. Lem’alar, 17. Lem’a, s. 124.

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*