| Özgürlük, barış, refah: Türkiye bunun neresinde? |
|
|
| Prof. D. Mustafa Erdoğan tarafından yazıldı. |
| Cumartesi, 04 Şubat 2012 00:00 |
TÜRKİYE’NİN kalıcı gündemi gerçi birçok farklı şekilde formüle edilebilir, ama ben bir süredir ben bunu şu üçlemeyle tanımlamayı tercih ediyorum: Özgürlük, barış, refah. Türkiye’nin daha özgür, barış içinde ve barışçı ve müreffeh bir ülke olması sanırım yurttaşlar olarak hepimizin ortak özlemi olsa gerek.Bunun pratik anlamı şudur: Herkesin insan haklarının güvence altında olduğu, devleti hukukun yönettiği, toplumun devletin vesayetinden kurtulduğu, kamu siyasetlerinin yurttaşların irade ve istekleri doğrultusunda belirlenip yürütüldüğü, “birlik-bütünlük” yerine (farklılıkların kendilerini serbestçe ifade edip geliştirmesine imkân veren bir) “çeşitlilik ahengi”nin karakterize ettiği, girişimcilik ve yaratıcılığı ödüllendiren rekabetçi-üretken bir ekonomiye dayanan ve nihayet kendi içinde olduğu kadar dünyayla ve çevresiyle de barışık bir Türkiye. Bu yazıda Türkiye’nin halihazırdaki durumunu bu hedefler açısından kısaca gözden geçirmek istiyorum. Önce “özgür bir Türkiye” idealinden başlayalım. Cumhuriyet öncesini saymazsak, aşağı yukarı altmış yıllık özgürlük ve demokrasi serüvenine ve son yıllardaki “AB’ye uyum” kaygısıyla atılmış adımlara rağmen maalesef Türkiye halâ tam olarak özgür bir ülke hüviyetine kavuşmuş değildir. AB’ye uyum ve genel olarak özgürleşme sürecine anayasal-yasal ve idari düzenlemeler yoluyla AKP iktidarı hatırı sayılır ölçüde katkıda bulunduysa da, özellikle son seçimlerden sonra onların da bu meseledeki heyecanları dinmiş görünüyor. Bu genel atmosferle uyumlu olarak, bugün Türkiye’de “herkes”in insan hakları tam olarak güvence altında değildir. Halihazırda devleti yöneten sadece “hukuk” değil, fakat en az o kadar da “hikmet-i hükümet”tir. Nitekim, kimi zaman hukuki düzenlemelerden, kimi zaman uygulamadan, bazan da her ikisinden kaynaklanan nedenlerle, ülkemizde temel haklardan fiilen yararlanma derecesi kişilerin dünya görüşlerine, ideolojilerine ve siyasi tutumlarına göre azalıp artabilmektedir. Yakınlarda yargının yönetiminin kısmen “demokratikleşmesi” gerçi 28 Şubat benzeri dönemlerde alıştığımız türden mağduriyetlere büyük ölçüde son verdi, ama bu sefer de AKP iktidarının sonlarında demokrasiyi çoğunluk iradesine uyum şeklinde anlayan bir siyasiidari- yargısal pratiğin neden olduğu hak ihlâlleriyle karşı karşıya kaldık. Öte yandan, aynı hükümet anayasal dayanağını kaldırdığı devlet güvenlik mahkemelerini “özel yetkili ağır ceza mahkemeleri” adı altında sistem içinde tutmaya devam etmektedir. Bu örnek, AKP’nin “hikmet-i hükümet” felsefesinden kopamadığını olduğu kadar, yargıdan kendi siyasi amaçları için yararlanma eğiliminden de kendisini kurtaramadığını gösteriyor. Türkiye’de toplum üzerindeki devlet vesayetinin varlığını koruması da özgürleşme sürecinin daha başında olduğumuzun başka bir göstergesidir. AKP’den önce bu vesayetçilik Kemalist hikmet-i hükümet ideolojisinin ve silâhlı kuvvetlerin kendisini bu ideolojinin bekçisi olarak görmesinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkıyordu. Ne var ki, AKP’nin gelişi bu konuda önemli bir değişikliğe yol açmadı. Gerçi AKP yasama ve yürütme üzerindeki askeri vesayeti bir ölçüde geriletmeyi başardı, böylece kamu işlerinin yurttaşların istek ve iradesi doğrultusunda yürütülmesi hedefinde hatırı sayılır bir mesafe alındı. Ne var ki, siyasi iktidarın devlet vesayetinden kurtulması otomatik olarak toplumun da vesayetten kurtulması anlamına gelmiyor. Öte yandan, AKP görünüşte Kemalizme mesafeli durdu ama bazı icraatlarıyla da bu ideolojinin “hikmet-i hükümet"’çi ve “birlik-bütünlük”çü özünü de kendi “muhafazakâr-demokratlığı”na aykırı bulmadığını gösterdi. Hükümetin bir yandan BDP’ye karşı izlediği politika ve KCK operasyonlarını yürütme tarzı, öbür yandan Ermeni kıyımı konusunda “Devlet’çi tutuma savrulması ve Hrant Dink davasındaki en azından duyarsızlığı bunun açık göstergeleridir. Uludere faciası karşısında bile hükümetin halkın yerine devletin -askeriyenin- yanında yer alması da öyle. (...) Prof. D. Mustafa Erdoğan |
|
Müstakbel cennet gençlerinin genç... |
|
Abdil Yıldırım |
|
|
28 Şubat ve Demirel |
|
Ahmet Said Akgül |
|
|
Önce İftira Ettiler, Şimdi İtiraf... |
|
Davut Şahin |
|
|
Atomların hareketi ve Kuantum Mek... |
|
Halil Akgünler |
|
|
Demokratların ahı mı tuttu? |
|
M. Nureddin Kutan |
|
|
Analarımızı anmak |
|
Mikail Yaprak |
|
|
Karadeniz Ereğli Anadolu İHL’den ... |
|
Nejat Eren |
|
|
Ayasofya zincirlerinden kurtulmay... |
|
Osman Zengin |
|
|
Futbol Hastalığı |
|
Prof. Dr. Mustafa NUTKU |
|
|
Yemeğe tuz ile başlamak |
|
Süleyman Kösmene |
|
|
Sanata Dair -2 Devrimci sanatta c... |
|
Şükrü Bulut |
|
|
Güzel düşünen hayatından lezzet a... |
|
Vehbi Horasanlı |
|
Sitede şuan 127 ziyaretçi var.
Önce Kur’ân-ı Kerim′le tanıştı, sonra 17 yaşındayken Müslüman oldu Annemin ve babamın hidayete ermesi için duâ edin
2011 yılı Ocak ayının sonlarıydı. ...Bediüzzaman′ın vefatının 52. yılı münasebetiyle 20 Mayıs Pazar günü Kars’ta “Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı ve Hedefleri” konulu bir konferans ...
Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana dâvet etmiş, dünya ve ahiret saadetinin ...
“İnsan bir yolcudur; ruhlar âleminden, anne karnından, çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlıktan, kabirden, haşirden ve sırattan geçen bir yolculuğu ...
Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi ...
“Suriye’ye müdahâle” taraftarı ülkelerin temsilcilerinin İstanbul’daki toplantılarının sonucu beklenirken, müdahâle ve “tampon bölge”de başrolün ...
DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Batı’nın farklı dinlerin, kültürlerin birlikte yaşaması konusunda henüz çok tecrübesiz olduğunu belirterek, ...
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen ...
Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği ...
BOSNA-HERSEK ile Mekke arasındaki yaklaşık 6 bin kilometrelik yolu yürüyerek kat etmeyi hedefleyen Boşnak ekonomi profesörü Senad Haciç, Ankara’ya ...
Kur’ân Sempozyumu, beş masadan oluşmuş, katılımcılar serbestçe müzakerelerini yapıyorlar. Yani kuru kuruya bildiri sunup oturmak ya da gövde ...
Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.
Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.
Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve ...
Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum, kendimindir telâkkî ...
Evet, dünyada en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlâtlarına karşı şefkatleridir. Ve en âli hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil hürmet ...
Dünyada gerçek vahiy olma özelliğini koruyan bir tek kitap vardır, o da Kur’ân-ı Kerim’dir.
Nazil olduğu günden beri, onda ne bir eksiklik ...
Cemil Meriç, ancak hayatının ileri yaşlarında tanıyabildiği Said Nursî’yi böyle tarif etti. Onu, deccal karşısında imanın remzi, işareti; mü’minin ...
Üniversitenin konferans salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Çoğunlukla “katılmazsak hoca yok yazar” korkusuyla gelen gençler, salondaki yerlerine ...
Burada iki gün peşpeşe okuyacağınız konuyu daha evvel "Günün Tarihi" vesilesiyle işlemiştik. Şimdi ise, aynı konuyu altı aydan beri sürdürdüğümüz ...
Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...
Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.
Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...
Sual: “Şuâlarda nelerden bahsedilir? Çok kısa şekilde özetlemek mümkün müdür?”
Şuâlar; Tevhid ve Vahdaniyet merkezli Risâle-i Nur eserleri içerisinde, ...
Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ...
Bu seneki buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanan Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun geçen yaz Ankara’da yapılan toplantısında “Kürt ...
Hayat hızla akıp giderken hatıraları bırakıyor bizlere.
İşte Halil Alparslan Ağabey de bu hatıralar ile yaşayan bahtiyarlardan.
Küçük yaşlarda Üstadı ...
Bediüzzaman araştırmaları kapsamında, Şark bölgelerimizde yaptığımız seyahatler sırasında yolumuz Hizan’a düşmüştü.
Hizan, Bediüzzaman Hazretlerinin ...
Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”
Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...
‘Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim’
“‘KÜRDÎ’ TÂBİRİ ADÂLETİ ŞAŞIRTMAK İÇİNDİR”
Çoluk-çocuk demeden, masum insanları acımasızca katleden Ermeniler, Bediüzzaman ve talebelerini görünce deliye dönüyorlardı.
“Kaçın… ...
-Bediüzzaman’dan Bir Eğitim Kuralı-
İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi,
onun validesidir.
Gözlerime inanamıyorum diye ...
Hayatı boyunca İslâm’ı ve İslâm’a hizmeti şiar edinen, 20. Asrın “Ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam” diyen özgürlükçü insan Bediüzzaman ...
DİCLE Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Uç, Allah’ın Hz. Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî gibi sevdiği kulları seyahat ...
Arş-ı A’lâ titremişti yerinden
Bir ses çıktı “Nur” dedi, derinden.
Kur’ân ve İman için ne gelirse elinden
Sen Nurların fatihisin Üstadım.
İmanın ...
Hasretin çarpar yüreğime gizlice
Issız yollarından, yüce dağlarından
Bir selâm bekler mor ufuklarından
Yollara düşmüş Nur postacılarından
Yamaçta ...
Bir Said’i milyon Said eyledin,
Vicdanları Hakka âid eyledin,
Fıtratları Nura müsaid eyledin,
Seninle düzelir her türlü umur,
Mehdi-yi azamsın Risâle-i ...
Rabbim razı olsun “Yeni Asya”mı kuran Z. Gündüzalp’ten
Ben bu sayede Nurları pek çok sevdim cânı yürekten
Tanıdığım herkes 70’den beri “Yeni Asya”mdan ...
Elhamdülillah nasip oldu, bu hafta da yeni bir kitapla huzurlarınızdayız: “Said Nursî ve M. Kemal…”
Gazetemiz başyazarı ve genel yayın müdürü Kâzım ...
“Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur
Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...
Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?
Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...
“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.
Mesajınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.