| Fethullah Gülen´i tasdik ettirme çabaları |
|
|
| Ahmet Tekiner tarafından yazıldı. |
| Çarşamba, 12 Kasım 2008 07:06 |
M. Fethullah Gülen´in şahsî faziletini, Bediüzzaman Hz.lerinin talebelerine ve Nurculukta öne çıkmış kişilere tasdik ettirmeye ihtiyacın nereden doğduğunu bilemiyorum. Nur cemaatlerinin hepsine eşit mesafede olan ve Nurculuk üzerine araştırmalar yapan bir yakınımın yardımıyla aşağıda bazı bilgiler arzedeciğim:Turancılık fikrine bağlılığından dolayı Said-i Nursî Hz.lerini hayatta iken ziyaret ihtiyacı duymayan sayın Gülen´in 1971´li yıllarda Bekir Berk ile birilikte tutuklu bulunduğu İzmir günleri, nurculuk açısından önemlidir. Çıkarıldığı askerî mahkemede Nurcu olmadığını ve Said-i Nursî ile O´nun kitaplarıyla belli bir bağlılığın olmadığını zabıtlara geçiren M. Fethullah Gülen´in ille de Nurcu diye takdim edilmesi, büyüklüğünün nurcularca tasdike kalkışılması tuhaf bir şey. Millî Selamet Partisinin kıymetli günlerinde, selametçi işadamlarıyla Ege´de birlikte çalışan ve bu istikamette onların organizeleriyle Anadolu´yu konferanslarla dolaşan Hoca´nın o günlerde daha çok siyasal islam çizgisinde yürüdüğünü, o günleri yaşayanlar bilir. İlk çıkardığı Sızıntı dergisinde, Said-i Nursî´den yaptığı alıntılarda isim vermeyen ve sözkonusu alıntıları sadeleştirerek birçok nurcunun tepkisini çeken sayın Gülen´in, Said-i Nursî ve kitaplarını ta o günlerden itibaren kullandığı ortadadır. 12 Eylül ihtilalinde, resmî teröristlerle birlikte aranan listelerde sokaklara asılan Gülen´in buna rağmen ihtilali öven ve haklı gösteren yazılarını yine Sızıntı dergisinde bulabilirsiniz. Jandarma ve Polisçe aranmakta iken Turgut Özal vasıtasıyla devletle barışan Hoca´nın birden bire İstanbul´un meşhur camilerin kürsülerine çıkarılması hadisenin arka plânını bilmeyenlerce yadırganabilir. Devlet Hocaefendi´yi Körfez Savaşında da kullanmış, Saddam´a karşı İsrail´i kollayan vaazlar vermiştir. (Scut füzeleriyle ilgili) Hocaefendi gerek Türkiye´de, gerek Türk ülkelerinde ve gerekse diğer bazı ülkelerde açtığı okullarda resmî ideolojiyi oradaki talebelere okutmuş, İstanbul´dan Ortaasya´ya kamyon kamyon büst gönderilmiş ve oradaki çocukların iyi bir atatürkçü olarak yetiştirilmesine çalışılmıştır. Risale-i Nur´u sadeleştirme hususunda sayın Gülen´i en hızlı tenkid edenlerin (sayın Badıllı, Sungur, Yeğen ve Bayram gibi) şu bölgede Hocaefendi hayranı olarak gösterilmelerini anlayamıyorum. Yoksa Fethullah Gülen Said-i Nursî´nin yerine geçecek bir dinî lider olarak mı düşünülüyor. Halbuki sayın Gülen, her defasında nurculuğu inkâr etmiştir. Nurcuların M. Fethullah Gülen ile ilgili kaygıları, onun taakib ettiği dinî ve siyasî çizgilerdir. Nurculuğu da kullanması, Risale-i Nur hareketine ve Said-i Nursî çizgisine zarar veriyor, kanaatine yolaçıyor. Bütün zulüm, hapis ve idam yargılamalarına rağmen Türkiye´de kalmayı tercih eden Nursî´ye bedel, sayın Bülent Ecevit´in teşvikiyle Amerika´ya giden Hocaefendi arasındaki farkı konuşan nurcular, Gülen´in DSP´ye desteğini de hâlâ anlayabilmiş değiller. Eğer yurtdışındaki yardımlar ise hocanın meyli, sayın Özal, sayın Demirel ve diğer siyasetçiler de yardımlarda bulunmuşlardı. Amerika´ya giden sayın Gülen´in; meşhur Paul Wolfowitz´in idarecilik yaptığı okul´da “Dünyanın Sonu” teorisinin sahibi yine Meşhur Francis Fukuyama başkanlığında, Washington´da Abant Platformunu icra ettirmesi, hadisenin lokal boyuttan global boyutlara taşındığını gösteriyor. Daha önceki toplantılarda kısmen de olsa Said-i Nursî´nin arkasına gizlenen Gülen´in artık ılımlı islam ile tek başına sahneye çıktığını hepimiz görüyoruz. İngiltere Lordlar kamarasındaki meşhur toplantı bu istikamette atılmış önemli bir adımdır. Sayın Gülen´in Amerika nezdindeki pozisyonu, Rusya eski devlet başkanı Putin´i rahatsız edince, Rusya´daki ateistler Risale-i Nur´un yasaklanması girişimi başlattılar. Esasında bu yasak, nurcu olarak bilinen Zaman gurubuna karşı bir tepkiydi. Bu tepkiden de eski dinsiz feylosoflar ve bilhassa pedagoglar yararlandı. Said-i Nursî ve talebeleriyle M. Kemal, Süfyanlık ve Deccal meselesinde taban tabana zıt hareket eden M. Fethullah Gülen´in tevazuu, takvası, zühd ve feragati tebrik ediliyor. Yukardan beri sıraladığımız hususlarda sözkonusu zatların M. Fethullah Gülen´i tasvib edeceklerini hiç zannetmiyorum. Ayrıca; M. Sungur´un oğlu M. Nur Sungur ile, Said Özdemir´in oğlu Prof. Kemalettin Özdemir ile ve M. Nuri Güleç´in (Fırıncı olarak biliniyor) damadı Cemal Uşşak ile Hoca´ya olan bağlarını da gözardı etmemek gerekiyor. Nurcular, Fethullah Gülen meselesini daha çok bir tarikat çerçevesi içinde algılarlar. Evradı, münasebetleri, okuduğu kitapları ve şekilleri tamamen nurculuktan ayrılır. Kanaatimce Zaman veya Gülen gurubunu, Menzil gurubu tarzında değerlendirmek gerekecek. Risale-i Nur´u okuyan, dost bir tarikat… Fethullah Gülen hareketini nurculuk hareketi olarak lanse edenler, ya Risale-i Nurlarla Zaman gurubu arasındaki tezatları bilmiyorlar veyahut Fethullah Gülen ile Said-i Nursî´yi karşılaştırmıyorlar. Rejim ile barışık, tesettür derdi olmayan, dünya bankalarıyla arası gayet iyi olan, yeri geldikçe Atatürk´ü öven ve Yahudilere olabildiğine yakın duran bir cemaatin nurculukla karıştırılması bilgisizlikten ileri gelmiyorsa, lokal veya global projelerin gereği olarak yapılıyor, olabilir. Evet, yakınımdan aldığım bilgiler bunlar. Bana kalırsa Fethullah Hoca´yı nurcu olarak ortaya böyle sürenler, ona da kötülük yapıyorlar. Eğer, nurculukla fethullahçılık böyle karıştırılırsa, Hocaefendi hakkında araştırma yapan daha başkaların bilgilerini de buraya getirme mecburiyetinde kalacağım. Hoca Efendi kendi tarikatında, hizmetinde ve dünyasında çalışsın, Nurcular da Risale-i Nur´un dünyasında çalışsınlar ki karışıklık olmasın. Hacı adaylarımızın yola çıktığı bu mübârek günlerde gıybetlere kapı açacak ve müslümanları üzecek şeyler de yaşamayalım. Hem bilirsiniz ki, Fethullah Hoca´nın nesi varsa Risale-i Nur´dan alınmadır. Şiirleri hariç... |
|
Müstakbel cennet gençlerinin genç... |
|
Abdil Yıldırım |
|
|
28 Şubat ve Demirel |
|
Ahmet Said Akgül |
|
|
Önce İftira Ettiler, Şimdi İtiraf... |
|
Davut Şahin |
|
|
Atomların hareketi ve Kuantum Mek... |
|
Halil Akgünler |
|
|
Demokratların ahı mı tuttu? |
|
M. Nureddin Kutan |
|
|
Analarımızı anmak |
|
Mikail Yaprak |
|
|
Karadeniz Ereğli Anadolu İHL’den ... |
|
Nejat Eren |
|
|
Ayasofya zincirlerinden kurtulmay... |
|
Osman Zengin |
|
|
Futbol Hastalığı |
|
Prof. Dr. Mustafa NUTKU |
|
|
Yemeğe tuz ile başlamak |
|
Süleyman Kösmene |
|
|
Sanata Dair -2 Devrimci sanatta c... |
|
Şükrü Bulut |
|
|
Güzel düşünen hayatından lezzet a... |
|
Vehbi Horasanlı |
|
Sitede şuan 86 ziyaretçi var.
Önce Kur’ân-ı Kerim′le tanıştı, sonra 17 yaşındayken Müslüman oldu Annemin ve babamın hidayete ermesi için duâ edin
2011 yılı Ocak ayının sonlarıydı. ...Bediüzzaman′ın vefatının 52. yılı münasebetiyle 20 Mayıs Pazar günü Kars’ta “Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı ve Hedefleri” konulu bir konferans ...
Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana dâvet etmiş, dünya ve ahiret saadetinin ...
“İnsan bir yolcudur; ruhlar âleminden, anne karnından, çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlıktan, kabirden, haşirden ve sırattan geçen bir yolculuğu ...
Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi ...
“Suriye’ye müdahâle” taraftarı ülkelerin temsilcilerinin İstanbul’daki toplantılarının sonucu beklenirken, müdahâle ve “tampon bölge”de başrolün ...
DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Batı’nın farklı dinlerin, kültürlerin birlikte yaşaması konusunda henüz çok tecrübesiz olduğunu belirterek, ...
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen ...
Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği ...
BOSNA-HERSEK ile Mekke arasındaki yaklaşık 6 bin kilometrelik yolu yürüyerek kat etmeyi hedefleyen Boşnak ekonomi profesörü Senad Haciç, Ankara’ya ...
Kur’ân Sempozyumu, beş masadan oluşmuş, katılımcılar serbestçe müzakerelerini yapıyorlar. Yani kuru kuruya bildiri sunup oturmak ya da gövde ...
Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.
Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.
Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve ...
Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum, kendimindir telâkkî ...
Evet, dünyada en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlâtlarına karşı şefkatleridir. Ve en âli hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil hürmet ...
Dünyada gerçek vahiy olma özelliğini koruyan bir tek kitap vardır, o da Kur’ân-ı Kerim’dir.
Nazil olduğu günden beri, onda ne bir eksiklik ...
Cemil Meriç, ancak hayatının ileri yaşlarında tanıyabildiği Said Nursî’yi böyle tarif etti. Onu, deccal karşısında imanın remzi, işareti; mü’minin ...
Üniversitenin konferans salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Çoğunlukla “katılmazsak hoca yok yazar” korkusuyla gelen gençler, salondaki yerlerine ...
Burada iki gün peşpeşe okuyacağınız konuyu daha evvel "Günün Tarihi" vesilesiyle işlemiştik. Şimdi ise, aynı konuyu altı aydan beri sürdürdüğümüz ...
Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...
Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.
Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...
Sual: “Şuâlarda nelerden bahsedilir? Çok kısa şekilde özetlemek mümkün müdür?”
Şuâlar; Tevhid ve Vahdaniyet merkezli Risâle-i Nur eserleri içerisinde, ...
Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ...
Bu seneki buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanan Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun geçen yaz Ankara’da yapılan toplantısında “Kürt ...
Hayat hızla akıp giderken hatıraları bırakıyor bizlere.
İşte Halil Alparslan Ağabey de bu hatıralar ile yaşayan bahtiyarlardan.
Küçük yaşlarda Üstadı ...
Bediüzzaman araştırmaları kapsamında, Şark bölgelerimizde yaptığımız seyahatler sırasında yolumuz Hizan’a düşmüştü.
Hizan, Bediüzzaman Hazretlerinin ...
Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”
Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...
‘Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim’
“‘KÜRDÎ’ TÂBİRİ ADÂLETİ ŞAŞIRTMAK İÇİNDİR”
Çoluk-çocuk demeden, masum insanları acımasızca katleden Ermeniler, Bediüzzaman ve talebelerini görünce deliye dönüyorlardı.
“Kaçın… ...
-Bediüzzaman’dan Bir Eğitim Kuralı-
İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi,
onun validesidir.
Gözlerime inanamıyorum diye ...
Hayatı boyunca İslâm’ı ve İslâm’a hizmeti şiar edinen, 20. Asrın “Ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam” diyen özgürlükçü insan Bediüzzaman ...
DİCLE Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Uç, Allah’ın Hz. Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî gibi sevdiği kulları seyahat ...
Arş-ı A’lâ titremişti yerinden
Bir ses çıktı “Nur” dedi, derinden.
Kur’ân ve İman için ne gelirse elinden
Sen Nurların fatihisin Üstadım.
İmanın ...
Hasretin çarpar yüreğime gizlice
Issız yollarından, yüce dağlarından
Bir selâm bekler mor ufuklarından
Yollara düşmüş Nur postacılarından
Yamaçta ...
Bir Said’i milyon Said eyledin,
Vicdanları Hakka âid eyledin,
Fıtratları Nura müsaid eyledin,
Seninle düzelir her türlü umur,
Mehdi-yi azamsın Risâle-i ...
Rabbim razı olsun “Yeni Asya”mı kuran Z. Gündüzalp’ten
Ben bu sayede Nurları pek çok sevdim cânı yürekten
Tanıdığım herkes 70’den beri “Yeni Asya”mdan ...
Elhamdülillah nasip oldu, bu hafta da yeni bir kitapla huzurlarınızdayız: “Said Nursî ve M. Kemal…”
Gazetemiz başyazarı ve genel yayın müdürü Kâzım ...
“Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur
Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...
Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?
Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...
“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...
Yorumlar
Kendilerini islamiyetin yegane temsilcisi olarak gördüklerinden kendilerinden olmayanlara imanı zayıf yada kandırılmaya müsait gözüyle bakmaktadırlar .
Ayrıca F.Gülenin adına yapılan bazı yayınlarda şu denilmektedir ; Dünya bir değişim sürecindedir ve bu süreçte bizden taraf olmayanlar elbette imkanlardan mahrum kalacaktır .
Yaptıkları bütün faaliyetler para üzerine odaklanmış olup herşeyin parayla elde edileceğine kendilerinin de inandıkları bir gerçektir . Şahsen karşılaştığım her durumda ya himmet ya abone yada kurban isteme gayretleri 'bize para lazım senin imanın seni ilgilendirir' mesajını iletmektedir . Cemaate kazandırdıkları her insana yıllık adam başı şu kadar para gözüyle bakılması cemaati yoldan çokartmıştır .
Çok önemli bir konu daha var o da şudur ki ; F.Gülen cemaati kendisini eleştirenlere münafık gözüyle bakabilmektedir . Dahası cemaate dahil olmuş kişilerin hertürlü insani ve vicdani hakları üzerinde sıkı bir kontrol mekanizması kurmaya çalışmaktadır . Cemaat bu hakları nereden almaktadır ?
Diğer bir mesele ise insanlara parasına göre muamele yapılmasıdır . Bir kişinin imanı ve ihlası F.Gülen cemaatine sağladıkları maddi imkanlar doğrultusunda ölçülmektedir .
Allah insanlara önce yakın akraba ve sonra da komşularına iyilik yapmayı emrediyor . F.Gülen cemmatinin insanlara yaklaşım tarzı 'sen bize ver biz senin yerine dağıtmasını iyi biliriz' şeklinde olmaktadır.
Son olarak zor durumda kaan birisine yadım etmeden önce şartlarını öne sürmektedirler . Yani gel bizim cemaate katıl ondan sonra biz sana yardım ederiz düşüncesi , insanlık anlayışlarını ne kadar ortaya koymaktaır ...
Ben başımdan geçenleri ve bizzat gözlemledikleri mi aktardım ..Gerisi sizin kararınız .
Söze Hilkat noktasından başlamak maharet gerektirir; Gel gelelim ki bu zaviyeden yaklaşmak haddime değildir.
Ey Benim Güzide Kardeşlerim..
Küfrün bir derya gibi sardığı, fitnenin etrafımızda cirit attığı bir dönemin ortasındayız. Belki de gerçeklerin bu kadar canımızı acıtması gerekirken! birbirimizin neredeyse imani noktalarına lafz etme haddine erişmişiz.
Biz müslümanlar olarak birbirimize sarılmamız lazım iken hala birbirimizin açıklarını görmeye çalışıp her yerden dem vurmaya çalışıyoruz.
Sizi Küffara karşı bu dine saldıranlara karşı bir olmaya davet ediyorum bırakalım açık aramayı. Bırakalım nifak tohumlarını sulamayı. Ortada bir hadise vardır o da ; ALLAH 'ın (c.c) Davasıdır.
Sakın ola ki yorumlar getirip bu davaya zarar vermeyin. Allah (c.c) herşeyi hakkıyla bilendir ve muamele edendir.
Allah (c.c) SETTAR'dır. Bir kul olma yolunda günahlarımızı setretme adına rabbimize niyazda bulunalım.
Rabbim gönlünüzde olanı hakkınızda hayırlı eylesin; hakkınızda olanıda gönlünüze razı eylesin.
Selamlar.
öncelikle cevap verme zahmetinde bulundugun icin sana tesekkür ederim.
Bu yazilar artik kabak tadi vermeye basladigindan, hic bir sey yazmayip, sadece okuyanlara selamlarimi iletmekle yetinecegim.
Selamlar
3.evet bu genel meselerden sonra daha açık anladığımı söyleyeyim...
muhterem fethullah gülenden anladığım kadarıyla...
şahıs olarak ne tarihte mehdi sanılan hz. ali nin oğlu muhammed hanifiyye ne imam rabbani ne bediüzzaman ne kendisi nede bir başkası büyük mehdidir.
gülen hareketinin mehdilik konusunda ne ilanı ne iddiası nede çaktırmadan yan cebime koycu tavrı vardır...fethullah efendiyi okuyan ve okuduğunu zerre anlayan herhangi bir insan bunu açıkça görür...
risale-i nur'a göre bediüzzamanı mehdi ilan etmek ne derece mümkündür bunu tartışmıyorum...ben zahire göre hareket ederim ve risale dışı zorlama tevillere,hikay elere itibar etmem.itibar edenide kınamam...
ama şunuda söyleyeyim...bediüzzamana mehdilik isnat etmek büyük iddia...bir kısım nurucunun sandığı gibi ehl-i tariğin ezici çoğunluğu şeyhin ayaklarını yıkadığı suyu şifa niyetine içenleri dahi şıhlarına mehdi demiyorlar...günaha giriyorsunuz demiyorum...ama ben ne bediüzzamanın ne hocaefendinin ( haşa ve kella mesih olamazlar zaten) ne büyük mehdi ne kahtani olduklarına inanıyorum...
sadece bediüzzaman hazretlerinin önceki asrın müceddidi yani bana göre en büyük alimi olduğuna inanıyorum...hocaefendiye yönelik böyle bir düşüncem yok...bana kalsa sorun yok hocaefendide bu zamanın müceddidir derim ama kendisi doğrudan red etmiştir müceddidliği,so rulduğunda sussa olurdu ama red etti(kendinin red ettiğini ben zorla sen öylesin diyemem diyende iyi niyetlidir ama az gelişmişlik kafa yapısı içerisinde mürid zihniyetini aşamamıştır)
evet murat ağabey gayet açık oldu sanırım...
şu eleştir bizi konusuna gelince gayet açık konuşayım gene murat ağabey...
yeni asya nın ve kutlular ağabeyin delikanlı duruşunu seviyorum..bu sebeple düzenli yeni asya-köprü-yeni asya yayınlarından çıkan kitapları okurum...hatta risalelerim bile sizin yayınevinin...
buna rağmen kutlular ağabeyin ağzına her geleni konuşması(yani her uzatılan mikrofona kah yazıcıları,hüsr ev ağabeyi kah hocaefendiyi şikayet etmesinin ne luzumu var)demirelcili k konusunda ısrarı sebebiyle kendisinden daha kıdemli bediüzzamanın talebelerini kırması hatadır.
yeni asya gazetesinde günlük siyasetin nabzını tutmak mümkün değil gibi görünsede camia özellikle geçmişte fazla siyasileşmiş ve demirelle adeta katolik nikahı kıyarak anti patik bir görünüm kazanmıştır...
buda sürekli yaprak dökümüne sebep olmuştur...
yeni asyayı küçülten kendisidir...fethullah hoca,kırkıncı hoca, yazıcılar nesilciler falan değil...bunu görmek lazım...
ha size kalsa vay biz tavizisiziz...yok çağın menderesi demireldi falan ama..yani kendim dahil kaç kişiden duydum ah demirelci olmasalardı diye...buna nur hareketinin tamamen dışındaki guruplarda dahil.
evet diyeceklerim bunlar murat ağabey...inşallah yayınlanır...
gayet uzunca ve gayet açık yazacağım inşallah editörler yayınlar...
öncelikle...
sitede yazınızın geç yayınlanmasında n ötürü yeni gördüm ve yeni cavap yazma imkanım oldu bunu söylemeliiym...
isteğiniz üzere daha net konuşayım...
evvela şunu belirtmeliyim ki söyleyeceklerim benim şahsi düşüncelerim ve kendi anladıklarım...ben öyle camiada kıdemli bir kimse değilim...ehliyetim falan yok, ''ağabey''likte yapmıyorum...mütevazılık için demiyorum gayet samimiyim ben dış kapının mandalıyım..ama kendimce kendi çapımda okuyup anlamaya çalışıyorum ve söyleyeceklerim benim anladıklarım.
fethullah güleni okumuş ve anlamak için gayret göstermiş bir kimse olarak açıkça ifade etmek isterim ki;
1.fethullah gülene göre fethullah gülen vaad edilmiş kimse değildir.ve kesinlikle bu yönde istemem yan cebime koy misali bir tavır veya tavandan tabana aslında o mehdi o kahtani o haşa ve kella mesih şeklinde bir telkin asla söz konusu değildir. adam ben olsam olsam büyüklerin yanında bir kıtmirim dediği halde yok yok sen kahtanisin bırak allahını seversen diyen varsa hata etmektedir.açıkçası ben bu söylemleri hep hariçten duyuyorum bana içeriden kimse o şudur o budur demedi...deseydide bizzat hocaefendinin yazılarıyla sıfatına takılmaz gösterir ve sustururdum..daha açık nasıl ifade edilir bilmiyorum..benim için zahirde denilen önemlidir..faraziyeler değil.
2.gülen anlayışından benim anladığıma göre;
a. allahın tamamlanmış dininin üstüne oturup mehdi beklemek luzumsuzdur.bu mehdiliğin yok sayıldığı anlamına gelmez.abartılmaması gerektiği manasına gelir(zira mehdi en küçük sahebeden daha küçüktür)
b. mehdi ben mehdiyim demez.(burdan hareketle kendisini veya bediüzzamanı mehdi ilan etmemesinden hareketle aslında kendine veya bediüzzamana mehdi diyor gibi abuk bir sonuç kesinlikle çıkartılmamalıd ır.yazıları gayet açık ve anlaşılması kolaydır.)
c. mehdilik meselesi tarih boyunca çok süistimal edilmiştir.
d. isa mesih(a.s)ın ayetle sabit bir peygamber olması ve son peygamberin gene ayetle sabit muhammed(a.s) olması sebebiyle kurana dönemsellik biçilemeyeceği gerçeği dümdüz ortadayken ve mesihin peygamberlikten istifasının veya ayetlerine rağmen allah tarafından görevden alınmasının zorluğuna istinaden mesihin inişinin şahsı maneviden ibaret olacağını ve mesihin nuzulunun mehdilik şeklinde olacağını söylemektedir
devam edecek....
aslinda cok uzun yazmistim fakat tek su sebeble yazimi göndermedim, belki araniza katilip ta benim yazim neticesi, imanini kaybeder düsüncesiyle, ayrica ...... herneyse.
Üzülerek belirtmeliyim ki, sorularima cevap alamadim, lafi dolandirmissini z. Arkadasim cenab-i Hak sizi de beni de özgür yaratti, cekinmeyin, Elestirileriniz i gayet acik bir sekilde yapin( Uslubunuz hakaret icerecek bir tarz degil)
Mehdi kim ve diger temaslarim sadece dolambacli bir yol ile cevap verilmeye calisilmis...Direkt yaz Kardesim cekinme.
Ben sizi de cok iyi biliyorum, ha burada yazdigimiz cemaati de, sirasi gelince devam ederiz.
Bakin Arkadasim,
1960 li yillarda, Radyolarda bir reklam vardi.
Cifffff diye bir ses esliginde Graf Stif Aslan, markali Avusturya Kamyon Reklami.. yasi müsait olanlar hatirlarlar.
Bizim Temel bu aracdan almis dagin basinda kalmis.
Almis eline cekici, baslamis arabaya saymaya
Graf´sin inanirim
Stif´sin inanirim
cünkü ben bilmirem bunlar ne dir?
Ha bu Aslani kim koydu buraya diye vermis cekici, arabaya...
Selamlarimal
Not: gönül isterdi ki, herkes etegindeki taslari merdane bir sekilde döksün, cemaat taasubuyla hareket etmesin, benim seyhim senin seyhini döver mantigi gütmesin.....
Rasulullah`i - yani Kainatin Yaraticisinin biz insanlara elcisini- salt dunyevi kafa ile okursak ulasacagimiz sonuc sizin cikardiginiz sonuc olur : Yahudilerin maddiyati var, onlar dunyanin civisini cikariyorlar, e o zmn Muslumanlarda ayni silahlara sahip olmali...ne kadar ucuz bir yorum!
Ahir zmanin en buyuk tehlikesi, materyalizmdir. Fenden ve Felsefeden gelen, sebep-sonuc iliskisini asamayip gayb`a asina olamamaktir. Rasulullahin isareti de bu olmalidir,cunku onun vazifesi ile tam ortusen bir uyari olmus olur o takdirde.
Buna karsi bir bilinc olusturulmasi da, kainati bir kitap olarak kabul etmek ve mahlukatin gercekten ne soyledigini onlarin lisani hallerinden okumaktir. Iyi baktiginizda gorursunuzki kainatta herbirsey heran Birinin yaratmasina sonsuz ihtiyac halindedir...Bunu tasdik ettikten sonra zaten `onlarin silahi ile silahlanmis` oluruz. Tabiati inkar icin bir alet olarak kullananlara bedel Tevhidi haykiran bir kitaba donustururuz.
Sizin yorumunuzla fiiliyata gecmek ise `Musluman ama yahudilerin ozelliklerine sahip` gibi bir manadan-ki Kuran bizi hep bu noktada uyarir- ileriye gidemez...Tabi buna `ileri` diyebiliyorsak.
Bu son mesajimdi. Aanlatmak istediklerimi buyuk bir oranda ortaya koydugumu dusunuyorum.
Iyi okumalar...
münakaşa maksadıyla değil ama düşünceleriniz bana göre yanlış ve tanıdık ama samimi gelmesinden ötürü bir kaç şeyde sizin düşüncelerinize dair sarfetmek isterim.
evet gündeme getirdiğiniz konular kesinlikle doğru olmamakla beraber(şu vaad edilmiş kimse ile alakalı)-kişi herkesi kendi gibi sanırmış- gülen hareketi statik değil dinamik yapıdadır. zamanı okuyan ve gerekliliklerin i yerine getiren bir harekettir.siyasetçilerle katolik nikahı yapmaz mesela.o günün doğrusuna göre davranır.
evet ticaret muhim.dindarlar toplum hatta dünya üzerinde etkili olmak istiyorlarsa ticarette söz sahibi olmalılar.gülen hareketinin bu noktadaki başarıları bence tenkit edilesi değil takdir edilesidir.ha belki fazla maddiyatçılaştı lar eleştirileri olabilir ben bunu kabul ederim ama kurumsal manada değil kişiler boyutunda kabul ederim.bu birazda büyüme evresinin yan etkisi belkide.hayatta herşey her zaman her alanda mükemmel gitmeyebiliyor.
ilahi rıza ne kadar gözetiliyoru ölçmeyelim.hüsnü zann edelim.düşünelim üstad kimin hangi hizmetinde kimin niyetini okumaya çalıştı.okumaya çalışmadıysa ''üstaddan fazla üstadçılık'' yapıp onun adına niyet okumayalım.
gülen hareketi ''nurcu''tabirini kullanmaz bu doğru ama risaleyi basamak olarak kullanıyora katılmam.zira anakaynaklardan biri.ama biri,tek kaynak değil,temel farklardan biri burda.hareketin hacmi düşünüldüğünde ''üstaddan daha fazla üstadçı'' kardeşlerden belki daha fazla hizmet ediyor denebilir.
dışarı ile irtibatın az olmasına gelince.türkiyenin büyük cemaatleriyle sorunu yok.hatta önemseniyor iyi ilişkiler.irtibat yeterince.ama irtibattan kasıt hocaefendiden daha az ilme sahip daha az ehliyet sahibi birilerine biat etmekse o olmaz,olmamalıd a.unutulmasın hocaefendi müstakil bir islam alimi.
üstelik bu hadiseye nurculuk özelinde bakarsak.zübeyir ağabeyin istişarelerde hocaefendide bulunsun demesine rağmen hocaefendi niye bulunmamıştır ve zübeyir ağabeyin dediği ağabeyler niçin bu söze uyamamışlardır.bu konu araştırmaya muhtaçtır.
atanmışlık meselesine girmeyelim.o zaman saffı evvelleri kim atadıya kadar gider çünki.
sorgulama meselesine de girmeyelim.materyalist bir muhttap sorgulama meselesini gündeme getirse diyecek çok şey var ama nur talebesi bunu gündeme getirirse sen said nursinin hangi tasarrufunu sorguladın ve sorgulamayı hangi ilmi ehliyetle yaptın derler insana.o yüzden girmeyelim.
birde insanlar gitmişse, niye gidiyorlardan çok,neden gidiyora bakmak lazım.eleştiriden önce özeleştiri lazım belkide.birde fırkacılık konusunda ifrata kaçmamak lazım.hafizanallah sakıncalı bir şey bu.
ayrıca;
nasılki üstadın risalede bahsettiği kimi mevzular imam rabbani,gazalli az bir miktarda mevlana ve geylanide var.ben üstadın hem rabbani hem gazali takliti oluğunu işittim.şaşmıyorum dediklerine o yüzden.evet hocaefendide risale-i nurdan fayadalanmakta.dolayısıyla ortada bir ilginçlik yok.yüzde 90 mevuzusu ise madem öyle niye kimse sizden taraf olmuyorda onu takip ediyor sorunsalı bir kenara necip fazıldan,cemil meriçe karakoçtan,el bennaya ikbalden,arvasi ye taşerden,erdeme hatta mevdudiden,topç uya izler vardır denebilir fethullah gülenin düşünce dünyasında.e bunlar kim ve ne diyor bilmezsen hangi düşünce ne ölçüde ve ne kadar kaynaklık ediyor bilemezsin.
selametle.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için