| Tahrir’in sahaya yansıması: Katliâm |
|
|
| Fatma Nur Zengin tarafından yazıldı. |
| Cuma, 03 Şubat 2012 00:01 |
Mısır’a ilk taşındığım yıl, Lübnan’da bir savaş baş göstermişti. Ülke huzursuz ve mutsuzdu. O kaos ortamında, hiç olmazsa halkın neşesini biraz yerine getirmek, ülkeye biraz moral vermek için Mısır ve Lübnan futbol millî takımları arasında dostluk maçı oynanmıştı.
Bu maç, hayatımda gittiğim ilk futbol maçıydı. Kahire’deki büyük stadyuma gittik. Herkes neşe içinde, ailecek stadyumu doldurmuştu. En ufak bir taşkınlık yaşanmadan, marşlar, şarkılar söylenerek maç izlenmiş; Lübnan’ın mağlûbiyetine rağmen iki takım ve taraftarları da dostluk içinde maçın sonucunu kutlamış, insanlar sakince stadyumdan ayrılarak evlerine doğru yola koyulmuşlardı. Daha önce hep TV’den izlediğim, Türkiye’deki futbol müsabakası ortamlarına olan önyargımdan dolayı (ki gerçeklik payı da az değildir) kavgasız, gürültüsüz, sakin, küfürsüz bir ortam gördüğüm için oldukça mutlu olmuştum. Kahire’de geçireceğim 5 yıl boyunca, Ahlyli misin yoksa Zamalekli mi sorusuna neredeyse her gün maruz kalacak ve “her ikisi de” diye cevap verecektim. Dün akşam sosyal medyada Mısırlı arkadaşlarımın mesajlarını görünce dehşete düştüm. Genel başlık “Başın sağolsun Mısır, Allah yardımcın olsun” şeklindeydi. “Yine ne oldu?” diye düşünürken, bir arkadaşım “Nur, futbol maçı cenaze törenine dönüştü” dedi. Al Ahly (El Ehli) takımı ile Port Said’in Al Masry (El Masri) takımları arasında oynanan maçın ardından taraftarlar sahaya inmiş, sonuç (şimdilik) 76 ölü ve binden fazla kişinin yaralanması olmuştu. Stadyum ateşe verilmiş, taraftarlar stad içinde ve dışında gösterilere devam etmişti. Hiç şüphesiz, yaşanan bu olaylar basit bir futbol maçının sonucu yaşanan arbededen, futbol teröründen çok daha farklı. Ülkede bir yılı aşkındır süren kaos ortamı, güvenlik güçlerinin hâlâ yetersiz olması, ülkedeki belirsizlik, Tahrir Meydanında her Cuma ve bazan diğer günlerde devam eden gösteriler, seçim sonuçlarının halka yansıması gibi durumlar birleşmiş, ister istemez futbol taraftarının da daha fazla gergin olmasına neden olmuştu. Ancak en büyük sorun, taraftarların arasına karışan, ülkeyi daha da çıkmaz hale sürüklemeye çalışan ve belki de bazı insanları “Keşke Mübarek rejimi devam etseydi” diyecek hale getiren provokatörlerden başkası değildi. Al Masry takımının galibiyeti kutlamak için sahaya inmesiyle ortalığın karışması, onlarca insanın ölmesi, yaralı sayısının her dakika artması ve birden bire askerî yönetim karşıtı gösterilerin saha içinde ve dışında başlaması, olayın provokasyon kaynaklı olduğunu gözler önüne seriyor. Olayla ilgili şahitlerden bir kısmı, güvenlik güçlerinin kenara çekilip izlediğini, insanların birbirlerini öldürmesine müdahale etmediklerini söylüyor. Bazı Mısırlı yorumcular da, Al Ahly taraftarının politik olarak aktif, Tahrir’deki gösterilerde ön sıralarda olmuş, başından beri devrim sürecini desteklemiş bir sosyal yapıya sahip olduğuna dikkat çekerek, askerî cuntanın olayla doğrudan ilgisi olduğunu savunuyor. 2 Şubat 2011’de, yani bir yıl öncesinde, Mübarek rejimini destekleyenler, develer ve atlarla Tahrir Meydanına inmiş ve acımadan insanların üzerine yürümüş, onlarcasının ölümüne sebep olmuşlardı. Tam bir yıl sonrasında ise, futbol maçı sonrası yaşanan bu katliam insanı düşüncelere sevk ediyor. Yıllar boyu Mısır’da insanların kavga bile edemediğini konuştuk. Konuşurken çok bağırsalar da, hiç agresif bir toplum değillerdi aslında. Trafikte bir sorun olduğunda, arabalardan inilir, bazen “elhamdulillah, maliş” denilir, bazen de en fazla insanlar birbirlerini iterlerdi, o kadar. Medenî insanlar için bu bile çok fazla, birbirlerini itmeleri bile düşünülemez, ancak Türkiye’de arabasının bagajından ve başka bir yere sakladığı balta ya da sopayı hemen çıkaranları düşününce bu bize az geliyordu. Bir de ülke geneline çökmüş olan kabullenmişlik duygusu, Mısır’da devrimin olması ihtimalini bile imkânsız hale getiriyordu. Devrimin ilk günlerinde yazdığım yazılarda bunu açıkça anlatmıştım. (31.1.2011 ve 1.2.2011 tarihli yazılar) Devrim hareketi başladı, insanlar Tahrir’e indiler, hayatlarında belki de ilk defa eylem yapıp süreklilik gösterdiler ve istediklerine eriştiler. Fakat daha sonra her Cuma bir eylem, bir gösteri oldu. Olaylar bitmedi. En ufak bir olay büyük bir kavgaya dönüşüyor, onlarca insan yaralanıyor yahut ölüyordu. Bunları TV’den ve sosyal medyadan takip ediyor ve şaşırıyordum. Ancak bu, yılların birikimi, belki de şiddet eğiliminin dışa yansıması, her koldan her çeşit provokasyon gibi nedenlerin sonucuydu. Bugün bir web sitesinde, SETA’nın Ortadoğu Uzmanı Ufuk Ulutaş’ın “Mısır’da herhangi bir yerde meydana gelen hadiselerin Tahrir’de bir yansıması oluyor. Orada çadırlar duruyor ve gösteriler devam ediyor. Bu tarz hadiseler, Tahrir’de çatışmalara neden oluyor. Orada bir hareketlenme beklemek yanlış olmaz” şeklinde yaptığı açıklamayı okudum. Oldukça yerinde olan bu tesbitin, bir de diğer yüzü var. Tahrir’de başlayan devrim ateşinin ve bir yılı aşkın süredir devam edegelen gerginliğin sahaya yansıdığını unutmamak lâzım. Şimdi hep birlikte 3 Şubat Cuma günü, yani bugün Tahrir’de neler olacak, göreceğiz. En son yazımda “Biraz Bosna yazalım Mısır yerine” demiştim. Ancak üzücü bir şekilde, tekrar Mısır yazmak mukaddermiş. Bu vesileyle Mısır’daki kardeşlerimize sabır diliyor ve ülkenin hak ettiği huzura bir an önce kavuşmasını temennî ediyorum. |
|
Müstakbel cennet gençlerinin genç... |
|
Abdil Yıldırım |
|
|
28 Şubat ve Demirel |
|
Ahmet Said Akgül |
|
|
Önce İftira Ettiler, Şimdi İtiraf... |
|
Davut Şahin |
|
|
Atomların hareketi ve Kuantum Mek... |
|
Halil Akgünler |
|
|
Demokratların ahı mı tuttu? |
|
M. Nureddin Kutan |
|
|
Analarımızı anmak |
|
Mikail Yaprak |
|
|
Karadeniz Ereğli Anadolu İHL’den ... |
|
Nejat Eren |
|
|
Ayasofya zincirlerinden kurtulmay... |
|
Osman Zengin |
|
|
Futbol Hastalığı |
|
Prof. Dr. Mustafa NUTKU |
|
|
Yemeğe tuz ile başlamak |
|
Süleyman Kösmene |
|
|
Sanata Dair -2 Devrimci sanatta c... |
|
Şükrü Bulut |
|
|
Güzel düşünen hayatından lezzet a... |
|
Vehbi Horasanlı |
|
Sitede şuan 75 ziyaretçi var.
Önce Kur’ân-ı Kerim′le tanıştı, sonra 17 yaşındayken Müslüman oldu Annemin ve babamın hidayete ermesi için duâ edin
2011 yılı Ocak ayının sonlarıydı. ...Bediüzzaman′ın vefatının 52. yılı münasebetiyle 20 Mayıs Pazar günü Kars’ta “Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı ve Hedefleri” konulu bir konferans ...
Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana dâvet etmiş, dünya ve ahiret saadetinin ...
“İnsan bir yolcudur; ruhlar âleminden, anne karnından, çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlıktan, kabirden, haşirden ve sırattan geçen bir yolculuğu ...
Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi ...
“Suriye’ye müdahâle” taraftarı ülkelerin temsilcilerinin İstanbul’daki toplantılarının sonucu beklenirken, müdahâle ve “tampon bölge”de başrolün ...
DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Batı’nın farklı dinlerin, kültürlerin birlikte yaşaması konusunda henüz çok tecrübesiz olduğunu belirterek, ...
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen ...
Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği ...
BOSNA-HERSEK ile Mekke arasındaki yaklaşık 6 bin kilometrelik yolu yürüyerek kat etmeyi hedefleyen Boşnak ekonomi profesörü Senad Haciç, Ankara’ya ...
Kur’ân Sempozyumu, beş masadan oluşmuş, katılımcılar serbestçe müzakerelerini yapıyorlar. Yani kuru kuruya bildiri sunup oturmak ya da gövde ...
Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.
Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.
Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve ...
Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum, kendimindir telâkkî ...
Evet, dünyada en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlâtlarına karşı şefkatleridir. Ve en âli hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil hürmet ...
Dünyada gerçek vahiy olma özelliğini koruyan bir tek kitap vardır, o da Kur’ân-ı Kerim’dir.
Nazil olduğu günden beri, onda ne bir eksiklik ...
Cemil Meriç, ancak hayatının ileri yaşlarında tanıyabildiği Said Nursî’yi böyle tarif etti. Onu, deccal karşısında imanın remzi, işareti; mü’minin ...
Üniversitenin konferans salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Çoğunlukla “katılmazsak hoca yok yazar” korkusuyla gelen gençler, salondaki yerlerine ...
Burada iki gün peşpeşe okuyacağınız konuyu daha evvel "Günün Tarihi" vesilesiyle işlemiştik. Şimdi ise, aynı konuyu altı aydan beri sürdürdüğümüz ...
Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...
Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.
Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...
Sual: “Şuâlarda nelerden bahsedilir? Çok kısa şekilde özetlemek mümkün müdür?”
Şuâlar; Tevhid ve Vahdaniyet merkezli Risâle-i Nur eserleri içerisinde, ...
Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ...
Bu seneki buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanan Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun geçen yaz Ankara’da yapılan toplantısında “Kürt ...
Hayat hızla akıp giderken hatıraları bırakıyor bizlere.
İşte Halil Alparslan Ağabey de bu hatıralar ile yaşayan bahtiyarlardan.
Küçük yaşlarda Üstadı ...
Bediüzzaman araştırmaları kapsamında, Şark bölgelerimizde yaptığımız seyahatler sırasında yolumuz Hizan’a düşmüştü.
Hizan, Bediüzzaman Hazretlerinin ...
Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”
Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...
‘Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim’
“‘KÜRDÎ’ TÂBİRİ ADÂLETİ ŞAŞIRTMAK İÇİNDİR”
Çoluk-çocuk demeden, masum insanları acımasızca katleden Ermeniler, Bediüzzaman ve talebelerini görünce deliye dönüyorlardı.
“Kaçın… ...
-Bediüzzaman’dan Bir Eğitim Kuralı-
İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi,
onun validesidir.
Gözlerime inanamıyorum diye ...
Hayatı boyunca İslâm’ı ve İslâm’a hizmeti şiar edinen, 20. Asrın “Ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam” diyen özgürlükçü insan Bediüzzaman ...
DİCLE Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Uç, Allah’ın Hz. Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî gibi sevdiği kulları seyahat ...
Arş-ı A’lâ titremişti yerinden
Bir ses çıktı “Nur” dedi, derinden.
Kur’ân ve İman için ne gelirse elinden
Sen Nurların fatihisin Üstadım.
İmanın ...
Hasretin çarpar yüreğime gizlice
Issız yollarından, yüce dağlarından
Bir selâm bekler mor ufuklarından
Yollara düşmüş Nur postacılarından
Yamaçta ...
Bir Said’i milyon Said eyledin,
Vicdanları Hakka âid eyledin,
Fıtratları Nura müsaid eyledin,
Seninle düzelir her türlü umur,
Mehdi-yi azamsın Risâle-i ...
Rabbim razı olsun “Yeni Asya”mı kuran Z. Gündüzalp’ten
Ben bu sayede Nurları pek çok sevdim cânı yürekten
Tanıdığım herkes 70’den beri “Yeni Asya”mdan ...
Elhamdülillah nasip oldu, bu hafta da yeni bir kitapla huzurlarınızdayız: “Said Nursî ve M. Kemal…”
Gazetemiz başyazarı ve genel yayın müdürü Kâzım ...
“Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur
Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...
Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?
Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...
“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.
Mesajınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.