| Kur’ân’dan gelen Risale-i Nur sadeleştirilemez |
|
|
| Ahmet Demirdöğmez tarafından yazıldı. |
| Çarşamba, 15 Şubat 2012 00:02 |
|
Zaman zaman gündeme gelen Risale-i Nur’un sadeleştirilmesi meselesi maalesef yine gündeme geldi ve bazı risaleler maalesef sadeleştirildi. Bütün bunların Risale-i Nur’u anlamama bahanesi olarak sunulması da üzücüdür. Ne kadar iyi niyet olursa olsun, böyle bir teşebbüs bizce Risale-i Nur’u tahriftir. Ve şer hesabına geçer. Risale-i Nur’a perde olur, ruh-u aslîyi rencide eder, bozar. Bu hususta gazetemiz Yeni Asya yoluyla verilen cevaplar ve seviyeli yazılar bizce tatmin edicidir ve almak isteyene en güzel mesajlardır. Ayrıca hem Risale-i Nur Enstitüsünün, hem de Köprü Dergisinin (Bahar 2008) yazıları da birer belge hüviyetindedir. “Kur’ân’ın bir nevi tefsiri olan Sözler’deki hüner ve zarafet ve meziyet kimsenin değil; belki muntazam, güzel hakaik-ı Kur’âniyenin mübarek kametlerine yakışacak mevzun, muntazam üslûp libasları, kimsenin ihtiyar ve şuuruyla biçilmez ve kesilmez. Belki onların vücududur ki, öyle ister; ve bir dest-i gaybidir ki, o kamete göre keser, biçer, giydirir. Biz ise, içinde bir tercüman, bir hizmetkârız.”6 diyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, “Malum olsun ki, bana deniliyor: İnsanlar diyorlarmış ki; onun eserlerinin çok yerlerini anlayamıyoruz. Böyle kalırsa, bu eserlerin zayi olmasından korkulur. Ben de derim: Her şeyin anahtarı elinde olan Cenab-ı Hakkın izniyle inşaallah zayi olmayacaklardır. Ve bir zaman gelecek dindar mütefekkirler onları anlayacaklardır. Çünkü bu risalelerdeki ekser meseleleri nefsime tecrübe ettim. Furkan-ı Hâkim’in bana ita etmiş olduğu ilaçlardır. Bununla beraber mümkündür ki, sair insanlar, benim bitamamiha anladığım gibi anlamasınlar. Hem de ben sünuhat-ı kalbiyemde, izahat için tasarruf yapmıyorum ki, tahririnden gelen acz ve tağyirinden gelen havf dolayısıyla… Ancak kalbime doğduğu gibi yazıyorum.”7 sözleriyle Risale-i Nur’un sadeleşmesine izin olmadığını açıkça belirtmiştir. Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin ve Risale-i Nur’un meslek ve meşrebine harfiyen uyan ve takipçisi olan nur talebeleri bu kudsi mirasa çok büyük ihtimam göstermişlerdir. Bu noktada merhum Zübeyir Gündüzalp ağabey şunları söylemiştir: “Üstadımızın harikulade üslub ve belağatını ve hakikatleri ifade sadedinde istimal ettiği lügatları aynen muhafaza etmekle hepimiz mükellef bulunmaktayız.8” Bu itibarla, bilhassa bu konuda başta Üstad Bediüzzaman Hazretleri ve talebelerinin beyanları ile birlikte uzman ve bilirkişi hüviyetine sahip değerli ilim adamlarının görüşleri bizce herkesi bağlamalıdır. Bu hususta derlediğimiz kıymetli görüş, düşünce ve tesbitleri paylaşmak istiyorum. Meselâ, Üstad Bediüzzaman’ın talebelerinden muhterem Abdulkadir Badıllı ağabeyin bu konudaki görüşü şudur: “Kur’ânî olan o mübarek ifadeler ve melaike misal canlı, hakikatli, her tarafı şuurlu ve çok ince ve nazdar, mâniîdar lafızları kaybolduğu gibi; sadeleştirerek onun yerine ikame ettirilmek istenen şeyler ise, derisi soyulmuş meyveler misali nurlu mânâlarından mücerred, donuk, bozuk, nursuz, ruhsuz adi boncuklar nevinden şeyler elde kalır.”9 Eğitimci ve araştırmacı yazar Mehmet Ali Kaya ise şu görüşleri paylaşmaktadır: “Kur’ân’ın dili din dilidir. Her ilmin bir dili vardır. O dil bilinmese o ilmin ifade ettiği yüksek mânâlar anlaşılmaz. Matematiğin, hukukun, tıbbın, biyolojinin, astronominin, sosyolojinin, felsefenin velhasıl her ilmin kendine has bir dili vardır. İlim adamlarının kitaplarının zor anlaşılması bundandır. İnsanların genellikle zorlanmadan anladığı dil, hikâye ve masal dilidir. İlim ise hikâye ve masal değildir ki, herkes zorlanmadan anlasın. Bir şeyi gerçekten öğrenmek isteyen onu öğrenmek için çaba göstermelidir. Risale-i Nur Kur’ân dilini muhafaza ettiğinden, sadeleştirilmesiyle bu kudsi dil kaybolur. Şunu iyice bilinmesi gerekir ki, Üstad Bediüzzaman Hazretleri hayattayken bu nevi sadeleştirme teşebbüslerine müsaade etmemiştir.”10 Risale-i Nur’un dil özellikleri hakkında kitap yazan muhterem Prof. Dr. Servet Armağan Bey bu konuda şunları söylemektedir: “Asla ve kat’â Risale-i Nur’un dili değiştirilmemelidir. Risale-i Nur’un şerhi yapılabilir. Bunu Üstadın kendisi de belirtmektedir. Ama Risale-i Nur’un metni, esas orijinal dili değiştirilmemelidir. Risale-i Nur kati surette İslâmî kültürü, Kur’ân’ın mânâ ve muhtevasını, İslâmî hakikatleri ortaya koyan kolayca cerh edilmesi kabil olmayan bir metin halindedir. Sakın sakın Risale-i Nur’un dili değiştirilmesin, tersine orijinal metin halinde muhafaza edilmelidir.” “Üstad Bediüzzaman hayatta iken sadeleştirme girişimlerine müsaade etmemiştir. Metin içinde geçen Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçe karşılıklarının verilmiş olması ve ayrıca temsili hikâyeciklerle en zor meselelerin dahi anlaşılır kılınmış olması okuyucuya istifade noktasından büyük imkânlar sunmaktadır. Bugün yüz binlerce insanın risaleleri okuyarak ondan istifade ediyor olması, ‘Risale-i Nurun dili anlaşılmıyor, sadeleştirilmeli’ iddiasını fiilen çürütmektedir.”11 Değerli Yazar Yusuf Kaplan’ın görüşleri ise şu meyanda: “Medeniyet dilinin kurulabilmesi için kesinlikle Bediüzzaman birincil kaynak. Bediüzzamanın eserlerinde, dilinde müthiş bir şiirsellik var. Bediüzzaman hem düşünce dilinin muhkemliği açısından, hem de grematik zenginliği açısından çok önemli bir kaynak.” “Bediüzzaman’ın iman hakikatleri tasavvurunun, bize biri dil’den, ikincisi de üstdil’den oluşan iki dile dayalı dört çağın kazısını yaparak aslında yaşadığımız medeniyet buhranının nasıl anlamlandırılıp aşılabileceğine ilişkin hâlâ fark edilmeyen bir usul, bir üstdil sunmuştur. Bu üstdil projesi sadece Bediüzzaman’da görülmektedir. Anahtar Bediüzzaman’dadır.”12 Edebiyatçı-romancı ve eğitimci yazar İslâm Yaşar Bey ise şu görüşleri sunmaktadır: “Said Nursî, muhteva itibarıyla bütün insanlığa hitab eden Risale-i Nurları, Türkçenin asırlarca konuşularak zenginleşip olgunlaşmış en sağlam şekliyle yazdığı için o lisana da nurlarla birlikte asırlarca yaşayarak dünya dillerinin arasına girme şansı kazandırdı. Bununla da kalmadı, Birinci Şua adlı eserinde, İbrahim Sûresinin 4. âyetinden aldığı işaretle Kur’ân-ı Kerim’in, Risale-i Nurun Türkçe olmasını tahsin ettiğini anlatarak Türkçeye bir nevi kudsiyet kazandırdığını ima etmiştir.”13 Tarihçi- araştırmacı yazar M. Latif Salihoğlu ise özetle şu görüşte: “Risale-i Nur’un lisanı, lafızdan ziyade manaya bakar, mânâya ehemmiyet verir. Bu itibarla da, Risale-i Nur’un lisanı yeterince arıdır, durudur, sadedir, berraktır, sarihtir, fasihtir. Nurun lisanı, şerh, tanzim ve izah ruhsatının ötesinde zerrece dokunulmayacak kadar açık ve anlaşılır bir sadelik arz etmektedir.”14 Edip, şair ve düşünce adamı Sezai Karakoç da şu tesbitleri yapmıştır: “Risale-i Nur’un son derece etkili bir sesi ve üslubu vardır. Bir bakıma, Risale-i Nur, tek başına bir İslam kültürü külliyatıdır. Onun, Anadolu’da okumamış insandan aydın insana kadar büyük bir kütleyi yeniden İslâm kültürü ve inancıyla eğittiğini, adeta Anadolu’da yeni bir kültür akımı doğurduğunu ve bir kültür savaşına girdiğini görmemek mümkün değildir.”15 Mütefekkir Cemil Meriç ise şu görüş ve tesbitlerde bulunmuştur: “Bediüzzaman Said Nursî’nin eserlerini ancak Said Nursî kabiliyetinde ve İslâmî kelime hazinesini onun kadar iyi bilen birisi nihayet tevil ve tefsire kalkışabilir. Bunu da ne kadar yapabileceği, yaptıktan sonra belli olur. Risale-i Nur’un kelimeleri üzerinde oynamak kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir.”16 Prof. Dr. Şerif Mardin ise: “19. Yüz yılın elektrik ve termodinamiği ile ilgili konuşma tarzı, yani kavramlaştırma tarzı, Risale-i Nur’un diline girmiştir. Said Nursî, dinamizm ifade eden bir dil kullanmıştır.”17 tesbitini yapmıştır. Yazar Abdulhalim Taşpınar’ın görüşü de şu şekilde: “Ben Resul-i Ekrem’in (asm) dersiyle ve Kur’ân-ı Hâkimin talimiyle anladım ki, diyen Bediüzzaman mânen dersinden ve taliminden geçtiği kaynakları açıkça belirtmektedir. Demek ki Risale-i Nur Kur’ânî ve nebevî terminolojiyi kullanmıştır. Risale-i Nur dilinin omurgasını Kur’âna ve sünnete ait kelime, kavram ve terimler oluşturmaktadır. Dolayısıyla sadeleştirme anlamında metnin aslına yapılacak bir müdahale onu bozar. Onu o olmaktan çıkarır. Başka bir şey yapar. O şeye artık Risale-i Nur demek mümkün olmaz. O derinlik, o halâvet, o tesir, o ruh kaçar, kaybolur. Geriye kuru, yavan, ruhsuz, zevksiz kelimeler yığını kalır.”18 Eğitimci Yazar Ali Sarıkaya’nın görüşleri de şöyle: “Bir sözün etkisi sadece anlaşılması ile sınırlı değildir. Bir sözün güzelliği, etkili olması dört kaynağa dayanmaktadır: Kim söylemiş? Kime söylemiş? Hangi maksat için söylemiş? Hangi makamda söylemiş? Risale-i Nur’un gönüller üzerindeki etkisi dikkate alındığında bu özelliklerin göz ardı edilmemesi gerekir. Sadeleştirme adı altında yapılacak olan ancak ciddi değişiklik olur ki, bunun adı sadeleştirme değil, fikir hırsızlığı yaparak bir yeni telif ortaya koymaya çalışmak olur. Fikir haysiyeti taşıyanlar bunu yapamazlar.”19 Bu durumda, Kur’ân’dan gelen ve Kur’ân’ın i’cazı olan Risale-i Nur’un, değil sadeleştirmesi, bir harfi bile yerinden oynatılamaz. Çünkü “Risale-i Nur, Furkan-ı Hâkim’in Cennetlerinden koparılmış bir takım gül ve çiçekleridir. Fakat ibaresindeki işkâl ve icazdan tevahhuş edip, mütalaasından vazgeçme. Mütalaasına tekrar ile devam edilirse, me’luf ve me’nus (alışılmış)bir şekil alır.”21 diyen Üstad Bediüzzaman Hazretlerinden başka kimse Risale-i Nur’da kalem oynatamaz, tasarruf edemez. Bu yetki sadece onundur, ona verilmiştir. |
|
Müstakbel cennet gençlerinin genç... |
|
Abdil Yıldırım |
|
|
28 Şubat ve Demirel |
|
Ahmet Said Akgül |
|
|
Önce İftira Ettiler, Şimdi İtiraf... |
|
Davut Şahin |
|
|
Atomların hareketi ve Kuantum Mek... |
|
Halil Akgünler |
|
|
Demokratların ahı mı tuttu? |
|
M. Nureddin Kutan |
|
|
Analarımızı anmak |
|
Mikail Yaprak |
|
|
Karadeniz Ereğli Anadolu İHL’den ... |
|
Nejat Eren |
|
|
Ayasofya zincirlerinden kurtulmay... |
|
Osman Zengin |
|
|
Futbol Hastalığı |
|
Prof. Dr. Mustafa NUTKU |
|
|
Yemeğe tuz ile başlamak |
|
Süleyman Kösmene |
|
|
Sanata Dair -2 Devrimci sanatta c... |
|
Şükrü Bulut |
|
|
Güzel düşünen hayatından lezzet a... |
|
Vehbi Horasanlı |
|
Sitede şuan 69 ziyaretçi var.
Önce Kur’ân-ı Kerim′le tanıştı, sonra 17 yaşındayken Müslüman oldu Annemin ve babamın hidayete ermesi için duâ edin
2011 yılı Ocak ayının sonlarıydı. ...Bediüzzaman′ın vefatının 52. yılı münasebetiyle 20 Mayıs Pazar günü Kars’ta “Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı ve Hedefleri” konulu bir konferans ...
Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana dâvet etmiş, dünya ve ahiret saadetinin ...
“İnsan bir yolcudur; ruhlar âleminden, anne karnından, çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlıktan, kabirden, haşirden ve sırattan geçen bir yolculuğu ...
Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi ...
“Suriye’ye müdahâle” taraftarı ülkelerin temsilcilerinin İstanbul’daki toplantılarının sonucu beklenirken, müdahâle ve “tampon bölge”de başrolün ...
DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Batı’nın farklı dinlerin, kültürlerin birlikte yaşaması konusunda henüz çok tecrübesiz olduğunu belirterek, ...
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen ...
Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği ...
BOSNA-HERSEK ile Mekke arasındaki yaklaşık 6 bin kilometrelik yolu yürüyerek kat etmeyi hedefleyen Boşnak ekonomi profesörü Senad Haciç, Ankara’ya ...
Kur’ân Sempozyumu, beş masadan oluşmuş, katılımcılar serbestçe müzakerelerini yapıyorlar. Yani kuru kuruya bildiri sunup oturmak ya da gövde ...
Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.
Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.
Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve ...
Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum, kendimindir telâkkî ...
Evet, dünyada en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlâtlarına karşı şefkatleridir. Ve en âli hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil hürmet ...
Dünyada gerçek vahiy olma özelliğini koruyan bir tek kitap vardır, o da Kur’ân-ı Kerim’dir.
Nazil olduğu günden beri, onda ne bir eksiklik ...
Cemil Meriç, ancak hayatının ileri yaşlarında tanıyabildiği Said Nursî’yi böyle tarif etti. Onu, deccal karşısında imanın remzi, işareti; mü’minin ...
Üniversitenin konferans salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Çoğunlukla “katılmazsak hoca yok yazar” korkusuyla gelen gençler, salondaki yerlerine ...
Burada iki gün peşpeşe okuyacağınız konuyu daha evvel "Günün Tarihi" vesilesiyle işlemiştik. Şimdi ise, aynı konuyu altı aydan beri sürdürdüğümüz ...
Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...
Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.
Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...
Sual: “Şuâlarda nelerden bahsedilir? Çok kısa şekilde özetlemek mümkün müdür?”
Şuâlar; Tevhid ve Vahdaniyet merkezli Risâle-i Nur eserleri içerisinde, ...
Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ...
Bu seneki buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanan Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun geçen yaz Ankara’da yapılan toplantısında “Kürt ...
Hayat hızla akıp giderken hatıraları bırakıyor bizlere.
İşte Halil Alparslan Ağabey de bu hatıralar ile yaşayan bahtiyarlardan.
Küçük yaşlarda Üstadı ...
Bediüzzaman araştırmaları kapsamında, Şark bölgelerimizde yaptığımız seyahatler sırasında yolumuz Hizan’a düşmüştü.
Hizan, Bediüzzaman Hazretlerinin ...
Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”
Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...
‘Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim’
“‘KÜRDÎ’ TÂBİRİ ADÂLETİ ŞAŞIRTMAK İÇİNDİR”
Çoluk-çocuk demeden, masum insanları acımasızca katleden Ermeniler, Bediüzzaman ve talebelerini görünce deliye dönüyorlardı.
“Kaçın… ...
-Bediüzzaman’dan Bir Eğitim Kuralı-
İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi,
onun validesidir.
Gözlerime inanamıyorum diye ...
Hayatı boyunca İslâm’ı ve İslâm’a hizmeti şiar edinen, 20. Asrın “Ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam” diyen özgürlükçü insan Bediüzzaman ...
DİCLE Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Uç, Allah’ın Hz. Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî gibi sevdiği kulları seyahat ...
Arş-ı A’lâ titremişti yerinden
Bir ses çıktı “Nur” dedi, derinden.
Kur’ân ve İman için ne gelirse elinden
Sen Nurların fatihisin Üstadım.
İmanın ...
Hasretin çarpar yüreğime gizlice
Issız yollarından, yüce dağlarından
Bir selâm bekler mor ufuklarından
Yollara düşmüş Nur postacılarından
Yamaçta ...
Bir Said’i milyon Said eyledin,
Vicdanları Hakka âid eyledin,
Fıtratları Nura müsaid eyledin,
Seninle düzelir her türlü umur,
Mehdi-yi azamsın Risâle-i ...
Rabbim razı olsun “Yeni Asya”mı kuran Z. Gündüzalp’ten
Ben bu sayede Nurları pek çok sevdim cânı yürekten
Tanıdığım herkes 70’den beri “Yeni Asya”mdan ...
Elhamdülillah nasip oldu, bu hafta da yeni bir kitapla huzurlarınızdayız: “Said Nursî ve M. Kemal…”
Gazetemiz başyazarı ve genel yayın müdürü Kâzım ...
“Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur
Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...
Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?
Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...
“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.
Mesajınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.