| Bugünün dünyasında Kemalizme yer yok |
|
|
| H. Hüseyin Kemal tarafından yazıldı. |
| Salı, 03 Ocak 2012 10:15 |
|
Sizin için “Ulusalcı” kimdir?
Öncelikle şunu söylemek isterim ki, tezimin resmî adı “Resmî söylemden kültürel kimliğe Türkiye’de seküler milliyetçilik”. Ancak yayınevi tezi kitaplaştırırken ismini “Bir ulusalcı nasıl düşünür?” şeklinde formüle etti. Sorunuza gelecek olursak, Ulusalcı; “Kemalist refleksleri güçlü, vatansever görünümlü, olmak istedikleriyle oldukları arasında fazlaca fark olan, Türkiye’deki tabu konularda oldukça hassas davranan, ancak homojen bir grup oluşturamayacak kadar geçişgenlikler barındıran” topluluk. İçlerinde inançlılar da, inançsızlar da var. Ama çoğunun inançlı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hepsinin ortak özelliği Atatürk’ün büyük önem taşıması… Son zamanlara kadar Kemalistler ülkenin aydınları gibi görünüyorlardı. Kürt ve Ermeni sorunu, AB konusundaki genel bakışlarını sorguladıkça aslında aydın olmadıklarını gördük.
“Olmak istedikleri” ile “oldukları” arasındaki farkı nasıl açıklıyorsunuz?
Çoğu AB’ye vatanseverliklerinden dolayı karşılar, ancak çoğu Avrupa’ya gidip geliyor, hepsi yabancı marka giyiyorlar. Öbür taraftan vatanseverlikle, cumhuriyetle ilgili mitinglerde önde yürüyorlar, fakat askere gitme konusunda isteksizler. Çürük raporu alıyorlar, araya torpil koyup Doğuya gitmiyorlar. Diğer taraftan ordu onlar için eleştirilemeyecek tabu bir kurum. Sanki ülkeyi en çok seven onlarmış gibi, en büyük cumhuriyet eylemlerini Bağdat Caddesi’nde yapıyorlar. Biliyorsunuz, Dağlıca Baskını’ndan sonra Kırşehir’den bir grup genç kanlarıyla Türk Bayrağı yapıp Büyükanıt’a göndermişti. Görüşme yaptığım kişilere bunu sordum. Bazıları ileri gidildiğini düşünse de bazıları için bu heyecan vericiydi. Peki, “Sizin çocuğunuzun böyle bir şey yapmasını ister misiniz?” dedim. “Hayır” dediler. PKK’ya karşı verilen mücadelede “Başkasının çocuğu ölsün, benim çocuğum ölmesin” yaklaşımı gibi…
Peki, nasıl bir eğitimden geçiyorlar?
Hepimizin geçtiği millî eğitim sisteminden. Aslında eğitim sisteminin yegâne ideal vatandaş tipi onlar; devletin kararlarını sorgulamayan, orduyu yücelten, Atatürk’ü putlaştıran. Bu sınırların dışına bazı insanlar ya dini inanışlarıyla, ya etnik kimlikleriyle, ya da entelektüel çabalarıyla çıkıyorlar.
Bu kadar Avrupa’yla bağlantılı olup demokrasiye mesafeli durmak mümkün mü? Kemalizm ile demokrasinin birbiriyle çeliştiğini görmüyorlar mı?
Onlar için Kemalizm dinî bir inanış. Bu nedenle de çok büyük sorgulamalar içine girmiyorlar. Oradaki demokrasi bize bir beden büyük diyorlar.
Acaba, Türkiye’ye demokrasi gelirse resmî ideolojinin oluşturmaya çalıştığı yurttaş tipine zarar gelir düşüncesinde olabilirler mi?
Bizdeki cumhuriyet Fransa’daki gibi halkın isteyerek meydana getirdiği bir devrim değil. Tam tersine tepeden gelmiş kimlik giydirmesi. Ulusalcılar da üzerlerine giydirilmiş bir şeyi yaşıyorlar. Bu giysinin kendilerine uygun olmayan tarafları olduğu için onlar da ironik durumlar yaşıyorlar. Nüfus kâğıdına İslâm yerine Atatürk yazdırmak isteyenden, İsa yerine Atatürk geri dönsün diyene kadar birçok fikirle karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Bütün fikirler birbirine karışıyor. Avrupa’da aydınlanma olurken, insanlar aklı dinin yerine koydu. Fakat bu Türkiye’de insanların tercihi olmadı. Türkiye’de devlet, dini geri çekip onun yerine başka bir şey koydu. İnsanlar şu an onun krizini yaşıyorlar.
Meclise pantolonla girmek tartışılırken, Emine Ülker Tarhan “Bize seksen sene önce pantolonu veren verdi” diyerek M. Kemal’e atıf yaptı. Peki, cumhuriyet döneminde kadın hareketlerinin neredeyse yasaklandığını bu kişiler bilmiyorlar mı?
Nereden bilecekler. Millî eğitim müfredatında bunlar anlatılmıyor ki… Biz hâlâ onları modern, gelişmiş olarak gördüğümüzden beklenti içine giriyoruz. Öbür taraftan, toplumda onlara karşı bir kızma olduğu gibi, bir taraftan da özenme var. Sonunda gördük ki, onlar süper ahım şahım insanlar değiller.
Sizce, sorgulamama durumunun oluşmasında rejimin onlara sağlamış olduğu avantajlar yok mu?
Zamanında böyle şeyler olmuş, ancak bu tam tersine dönmüş durumda. Şimdi iktidarın pay alanları değişti. Fakat hâlâ bir sürü gazeteci ve yüksek mevkideki insan o görüşten geliyor. Her zaman etkin bir azınlık olduklarını söylemek yanlış olmaz.
Bugün hâlâ birçok yemini Atatürk üzerinden etmeyi nasıl buluyorsunuz?Devletin yaptırımı olduğundan mecburen yapıyoruz. Avrupa’da da insanlar inançlı olmadıkları halde evliliklerinde, doğumlarında ve ölümlerinde bazı seremonilere devam ediyorlar. Bizde de içi boşalmış olmasına rağmen Atatürk çok tabulaştırıldığından böyle şeyler devam ediyor.
Ulusalcılar medyada kimleri takip ediyorlar?
Ertuğrul Özkök’ü seviyorlar. Hürriyet, Milliyet, Vatan gibi gazeteleri okuyorlar. Muhafazakâr gazeteleri okumuyorlar. Onlar için dindarların hepsi aynı düşünür; hangi cemaatten olduğunu, hangi siyasî çizgiyi desteklediklerini merak etmezler. Aynı durum dindarlar için de geçerli. Onlar da ulusalcıları tek ve homojen olarak algılıyorlar.
Cumhuriyet mitinglerine büyük bir heyecanla giden insanların psikolojisinde bir değişim var mı?
Bırakmış, vazgeçmiş, konuşmak istemeyen, bıkkın haldeler. O dönem bir şansları olduklarını düşünüyorlardı. “Şimdi herkes hapiste” gibi bir algı içindeler.
Kendilerini yenileme gibi gayret içine girmiyorlar mı? Kendi içlerinde bir tartışma olmuyor mu?
Oluyor tabiî. Şu an CHP’nin yaşadığı tam olarak böyle bir şey… Artık cumhuriyet döneminin söylemleriyle bu işler gitmiyor. Bunun ötesine geçmek ve zamanı yakalamak gerekiyor. Başörtüsü yokmuş gibi davranmayı da bıraktılar. Sürekli savunma ve saldırma pozisyonunda yaşamak onlar içinde zor.
Başörtüsüne bakışlarında ne gibi değişimler oluyor?
Hayatlarında Alevî, Kürt ya da başörtülü biriyle ilişki kurmuşlarsa bakışları daha iyi… Ama fikirler üzerinden konuşulduğunda katılaşıyorlar. Meselâ başörtülü biriyle arkadaş olmuşlarsa, “Çok iyi bir kızdı, devleti yıkmaya çalışmıyordu” gibi yargı bildiriyorlar. Sanki diğerleri devleti yıkmaya çalışıyorlarmış gibi. Türkiye’yi ayakta tutan, insanların birbirine değerek yaşaması…
Dindarların laiklere bakış açısını nasıl değerlendiriyorsun?
Onlara da kızıyorum. “Ehl-i dünya” deyip geçiyorlar. Dindarlar da etiketleyici yaklaşıyorlar. Eskiden daha tepkililerdi, ancak güç onlara geçtiği için çok önemsemiyorlar. Artık gündemleri daha başka büyük bir değişim geçiriyorlar. Dindarlar dünyaya entegre oluyorlar, modern hayatla içli dışlı hale geliyorlar; kadın erkek ilişkilerinde, kadınların iş hayatına girişinde… Ancak daha küçük cemaatler ve tarikatler “modern hayata hayır” diyebiliyorlar.
Ulusalcıların Kürt sorununa bakış açıları nasıl?
Kürt sorununun farkındalar. PKK’yı eleştirebiliyor, ama Atatürk’ün bu konuda hata yapmadığını, ya da ordunun yanlış yapmadığını düşünüyorlar. Kürtlerin devlete karşı ihanet ettiğini, verilenlerle yetinmediklerini söylüyorlar. Daha önce de belirttiğim gibi, bu tür konular tabulaştırılan üzerinde tartışılmamış konular. Meselâ, Hrant Dink barış yanlısı da olsa onun Ermeni olması, karşı tarafta olması için yeterli oluyor. Bu nedenle öldürülmüş olmasından çok da etkilenmiyorlar.
Anıtkabir’le olan ilişkilerini nasıl yorumladınız?
Türbe gibi… Tam bir dinî motif aslında; Kemalizm dininin peygamberi ya da tanrısı olarak Atatürk’e duâ etmek, ona birilerini şikâyet etmek veya mabet olarak kullanılan bir mekân. Benim çalışmayı yaptığım dönemde Kanaltürk’ün yapısı başkaydı. Tuncay Özkan önemli bir karakterdi. Özkan dinî bir karakter gibi insanların duygularını galeyana getiren bir vaiz gibi hareket ediyordu.
Bütün bunlara baktığınızda laik kesimin Kemalizmin asıl mağdurları olduğunu düşündünüz mü?
Daha önce tepkili olduğum insanlardı. Daha sonra “onlara da yazık” dedim. Çünkü, onlar da bu sistemin mağdurları, mağdur oldukları sistemi din gibi benimsemişler. Garip bir kimliğe bürünmüşler. Artık sahip oldukları şeyleri de kaybediyorlar. Gerçekten kafaları çok karışık. Şu an kaybettiklerini düşünüyorlar. Onlar için zor bir dönem.
Kemalizmin bittiğini düşünüyor musunuz?
Atatürk ilke ve inkılâpları hâlâ anayasal bir ideoloji. Her zaman onu savunanlar olacaktır. Savunanların azaldığı doğru, ancak geride kalanlar daha da radikalleşiyorlar. Geçen Antalya’ya gittim, bir sitenin önünde “Buraya sadece Atatürkçüler girebilir” yazıyordu.
Kemalizmin dünya üzerinde bir söz sahibi olduğunu düşünüyor musunuz? Dünya konjonktüründe Kemalizm yok! Kemalistlerin gündeminde de vatanı kurtarmaktan dünya ile ilgilenecek vakit yok! Türkî cumhuriyetlerde de Atatürk önemsenmiyor. Resmî ideolojiyle bir bağlantıları yok. Türkiye ile kurdukları ortaklık ise, din ve dil ortaklığı. |
|
Müstakbel cennet gençlerinin genç... |
|
Abdil Yıldırım |
|
|
28 Şubat ve Demirel |
|
Ahmet Said Akgül |
|
|
Önce İftira Ettiler, Şimdi İtiraf... |
|
Davut Şahin |
|
|
Atomların hareketi ve Kuantum Mek... |
|
Halil Akgünler |
|
|
Demokratların ahı mı tuttu? |
|
M. Nureddin Kutan |
|
|
Analarımızı anmak |
|
Mikail Yaprak |
|
|
Hakikat güneşi İslâm “bahane” kal... |
|
Nejat Eren |
|
|
Ayasofya zincirlerinden kurtulmay... |
|
Osman Zengin |
|
|
Futbol Hastalığı |
|
Prof. Dr. Mustafa NUTKU |
|
|
Riyanın mahşerdeki görüntüsü |
|
Süleyman Kösmene |
|
|
Bilmek cehaleti giderir mi? |
|
Şükrü Bulut |
|
|
Güzel düşünen hayatından lezzet a... |
|
Vehbi Horasanlı |
|
Sitede şuan 100 ziyaretçi var.
Önce Kur’ân-ı Kerim′le tanıştı, sonra 17 yaşındayken Müslüman oldu Annemin ve babamın hidayete ermesi için duâ edin
2011 yılı Ocak ayının sonlarıydı. ...Bediüzzaman′ın vefatının 52. yılı münasebetiyle 20 Mayıs Pazar günü Kars’ta “Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı ve Hedefleri” konulu bir konferans ...
Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana dâvet etmiş, dünya ve ahiret saadetinin ...
“İman”, depolanabilen potansiyel bir enerji kaynağı gibidir. Barajımızın büyüklüğü, santralimizin sağlamlığı, modernliği, bakım ve onarımı çapında ...
“İnsan bir yolcudur; ruhlar âleminden, anne karnından, çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlıktan, kabirden, haşirden ve sırattan geçen bir yolculuğu ...
Suriye üzerinde oyunlar devam ediyor. BM “barış plânı”da öngörülen “ateşkes”le yönetimin asker çekme ve muhaliflerin çatışmaları sona erdirme süresi ...
“Suriye’ye müdahâle” taraftarı ülkelerin temsilcilerinin İstanbul’daki toplantılarının sonucu beklenirken, müdahâle ve “tampon bölge”de başrolün ...
DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Batı’nın farklı dinlerin, kültürlerin birlikte yaşaması konusunda henüz çok tecrübesiz olduğunu belirterek, ...
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektupta ifade ettiği gibi, “ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur” isteyen ...
Risâle-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman hazretlerinin Rumeli seyahati vesiyesiyle Balkanları şereflendirmesinin ve hayatının gayesi edindiği ...
BOSNA-HERSEK ile Mekke arasındaki yaklaşık 6 bin kilometrelik yolu yürüyerek kat etmeyi hedefleyen Boşnak ekonomi profesörü Senad Haciç, Ankara’ya ...
Kur’ân Sempozyumu, beş masadan oluşmuş, katılımcılar serbestçe müzakerelerini yapıyorlar. Yani kuru kuruya bildiri sunup oturmak ya da gövde ...
Dünya Kuran okuma birincilerinden Abdurrahman Sadien ve İran / Dünya birincisi Ahmet Ebul Kasimi´den Gaziantep´te Esmâ-ül Hüsna düeti.
Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien, Gaziantep'de Duha ve İnşirah Surelerini okuyor.
Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ...
Bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve ...
Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum, kendimindir telâkkî ...
Evet, dünyada en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlâtlarına karşı şefkatleridir. Ve en âli hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil hürmet ...
Dünyada gerçek vahiy olma özelliğini koruyan bir tek kitap vardır, o da Kur’ân-ı Kerim’dir.
Nazil olduğu günden beri, onda ne bir eksiklik ...
Cemil Meriç, ancak hayatının ileri yaşlarında tanıyabildiği Said Nursî’yi böyle tarif etti. Onu, deccal karşısında imanın remzi, işareti; mü’minin ...
Üniversitenin konferans salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Çoğunlukla “katılmazsak hoca yok yazar” korkusuyla gelen gençler, salondaki yerlerine ...
Burada iki gün peşpeşe okuyacağınız konuyu daha evvel "Günün Tarihi" vesilesiyle işlemiştik. Şimdi ise, aynı konuyu altı aydan beri sürdürdüğümüz ...
Asrımızdan itibaren kıyamete kadar olan bütün zamanları nurlandıran ve Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi olan Risâle-i Nur, bilhassa günümüz insanı için ...
Risâle-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken bahislerden birisi de ‘Yedinci Söz’dür.
Yedinci Söz, bir insan için en temel esaslar olan Allah’a ve ahirete ...
Sual: “Şuâlarda nelerden bahsedilir? Çok kısa şekilde özetlemek mümkün müdür?”
Şuâlar; Tevhid ve Vahdaniyet merkezli Risâle-i Nur eserleri içerisinde, ...
Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ...
Bu seneki buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanan Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun geçen yaz Ankara’da yapılan toplantısında “Kürt ...
Hayat hızla akıp giderken hatıraları bırakıyor bizlere.
İşte Halil Alparslan Ağabey de bu hatıralar ile yaşayan bahtiyarlardan.
Küçük yaşlarda Üstadı ...
Bediüzzaman araştırmaları kapsamında, Şark bölgelerimizde yaptığımız seyahatler sırasında yolumuz Hizan’a düşmüştü.
Hizan, Bediüzzaman Hazretlerinin ...
Yapılması gereken, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi
“KÜRTLÜK DÂVÂSI PEK MÂNÂSIZ BİR İDDİADIR”
Bediüzzaman 17 Mart 1920’de 461 ...
‘Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim’
“‘KÜRDÎ’ TÂBİRİ ADÂLETİ ŞAŞIRTMAK İÇİNDİR”
Çoluk-çocuk demeden, masum insanları acımasızca katleden Ermeniler, Bediüzzaman ve talebelerini görünce deliye dönüyorlardı.
“Kaçın… ...
-Bediüzzaman’dan Bir Eğitim Kuralı-
İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi,
onun validesidir.
Gözlerime inanamıyorum diye ...
Hayatı boyunca İslâm’ı ve İslâm’a hizmeti şiar edinen, 20. Asrın “Ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam” diyen özgürlükçü insan Bediüzzaman ...
DİCLE Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Uç, Allah’ın Hz. Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî gibi sevdiği kulları seyahat ...
Arş-ı A’lâ titremişti yerinden
Bir ses çıktı “Nur” dedi, derinden.
Kur’ân ve İman için ne gelirse elinden
Sen Nurların fatihisin Üstadım.
İmanın ...
Hasretin çarpar yüreğime gizlice
Issız yollarından, yüce dağlarından
Bir selâm bekler mor ufuklarından
Yollara düşmüş Nur postacılarından
Yamaçta ...
Bir Said’i milyon Said eyledin,
Vicdanları Hakka âid eyledin,
Fıtratları Nura müsaid eyledin,
Seninle düzelir her türlü umur,
Mehdi-yi azamsın Risâle-i ...
Rabbim razı olsun “Yeni Asya”mı kuran Z. Gündüzalp’ten
Ben bu sayede Nurları pek çok sevdim cânı yürekten
Tanıdığım herkes 70’den beri “Yeni Asya”mdan ...
Elhamdülillah nasip oldu, bu hafta da yeni bir kitapla huzurlarınızdayız: “Said Nursî ve M. Kemal…”
Gazetemiz başyazarı ve genel yayın müdürü Kâzım ...
“Hakikî demokrasi” İslâm’da mevcuttur
Yanlış zanların aksine, “demokrasi”nin en saf ve problemsiz hâliyle İslâm’ın özünde var olduğunu gösteren, çok ...
Siz bir kitabı dokuz ayda üç defa okudunuz mu hiç?
Abdurrahman Ağabeyin (Üstadın yeğeni) yazdığı Üstadın küçük tarihçesini, Eşref Edip’in yazdığı ...
“BAHAR dalı, sümbül, gelincik, menekşe, çiğdem, nergis, zambak, leylak, açelya, şebboy, nur-u saadet… Veya güzelliği, zarafeti, asaleti, ihlâsı, ...
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.
Mesajınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.