Hangi siyasetten, niçin uzak durmalı?

Müslümanlar olarak müsbet yönde değiştirmemiz, geliştirmemiz için şu hakikati anlamamız; anlamak yetmez benimsememiz, özümsememiz ve anlatmamız gerekiyor:

Bahar gelmiştir. Hastalıklarımızı teşhis ile tedavi formüllerini gösteren tıp fakültesi hükmünde Risale-i Nur okulu açılmıştır. Yapılacak şey “bir sene” okula devam etmektir. Problemlerin çözümü olan Risale-i Nur “ her müşkülü/her problemi halletmiş, her suale cevap vermiştir. “Canavar, gaddar, yalancı siyaset bataklığından” günlük siyasî tartışmalardan, boğuşmalardan uzak kalarak tefekküre, teşekküre, zikre, fikre yönelmek gerekiyor.

Zira, “menfaat üzerine dönen canavar, gaddar, yalancı siyaset” -ki, bugünün siyasetini deccalizm/süfyanizm kurgulamış, siyaset oyununu o kurmuş, o dizayn etmiştir- birleştirici değil, ayrıştırıcı, gerginleştirici, boğuşturucu, çarpıştırıcı, yıkıcı, bozucudur. Müslümanlar, “iman, tefekkür, ilim, ibadet, ahlâk, ukubat” ve sair meseleleri öğrenmeden, özümsemeden, benimsemeden, altyapısını oluşturmadan bu siyasetin oyuncağı olur. İktidardaki şekilde görüldüğü gibi!

Siyâsetin geniş dairelerine âit mesâili, basit fikirli ve idâre-i rûhiye ve dîniyesine ve şahsiyesine ve beytiyesine ve karyesine âit lüzumlu vazifesini geri bıraktırmakla, onları meraklandırıp, ruhlarını serseri, akıllarını geveze ve kalblerini de hakâik-ı îmâniye ve İslâmiyeye âit zevklerini, şevklerini kırıp havalandırmak ve o kalbleri serseri etmek ve mânen öldürmekle dinsizliğe yer ihzar etmek tarzında kemâl-i merak ile onlara göre mâlâyânî ve lüzumsuz mesâil-i siyâsiyeyi radyo ile ders verip dinlettirmek, hayat-ı içtimâiye-i İslâmiyeye öyle bir zarardır ki, ileride vereceği neticeleri düşündükçe tüyler ürperir..”1

Evet, bugünkü siyaset, “Menfaati esas tutan canavar, gaddar, yalancı ve deccalizmin/süfyanizmin güdümündedir.

– Aklı dağıtıp mânevî bir divane, kalbi dağıtıp mânevî bir dinsiz; fikri dağıtıp mânevî bir ecnebi yapar;2

– Tarafgirdir, zulme sebebiyet verir. Kalbleri bozar.”3

– Siyasileri büyük vartalara atar”;4 (Nitekim, iktidarın kimi dindar siyasetçileri, yalancılık, hırsız, yolsuz, haksız, zalim, canavar ve gaddar olmadı mı?)

– “Fikri hezeyanlaştırır. (saçmalatır, saçmasapan hallere düşürür)”5

– Yalancıdır.6 (Yalanlardan doğru işler çıkmaz.)

– Siyasetle meşgul olan, farkına varmadan dini dahilde menfi (olumsuz) surette kullanır. Oysa din, dahilde menfi surette istimal edilmez.”7

– Taraftar olduğu siyasî teşekküldeki fâsık, günahkâr, hatalı insanları hoş görüp; muhalif partideki iyi, salih ve doğru insanları lekeler.8 Hatta, zalim dış siyasetlerin uygulamalarını, zulümlerini bile hoş görür. (ABD’nin, İsrail’in Irak, Afganistan ve Filistin, hatta Mısır, Suriye vs. olduğu gibi…)

– Kur’ân’ın elmas gibi hakikatlarını, siyaset propagandasıyla cam parçaları kıymetine indirir.9

– Siyasetçi, ekseriya tam müttakî, tam dindar olamaz. Tam ve hakiki dindar müttakî olanlar da, siyasetçi olamazlar.10

Nasıl olunacak ki, zalim propaganda, bugünkü siyasetin birinci malzemesidir ve yalancılığın ta kendisidir. Tam müttaki nasıl yalan söyleyecektir; alkol, faiz gibi İslâmın kesinlikle yasakladığı şeyleri nasıl müdafaa edecek veya yaygınlaşması için nasıl çalışacak veya kararlarının altına imza atacaktır? Ve- yahut nasıl takıyye yapacaktır?

Bunları yapsa, dindarlığı kalmaz. Bunları yapamazsa, bugünkü ortamda siyaset yapamaz!

Her iki halde de, milyonlarca be- yin, zihin, gönül iğdiş edilecek, enerjiler, katrilyonlarca nakit heba edilecek, paha biçilemez zaman boşa harcanacaktır!

Dipnotlar:
1- Bediüzzaman Said Nursî, Kastamonu Lâhikası, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, s. 31.
2- Bediüzzaman, Şuâlar, s. 306. Ş
3- Bediüzzaman, Kastamonu Lâhikası, s. 34.
4- Bediüzzaman, Emirdağ Lâhikası-2, s. 177.
5- age, 1, s. 204.
6- Bediüzzaman, Sikke-i Tasdik-i Gaybî, 6.
7- Emirdağ Lâhikası, s. 67.
8- Muhâkemât, s. 77.
9- Bediüzzaman, Hutbe-i Şâmiye, s. 52.
10- Emirdağ Lâhikası-I, s. 57.

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*