Hatıralarla Bediüzzaman


Bediüzzaman’ı anlama adına, anlatılan sağlıklı hatıralar da bir ölçüdür diyebiliriz.

Özellikle, Üstad’ın yanında uzun yıllar kalarak hizmetinde bulunan Ağabeylerin, anlattıkları önem taşır.

Bu yazımızda, Hazret-i Üstad’ın hayatına yakından vakıf olan Nur Talebeleri’nin manidar birkaç hatırasını aktarmakla yetinelim inşallah..

Risale-i Nur, Bediüzzaman’dır

“- Kastamonu’da Üstadımızın yanına ilk gittiğimiz günlerde, hep ”Risale-i Nur, Risale-i Nur”diye methederdi. Ben ise, çocukluk olarak “Bu Hocaefendinin bahsettiği, Risale-i Nur kimdir?” diye düşünüyordum. Bir gün Mehmet Feyzi Efendi’ye sordum ”Risale-i Nur kimdir?” diye. Feyzi Efendi bana aynı odada kitap mütalâasıyla meşgul Üstadımızı göstererek ”Efendi, efendi.” demişti. (Abdullah Yeğin” (Müfassal Tarihçe-i Hayat:2, s. 603)”

Üstadımız buyurdu…

“- Üstadımız buyurdu ki; Kardeşlerim, Risale-i Nurlar bu vatana hâkimdir. Mason ve komünistlerin beli kırılmıştır. Biraz daha zahmet ve sıkıntı çekersiniz, ama inşallah sonunda ferahlık olacaktır.” (Zübeyir Gündüzalp) A.g.e: 1270).

Bende on hastalık var

“- Hazret-i Üstad, bir gün neşeli ise, üç gün hastalıklı ve ıztıraplıydı. Bana kaç defa, ‘Sungur bende on hastalık var, birisi eğer sende olsa yataktan kalkmazdın’ dedi. Demek, hastalıktaki ecr-i azimi düşünerek sabrediyordu. Biz bunu yakinen gördük” (M. Sungur.) )A.g.e: s. 303)

Eskişehir hapsine giderken…

“-Eskişehir hapsine giderken, yüzyirmi arkadaşımızı bağlarken kelepçe bile yetmemişti. Bekir Ağa ile Ahmet’i çamaşır ipiyle bağlamışlardı. Üstelik verilen bir de emir vardı: “Isparta’yı geçtikten sonra ıssız bir vadide hepsini imha edin.” (Mehmet Gülırmak – Son Şahitler: 2, s. 20).

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*