Hayırla yadedilmek temennisi

Her insan için, arkasından hayırla yadedilmek bir hayat hedefidir. Bu gerçeğe âyet-i kerime de dikkat çekiyor. “Bana arkamdan hayırla yad edilmeyi nasip eyle.” (Şuara Sûresi, 84.)

Bazı insanlar başarıyı sonuç endeksli değerlendirirler. “Görmüyor musun kimsecikler gelmez oldu. Gün geçtikçe tirajımız düşüyor. Ne olacak bu gidişin hali!” gibi bir endişe hali hakim oluyor.

Oysa Nur Talebelerinin işi netice değildir. Neticeyi halk eden sizin fiiliniz de değildir. Sebepler de değildir. Müsebbibü’l-esbabtır, sebepleri de halkedendir, neticenin kendisine ait olandır.

İnsanların sohbetlere iştirakleri şevkini arttıranlar, sohbetlerdeki insanların sayısının azalmasıyla şevkleri kırılanlar iki durum için de bir problem var demektir.

Şevkleri artanlar, iştirakin makbuliyetini düşünüyorlar; şevkleri kırılanlar da azalmanın mağlûbiyet, mahrumiyet olduğunu düşünüyorlar.

Acaba öyle midir? Oysa aslolan sayı çokluğundan ziyade, olanın kaliteli olması, nitelikli olması tarih boyunca da pek çok makbuliyet ve galibiyet örneklerini göstermektedir.

Peygamberlere bile, ‘Sadece tebliğ etmek’ mesajı verilmişse, elbette sair insanlar için bundan derin bir ders almak durumu söz konusudur. Yani vazifeni yap, vazife-i İlâhiyeye karışma.

Barla Lâhikası’nda ilginç bir dipnot yer almaktadır. Üstad kendisine övgüler gönderen talebesine, mektubun arasında bir dipnot düşüyor ve bir ders veriyor: “Aziz Üstad! Hizmetin göklerde gezsin Haşiye1 ve siz destanlarda geziniz.”

Mektup devam ederken araya giren Haşiye dikkat çekici.

“Haşiye 1: Bu kardeşimin bu hissine iştirak etmiyorum. Rıza-yı İlâhî kâfidir. Eğer O yar ise, her şey yardır. Eğer O yar değilse, bütün dünya alkışlasa beş para değmez. İnsanların takdiri, istihsanı, eğer böyle işte, böyle amel-i uhrevîde illet ise, o ameli iptal eder; eğer müreccih ise, o ameldeki ihlâsı kırar; eğer müşevvik ise saffetini izale eder; eğer sırf alâmet-i makbuliyet olarak, istemeyerek Cenâb-ı Hak ihsan etse, o amelin ve ilmin insanlarda hüsn-ü tesiri namına kabul etmek güzeldir ki, (Bana ardımdan hayırla yad edilmeyi nasip eyle. (Şuara Sûresi, 84) buna işaret edilmiştir.” (Barla Lâhikası, YAN, İstanbul, s. 63.)

Burada yapılan bir hizmetin tetikleyici unsurunun ne olduğuna dikkatler çekiliyor. Yani hakikaten siz bu hizmeti niçin yaptınız? Yani herkes diyor ben Allah için yaptım da, acaba o işin Allah için olduğunun alâmeti nedir?

Sanırım, yapılan bir işin, hizmetin sadece Allah için olduğunun alâmeti, insanlar sizi o işi yaptığınız veya yapmadığını için eleştirseler, tenkitler yapsalar, yerin dibine batırsalar da etkilenmemek, üzülmemek, gücenmemek, kırılmamak ve o işi, o hizmeti yapmaya devam etmektir ya da o işi yaptığınızdan ya da yapmadığınızdan dolayı övgüler gelmesi, alkışlar gelmesi, takdirler gelmesi sizin dünyanızda bir heyecan, bir şevklenme, o işi kendinden bilme gibi bir hale sebebiyet vermiyorsa ve siz yine de o hizmeti yapmaya devam ediyorsanız veya istenen şeyi yapmaya devam ediyorsanız, işte size yaptığınız hizmetteki tetikleyici unsurun ne olduğunu gösteren alâmettir.

Şimdi ilgili paragrafta peşpeşe geçen kelimeleri yan yana bir sıralayalım.

“İllet, müreccih, müşevvik”. Burada ayrıca bir de ‘ihsan’ var.

Amel-i uhrevîde illet ise, iptal; müreccih ise, ihlâsı kırar; müşevvik ise, saffetini izale eder. Her halükârda üç durumda da amel gidiyor.

O zaman herkes yaptığı ameldeki, o ameli yapmaya iten unsurun ne olduğunu tartsın ve ona göre adım atsın ve Âyet-i Kerimeyi de unutmasın, “Bana arkamdan hayırla yad edilmeyi nasip eyle.” (Şuara, 84.)

Evet, insanın yaşadığı hayatta bıraktığı izler çok önemlidir. Bu da aslında bilinmez bir durum değildir. Kişi nasıl yaşıyorsa insanlarda bile bir kanaat oluşmaktadır. Hadis-i Şerif’te mealen, bir insanın nasıl bir insan olduğunu öğrenmek istiyorsanız, bulunduğu topluluktan kalkıp gittikten sonra onun arkasından söylenenlere bakın, denilmektedir.

Evet, insan nasıl yaşarsa öyle ölür gerçeği ile birlikte, insan nasıl yaşarsa öyle bilinir geçerli bir kanaattir. Emeklerin, amellerin boşa gitmemesi, müflis duruma düşmemek için bu ince noktalara özen göstermek icabediyor.

Yoksa, Allah muhafaza, hizmetlerin içinde koştura koştura insanın emeklerinin, çabalarının boşa gitmesi hatta boynuna yük olması ne kadar acınacak bir durum olur. Asıl bundan korkmak lâzımdır.

Sebahattin Yaşar

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*