Hepimiz Allah´ın Askerleriyiz…

mustafa-nutkuBu dünyada bulunuş sebebimizi iyi anlayabilmemiz, öncelik sırasına riayet ederek yapmakla en fazla mükellef olduğumuz şeyleri yapmamız ve yapmaktan yasaklı olduğumuz şeyleri yapmaktan sakınmamız için, askerlik temsillerini kullanmakta fayda vardır. Bediüzzaman tarafından Risale-i Nur Külliyâtı’nın ilk talebesi olan Hulusi Yahyagil’e Eğirdir Komando Askerî Birliğinde subayken verilmiş olan ilk derslerinde askerlik temsilleri kullanılmıştır. O derslerden sadece devletin askerleri değil her yaşta, cinsiyette ve meslekteki milyonlarca insan istifade etmiştir ve halen de etmekte olduğundan, biz de günde beş vakit namaz kılmanın lüzumuna ve önemine bir askerlik temsili ile kısaca dikkati çekmekle, bu mevzuda ihmalkârlık gösterenler tarafından belki daha iyi anlaşılabilir olmasını sağlayabiliriz. Şöyle ki:

Bizi yoktan var eden, sadece var etmekle kalmayıp taş, toprak, bitki veya hayvan değil de varlık âleminin en mükemmeli insan cinsinden olarak var eden, bize ebedî Cennetini vaad eden Allah, bu vaadi için bizi muvakkat dünya imtihanına hergün yaklaşık üçyüz bin kişilik guruplar halinde gönderiyor ve o rakkama yakın guruplar halinde de bu dünya imtihanından terhis ediyor.

Onun bizden, telafisi, tekrarı olmayan bu en mühim dünya imtihanımızda beklediği: Sıfatlarının gördüğümüz âlemdeki akisleri vasıtasıyla Onu tanımak ve “amentü”de özet olarak bildirilenlere de iman ettikten sonra en mühim olanı, “bir mü’minin miracı” hükmünde olan günde beş vakit namazla huzuruna çıkmayı ihmal etmemektir.

Askerliğin esası itaattir; biz Allah’ın askerleriyiz ve ona itaatle mükellefiz. Askerlikte en mühim vazife, günlük içtimalarla usulüne göre kumandanın karşısına çıkmaktır; askerlikte bunu yapmayan cezalandırılır.

Bütün kumandanlardan çok daha büyük ve en kudsî kumandan (Kumandan-ı Âkdes) olan Allah, biz askerlerini günde beş defa huzurunda içtimaya çağırıyor, ezanlar bu içtima davetini ilan ediyor. Beşer (insan) kumandanın içtima davetine bir defa bile gelmeyen asker bundan dolayı cezalandırılırken, “Kumandan-ı Âkdes”in günlük içtima davetlerine ömrü boyunca gelmeyenler, bunun dünya imtihanları bittikten sonra ceza ve mükafat yeri olan âhirette cezasının ne kadar büyük olacağını düşünmeleri gerekmez mi?

Hele dünya hayatları boyunca O “Kumandan-ı Âkdes”i, onun emir ve yasaklarını inkâr hali içinde de yaşayarak imtihan müddetlerini geçirmişlerse…

YAZDIR

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*