Her sabah bir melaike çağırıyor: “Yine bir muhasebe vakti geldi!

İhtiyarlar Risalesinin On Üçüncü Ricası’nda “Ölmek için tevellüd edip dünyaya gelirsiniz; harap olmak için binalar yapıyorsunuz.”1 şeklinde geçen Hadis-i şerif; dünyanın meşgalesinin ağır bastırdığı zamanlarda daha ziyade dikkatimi çekmeli iken, elimin yavaşladığı, meşgalemin azaldığı, yani yaşımın ilerlediği zamanlarda daha fazla dikkatimi çeker oldu.

Resul-i Ekrem’in (asm) muhtereme validesinin, vefatı öncesi “Her canlı ölür, her yeni eskir, her çok azalır ve yaşlanan herkes yok olur” dediği gibi, elbette her doğan, ölecek ve her yapılan yıkılacak, dünyanın kuralı bu.

Bu kuralın arkasında saklı olan hakikate bir gönderme mi var bu Hadiste?

Dünyanın malına mülküne, şan ve makamına, gönlün kaptırılmaması için; merhametli Rabbimiz, işiten kalblere, vazifeli meleğinin “Ölmek için tevellüd edip dünyaya gelirsiniz; harap olmak için binalar yapıyorsunuz” ikazıyla, hataya düşülmemesi için hatırlatıyor.

Mülk, Allah’ındır. İnsan, O’nun hem mülkü ve hemde memlûküdür (kuludur) ve hem de mülkünde çalışıyor. O halde insan kendini kendine malik sayamadığı gibi, çevresindekilere de malik değildir. Hayatın belâları çok, levazımatı ziyadedir. Gemiye binen akıllı insan, sırtındaki yükü yere yıkar ve rahatına bakar. Akılsız ise, beyhude ıztıraba düşercesine yükünü gemide de sırtında tutar.

Hayatın binbir cazibesine kapılan sefaya değil, cefaya kapılmıştır. Cefadaki sırrı keşfeden, sefaya nail olmuştur. Dünyanın bağına bahçesine gönlünü kaptıran, azap ve elemden başka bir şey bulmaz. Ama sonsuz cemal sahibi, Allah’a gönül veren ebedî olarak mesut ve bahtiyar olacaklardır. İşte ihtiyarlık ve o binaların harabiyeti, bize bu hakikati ihtar ve ikaz ediyor. Üstad Hazretleri de tabloyu hayli hazîn ve elîm çiziyor ki; tesiri iyi olsun.

Madem ki yapılan binalar harap olacak, insan ölecek, bunların hükmü yok! Öyle ise kalbimiz, bu fani şeylere değil, ebedî ve bakî şeylere müteveccih olmalıdır.

Anlamadık mı hâlâ! Farkında değil miyiz? Hayat apartmanı yıkılıyor! Ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor. Zaman da, sel dolaplarını sür’atle çalıştırıyor. Dünya gemisi, bulutların geçişi gibi hızla geçip gitmektedir. Gelirken getiremediğin gibi giderken götüremeyeceğini hâlâ anlamadın mı? Kabir, dünyanın süslü şeylerini hediye olarak kabul etmez, dolayısıyla dünya pisliklerinden artık kurtulmak zamanı gelmeli.

Bil ki: Aklı başında olan insan, ne dünya işlerinden kazandığına sevinir ve ne de kaybettiğine üzülür. O halde: Ahirette seni kur- taracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme!

Ve; her sabah ikaz eden melaikeye, selâm olsun!

Dipnot:
1- Keşfü’l-Hafa, 2:140, hadis no: 2041; Feyzü’l-Kadîr, 5:483, no: 8053.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*