Her şey inceldiği yerden, zulüm ise kalınlaştığı yerden kopar

Yahudiler tarihte hep meskensiz ve memleketsiz diğer memleketlere bir sığıntı olarak yaşamışlar. Hazreti Davud ve Hazreti Süleyman (a.s.) döneminde bir süre devlet kurmuşlarsa da. O devirlerden günümüze kadar yani 1948 yılına kadar dünyada yersiz ve yurtsuz yaşamışlar. Ne var ki aynı görüşü paylaşan ve dünyayı yutmaya çalışan ABD’nin destek ve diktasıyla 1948 yılında Yahudi lobisinin merkezini oluşturmak üzere bir noktayı belirlemek için Filistin’de gayri meşru İsrail devleti adı altında bir devlet kurulmuş.

Orta Doğu,  Akdeniz’den Arap yarımadasına kadar uzanan coğrafyayı kapsıyor, dünyanın merkezi sayılan Orta Doğuda İsrail devleti kurup, geniş bir coğrafyayı elde etmek öncelikle ABD’nin işine yaramıştır. Bu coğrafyada 18 İslâm devleti bulunuyor. Sınır komşumuz Suriye, Irak ve İran Orta Doğuya dâhil olduğuna göre Türkiye’de bu islâm coğrafyasına dâhildir, diye düşünülebilir.

Bu kadar geniş kapsamlı bir İslâm coğrafyasında bir avucun içini dolduramayan zalim İsrail, tüm islâm âlemine hakaret ediyor. İslâm âlemi de diplomatik arayışlarla 60 seneden beri barış yoluyla sükûneti sağlamaya çalışıyor. Buna rağmen bu güne kadar hiçbir mesafe kat edilmediği gibi, bu zulüm daha da kat kat devam etmektedir…

Evet, zalim İsrail ve ABD’nin yönetimi ne kadar batıl ve zalim de olsa, aralarında bir samimiyet vardır. Cenab-ı Allah (c.c.) batıl da olsa samimiyeti mükâfatsız bırakmadığı gibi; hak ve doğru yolda da olsa samimiyetsizliği de cezasız bırakmaz. Gönül ister ki İslâm âlemi arasında da ittihat ve samimiyet özde gösterilsin.

Asrın müceddidi Bediüzzaman Said Nursî hazretleri Şua’lar eserinde mealen: İsrail devletinin devamının gerekçesini dini ve milli hislerden beslenmesini gerekçe olarak gösteriyor. İslâm âleminin çaresizliği ise iman zaafından ve İslâm’a kâfi derecede sarılamamanın bir neticesidir. İslâm âlemî samimî bir şekilde ittifak kurabilse, İsrail’in o bölgede barınması mümkün olamazdı.

Kaderin bir başka yönüne bakılırsa Filistinlilerin de zamanında kendi aralarında ayrılığa düşmeleri, siyasî ve ideolojik kamplara bölünmesi, İsraillileri daha da cesaretlendirerek azgınlaştırılmıştır.

Amma bu cesaret, bu azgınlık ve bu zulüm hiçbir zaman kadın, çocuk, bebek katili İsrail’in gaddar cinayetlerinin mazereti olamaz.

Bilinsin ki, her şey inceldiği yerden, zulüm ise kalınlaştığı yerden kopar. İsrail haddini aşıp zulümde çok kalınlaşıyor. Bir gün kaçacak delik bulamayacaklar.

Ey İslâm âlemi! Uyanınız artık ittihad zamanıdır, İslâm âleminin refahı ve huzuru için yüz sene önce Said Nursî Hazretlerinin sunduğu reçeteyi tatbik ediniz.

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

3 Yorum

  1. Çok kıymetli Rüstem Ağabey, inşaallah bundan sonra Diyarbakır’ın sesini de Avrupa’dan işiteceğiz… Olup biteni akıcı üslubunuzdan taakip edeceğiz. Tebrik ediyorum..

  2. Allah razı olsun baba biz beşer insanları olarak bilinçlendirme açısından çok güzel yazmışsınız inşallah tüm islâm devletleride türkiye gibi israile karşı gelirler

  3. 1948’de İsrail devletinin kurulmasında ABD’den ziyade ingilizlerin çok büyük rolü var, (Bkz. İsrail devletinin kurulma tarihçesi) ama yazıda İngiltere’nin hiç bahsi geçmemesine doğrusu şaşırdım. Bir de İsrail mi ABD´yi kendisini desteklemeye zorluyor yoksa ABD mi kendi çıkarları doğrultusunda İsrail´i islam alemine karşı kullanmak için destekliyor?

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*