Hizmette, ‘arkadaş faktörü’

Bir okuma programı kapsamında Trabzon Bölge Üniversitelerinin öğrencileriyle bir araya gelmiştik.

Trabzon, Bayburt, Gümüşhane, Giresun, Ordu gibi illerden gelen öğrencilerle iki gün geçirmiştik.

Doğrusu oldukça dinamik, heyecan dolu, hizmet şevki dolu gençlerle karşılaşmıştık. Dolayısıyla biz de şevk alıp heyecan duymuştuk.

Programın son gününde bölge toplantısı da yapılmıştı. Bölge illerden de ağabey ve kardeşler oturuma katılmışlardı.

Gençlerle kapanış oturumunda, programın üzerimizdeki etkisi ve nurlarla nasıl tanışıldığına dair paylaşımlar yapıyorduk.

Evet, bir tarafta okuma programının etkisi, bir tarafta bölgeden gelen Nur Talebelerinin ortama kattığı manevî dinamik, bir tarafta da Yeni Asya Gazetesi Yönetimi Kurulu Başkanı Ömer Yavuzyiğitoğlu ve Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz’ün sorular ve cevaplarla geçen sohbetleri hakikaten tam bir bayram havası oluşturmuştu.

Dikkat çeken nokta, bölgeden gelen temsilcilerin ve yine bölgeden gelen üniversite gençlerinin her türlü güncel meseleler ile ilgili kafalarına takılan konuları açık yüreklilikle ilgililere sormaları ve bir o kadar da sağlıklı ve Risale temeline dayanan cevapların suhuletle, olgunlukla ve şeffaf bir şekilde verilmesi idi. Bu tablo, bu cemaatin de ne derece sağlam temelleri olduğunu gösteriyordu.

Benim asıl dikkatimi çeken de, gençlerin risaleler ve nur medreseleri ile tanışmalarını ifade ederlerken, birçoğunun arkadaş faktörüyle Nur medreseleriyle tanışmaları oldu.

Esprili ifadelerle Nurlarla tanışmalarını paylaşmaları da ayrı bir güzellik idi.

İşte bunlardan birkaç kesit: “Beni arkadaşım evine dâvet etmişti. Benim de dâvete icabetimin altında ‘oradan bir iki kişiyi koparıp birlikte bir ev tutarız’ düşüncesi vardı. Ama netice değişik oldu, onlar beni tuttular. Görüldüğü üzere şu an buradayız.” Gülüşmeler.

“Sınıf arkadaşım beni ‘çiğköfte partisi’ var, diye evine dâvet etti. Eee yani gidilir. Biz de gittik. Gidiş o gidiş. Parti iki yıldır devam ediyor.” Gülüşmeler…

“Dâvet edildiğimiz ev ile okulumuz arası biraz mesafe vardı. Bize, ‘haftada bir gelin banyonuzu falan burada yapabilirsiniz’ dediler. Biz de öyle yaptık. Daha temiz, daha düzenli ve daha neşeli bir ortam olduğu için buraya gelip gidiyorduk. Sonra baktık ki, her hafta gel-git zaman alıyor. En iyisi dedik burada kalalım. Kalıyoruz.” Yine gülüşmeler…

“Bize, ‘Bir konuşmacı gelecek, gel sen de katıl.’ dediler. Biz de öyle yaptık, gittik. Meğer bu bir beyin yıkama operasyonu imiş! Ehh biz de yıkattık. O gün bugündür temiz beyinle devam ediyoruz.” Gülüşmeler…

“Bizim Ahmet benim sevdiğim bir arkadaşım. Samimî bir insan. Beni kaldığı yerdeki çaya dâvet etti. Çayın yanında da bir iki bisküvi vardı. Yani mütevazı bir ortamdı. Normal şartlarda yemediğiniz şeyler böyle ortamlarda çok tatlı gidiyordu. Ben de Ahmet’i kırmamak için dâvetine icabet ediyordum. Yurtta kalınca dışarıda bir ortam her zaman tercih ediliyordu. Ben de gidip geliyordum. Oradaki ağabeyler, kardeşler gerçekten çok samimî idiler. Beni de bu samimî tavırlar, tutumlar yaktı. Şu an yanık devam ediyoruz.” Gülüşmeler…

Evet, görülüyor ki, iman Kur’ân hizmetinde ‘arkadaş faktörü’ çok önemli.

Geçmişten günümüze bu ‘arkadaş faktörü’ hep gündemde olmuştur. Peygamberimizin (asm) tebliğini ilk ilettiği insanlar, Onun (asm) dostları, arkadaşları idi. Sahabeler idi. Hazret-i Yusuf’un (as) zindan arkadaşları vardı. Ashab-ı Kehf efendilerimizin, mağara arkadaşları vardı.

Kıymetli gençler! Siz de şimdi bir arkadaşınızla ilgili bir adım atın ki, yarın onun dünyasındaki güzel gelişmelerin lezzetini siz de yaşayasınız. Yoksa siz adım atmazsanız, başka türlü atılmış arkadaş adımlarının üzüntüsünü yaşamak durumunda kalırsınız.

Gelin, bir sosyal deney yapalım. İnsan, ihsanın kölesidir ya. Bir arkadaşınızı gündeme alın ve samimî olarak onu sohbetlere dâvet edin. Samimî olarak ona duâ edin. Ona samimî olarak özel ilgi gösterin. Sırf Allah rızası için onu sevin. Onun için biraz fedakârlık yapın. Bütün bunları bir netice için değil; sadece görevinizi yapmış olmak için yapın. Ama neticeyi görün. Kazanmak, kavli duâlar ile birlikte bir takım fiilî adımları da atmayı gerekli kılıyor. Adetullah kanunudur ki; ne kadar çaba, gayret; o kadar netice. İyi niyetler ile adımlar sizden, netice Cenab-ı Hak’tandır.

Sebahattin Yaşar

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*