İhlâsı nasıl koruyabiliriz?

Şayet ruhî, duygusal, manevî gücümüzün farkına varamazsak potansiyel yeteneklerimizi geliştiremeyiz.

Ne var ki, olumsuz duygularımızı kontrol etmek, mecraına akıtmak, yerli yerinde ve faydalı işlerde kullanmak, olumlularını yükselterek ihlâsı muhafaza etmek, harika işler başarmaktan daha zordur.

Eğer ortaya çıkan müthiş gücü, enerjiyi kontrol edip hâkim olamazsak, bu sefer zihnimiz ene küpüne dönüşür. Bu ise, hem dünyamızın hem de sonsuz hayatımızın mahvı demektir. Ruh/duygu gücümüzün maruz kalabileceği tehlikeleri ancak ihlâs ile bertaraf edebiliriz. Şu halde ihlâsın kırılmasını, zedelenmesini önlemek hayatî, hatta mematî (ölüm sonrası hayat için) önem arz etmektedir. Bunun için de, düşünce, davranış ve fiillerimizi aşağıda sıraladığımız maddeler çerçevesinde oluşturursak hem yüksek bir ihlâsa sahip olur, hem de kırılma ve zedelenmesini engelleyebiliriz.

İhlâsı korumanın birkaç basit formülü vardır:

• Riyasız/gösterişsiz bir hayat biçimi tercih etmeli: Riya, dalkavukluk, gösteriş, yani inanılanın ve düşünülenin aksini yaşamak veya olduğundan farklı görünmeye çalışmak, üst makam ve mevkilerde göstermektir. Bir anlamda, sun’î/yapay bir hayattır.

Fiilî bir yalancılık olan riya, gösteriş, kibir, benlik/enaniyetten de beslenir. O takdirde, ihlâsa gidecek enerji olumsuz hasletlere kayar, onu zaafa ve ikileme düşürür, iç bölünmeye sebep olur…

Bir çavuşun kendisini binbaşı veya albay gibi göstermesini düşününüz. Yapmacık hareketleri bütün yönüyle sırıtmasının yanında, yakalanma korkusu onu bitirir. Dolayısıyla riya, insanı daima endişe, kaygı ve sıkıntılara sokar. Bu da strese sebeptir. Stresin şiddetine göre hangi tür hastalıklara dâvetiye çıkaracağı ise belli değildir!

• Dünya hesabına “uzun emeller” beslemekten uzak durmalıyız: Uzun emel, sanki hiç ölmeyecek, dünyada ebedî yaşayacağını düşünerek beklentiler içine girmektir. Kimi zaman, sanki dünyada sonsuza dek yaşayacakmışız gibi, uzun emeller taşırız. Ve onlara ulaşmak isteriz.

Oysa âciz, fâni, ölümlü varlıklar olduğumuzdan, mutlaka sonsuzluk ülkesine göçeceğiz. Aslında dünyada ebedî yaşayamayacağımızı, sonsuza dek bir hayat sürme imkânına sahip olmadığımızı pekâlâ biliriz. Ama yine de kendimizi aldatırız. Bu ise, dünyaya yapışmamıza, bu da ihlâsı kaybetmemize sebeptir.

• Maddî menfaatler/çıkarlardan uzaklaşmalıyız: Egoistlik, çıkarcılık aslında olumsuz ve itici bir haslettir. Devamlı maddî, nefsî, banal çıkarlarını gözetenler, onlardan mahrum kalır.

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.


*