İhlâsla niyet, âdetleri ibadete çevirir

Kur’ânî seyahat ve seyir, hakiki zevke ve ciddî teselliye ve kedersiz lezzete ve vahşetsiz ünsiyete, hakikî sebep ve vasıta olan tevekkül / güven makamını ve teslim rütbesini ve rıza derecesini kazandırır.

Hakikat yolunun manevî gezi ve seyahatinin en mühim şartı, en önemli neticesi olan ihlâs vasıtasıyla gizli şirkten ve riya ve tasannudan (yapmacık, gösteriş) gibi sefil durumlardan kurtarır. Hakikat metodu, mahiyet itibarıyla nefsi temizleyerek, “nefs-i emmare” denen bütün kötülükleri isteyen ham haldeki ruhun, nefsin ve enaniyetin (egonun, bencilliğin, benmerkezliğin) tehlikelerinden korur.

Hakikat mesleğinde, kalbî düşünce ve idrak ile, aklî tefekkürle kazandığı teveccühü/yönelmeyi huzur ve kuvvetli niyetler vasıtasıyla âdetlerini (normal davranış ve hareketlerini) ibadet hükmüne çevirir. Dünyevî işleri ahiret işine mal edip, ömür sermayesini güzelce kullanmakla ömrünün dakikalarını, sonsuz hayatın sümbüllerini verecek çekirdekler hükmüne getirir.

İspat ve izah ile aklı, kalbi, vicdanı, sair duygu ve lâtifeleri ikna ederek tahkikî imân dairesine gireriz. Kalp ve ruhumuz imân nuruyla ışıklanır, karanlıklı vaziyetimiz nuranî hale döner. Hücum eden belâ ve musîbetlere karşı Cenâb-ı Hakk’a dayanır, müsterih oluruz. Meselâ uzaydaki kocaman kütlelere bakar, hareketlerinden dehşet değil yakınlık ve güven duyar; onların o hareketlerini ibret ve hayretle tefekkür ederiz. O ulvî cirimlerle öyle bir tanışma, bilgi alış verişi kazanırız ki, hangi bir kütleye bakarsak bakalım o kütlelerin, “Ey arkadaş, bizden uzaklaşma. Hareketlerimizden korkma! Hepimiz bir Hâlık’ın memurlarıyız” diye güven veren dostça sesleri kalben işitmeye başlarız. Evet, gerçek imânla ruhumuzdaki yüksek lezzetleri ve saadetleri hisseder, kalbimizi ikaz, vicdanımızı tahrik edip ruhumuzu ihsas ettikçe mutluluklar artar, bize manevî Cennetlerin kapıları açılır.

Böylece, şu başıboş insanlık içinde, perişan fâni dünyada Sahibimizi bulur, Malikimizi tanır, sonsuz rahmetine (sevgi, şefkat ve yardımına) sığınır, sonsuz kudretine dayanırız. O boş ve vahşi dünya bir seyir, gezinti yeri ve ticaret merkezi olur.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*