İmanın âcil mükâfatı

İslâmiyet önce gönülleri fethediyor.

İslâm tarihinden bir sayfa açalım: Hz. Abbas, Peygamberimizden (asm) Ebu Süfyan için bir ayrıcalık tanımasını istedi. Peygamberimiz (asm), “Kim Ebu Süfyan’ın evine girer, sığınırsa, ona eman verilmiştir.” buyurdu. Hz. Ebu Süfyan, “Benim evimin ne genişliği var ki?” dedi. Peygamberimiz (asm): “Kim Kâbe’ye girer, sığınırsa, ona eman verilmiştir.” buyurdu.

Hz. Ebu Süfyan: “Kâbe’nin ne genişliği var ki?” dedi. Peygamberimiz (asm): “Kim Mescid-i Haram’a girer, sığınırsa, ona eman verilmiştir” buyurdu.

Hz. Ebu Süfyan: “Mescid-i Haram’ın ne genişliği var ki?” dedi.

Peygamberimiz (asm): “Kim silâhını elinden bırakırsa, ona eman verilmiştir. Kim kapısını üzerine kapayıp evinde oturursa, ona eman verilmiştir.” buyurdu.

Hz. Ebu Süfyan: “İşte, bu geniştir.” dedi.

Peygamberimizin (asm) tepeden tırnağa kadar silâhlanmış ordusu ile oraya doğru gelirken, atların ayaklarından kalkan tozlar ortalığı karartmakta idi. Muhacirlerle Ensar mücahitlerinden oluşan bu alayda yaklaşık iki bin zırh gömlekli vardı. Hepsi de miğferli idi. Peygamberimiz (asm) bayrağını Sa’d b. Ubâde’ye vermiş ve onu alayının önüne geçirmişti. Ensarın her kabilesine bayraklar, sancaklar verilmiş, her biri zırh gömleklere bürünmüştü. Gözlerinden başka bir yerleri görünmüyordu. Hz. Ömer de, sırtına zırh gömlek giyinmişti. Peygamberimizin (asm) alayını o yönetmekte idi.

Peygamberimiz (asm) devesi Kasvâ’nın üzerinde ve Hz. Ebu Bekir’le Useyd b. Huday’ın arasında bulunuyor, yanındakiler ile konuşuyordu. Hz. Ebu Süfyan, bir benzerini daha görmediği bu mücahitler alayı önünden geçerken, “Kim bunlar ey Abbas! Bu, hangi kabile alayı?” diye sordu. Hz. Abbas “Ensar’dır.” dedi.

O sırada, Peygamberimiz (asm), Muhacirlerle Ensar arasında göründü.

Hz. Abbas: “İşte, Resûlullah da (asm) geldi.” dedi. Hz. Ebu Süfyan, Hz. Abbas’a, “Ey Abbas! Bugün, senin Kâbe’yi ve Mekke halkını ve beni himaye edeceğin ne iyi bir gündür.” dedi.  Mücahitler, tepelerinden tırnaklarına kadar silâhlara bürünmüşlerdi. Kendilerinin yalnız gözleri görünmekte idi. Onlar geçerken, Hz. Ebu Süfyan şaşırdı, “Sübhânallah.” dedi ve “Ey Abbas! Kim bunlar?” diye sordu. Hz. Abbas “Bu, Resûlullah’ın (asm) aralarında bulunduğu Muhacirlerle Ensar alayıdır. Bunlar, Muhacirlerle Ensar’dırlar.” dedi.

Hz. Ebu Süfyan, Hz. Abbas’a: “Kardeşinin oğluna pek büyük bir saltanat verilmiş. Bunlara, hiç kimse dayanamaz ve güç yetiremez. Kardeşinin oğlunun saltanatı pek büyümüş.” dedi. Hz. Abbas: “Ey Ebu Süfyan! Bu (saltanat değil) peygamberliktir.” dedi. Hz. Ebu Süfyan: “Evet.” dedi.

Peygamberimizin (asm) sancağını Zübeyr b. Avvam taşıyordu. Peygamberimiz (a.s.m.) Ebu Süfyan’ın önünden geçerken, Hz. Ebu Süfyan, Hz. Sa’d b. Ubâde’nin söylediklerini hatırlattı. Peygamberimiz (asm) “Sa’d, yanlış söylemiş. Bugün, Allah’ın, ezan sesleriyle Kâbe’nin şanını yükselteceği bir gündür. Bugün, Kâbe’nin tevhid örtüsüyle örtüneceği bir gündür.” buyurdu.

Hz. Ebu Süfyan: “Allah aşkına, sen kavmini bağışla. Sen insanların en iyisi, en uslusu, en yumuşak huylusu, en merhametlisi, akrabalık hakkını en çok gözetenisindir. Yâ Resûlallah! Sen kavmini öldürmeyi mi emrettin?” dedi. Peygamberimiz (asm) “Hayır. Ben öyle emretmedim. Bugün, merhamet günüdür. Bugün, Allah’ın Kureyşîleri (İslâmiyet’le) güçlendireceği, üstünleştireceği bir gündür.” buyurdu.

Peygamberimizin (asm) alayı hareket halinde iken, Hz. Ömer saf düzenini, sırasını bozdurmamak için bağırıyordu. Hz. Ebu Süfyan, Hz. Abbas’a bu konuşanın kim olduğunu sordu. Hz. Abbas, “Ömer b. Hattab” deyince Hz. Ebu Süfyan “Çok az ve önemsiz olan Adiyyoğulları’nın, vallahi, bundan sonra işi iş.” dedi. Hz. Abbas “Ey Ebu Süfyan! Şüphe yok ki, Allah, dilediği kimseyi dilediği şeyle yükseltir. Muhakkak ki, Ömer de, İslâmiyet’in yükselttiği kişilerdendir” dedi.

Hz. Ebu Süfyan: “Ben hiçbir zaman bugünkü gibi ne bir ordu, ne de bir topluluk gördüm.” dedi.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*