İnsan genetiği, yasak meyve ve zürriyet

altAraf Suresi 172. ayeti şu mealdedir:

“Hani Rabbın; adem oğullarının sülbünden soyunu ve zürriyetini çıkarmış ve kendilerini nefislerine şahit tutmuş. Ben, sizin Rabbınız değil miyim? demişti. Onlar da demişlerdi ki: Evet, biz buna şahidiz. Kıyamet günü: Bizim bundan haberimiz yoktu, demeyesiniz.”

Ayet-i Kerimeye göre Cenab-ı Hak insanlığın belinden tüm insanların zürriyetini almış ve onlara ruh vererek “ben sizin Rabbınız değil miyim?” diye hitap etmiş ve ruhlar da evet sen bizim Rabbımızsın diye cevap vermişler. Yani Arapça tabir ile “Elestü bi rabbikum” hitabına, tüm ruhlar “Galu bela” diye mukabelede bulunmuşlar.

Bu mesele İslam alimleri arasında çok tartışılmış bir meseledir. Çok çeşitli görüşler ortaya konmuş ve bu ayet değişik vecheleri ile yorum ve izahlara tabi tutulmuştur. Bu konuda yazılan tefsirlere müracaat edilebilir. Bilhassa bir çok tefsirin özeti mahiyetinde olan Elmalılı tefsirinde geniş izahlar var.

Konu ile ilgili meseleleri alimlerin görüşlerine havale ederek bu noktada bir iki hususu Nurlar ışığında nazarlara sunmak istiyoruz. Öncelikle Onuncu Sözün Üçüncü Zeylinde geçen ilginç bir tabir meseleye farklı bir tanım getiriyor:

“Evet, İsrafil’in borusu olan sûr’u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi, ebedler tarafında ve zerreler âleminde iken, ezel cânibinden gelen, اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ hitabını işiten ve قَالُوا بَلٰى ile cevap veren ervahlar, elbette ordunun neferatından binler derece daha musahhar ve muntazam ve mutîdirler. (Sözler, s.167)”

Bu ifadede iki önemli husus dikkate sunuluyor. Onlar da, “Elestü bir rabbiküm” hitabı nerede ve nasıl vuku bulduğudur. Nasıl sorusu, “zerreler âleminde iken” tabiri ile cevabını bulmuş. Nerede sorusu ise “ebedler tarafında” ifadesiyle tanımlanmış.

Zerreler aleminde hitaba muhatap olabilecek insanın en küçük cüzü hiç kuşkusuz sperm ve yumurtalık hücrelerdir. Bu hücreler de kromozom, DNA ve genetik şifrelerden müteşekkildir. Demek ki insan genetik düzeyde bir hayata sahip iken böyle bir hitaba muhatap olmuştur. Zaten insan sülbünden toplanan da bir ölçüde insan genetiğidir. Hangi düzeyde bir toplanma var bilmiyoruz. Ama insan zürriyetinin genler ve kromozlar ile sperm ve yumurtalık hücreleri yolu ile taşındığı bu gün bilinen bir ilmi gerçektir.

Peki insanın gen düzeyinde bir hayatı var mı?

Bu husus da yine farklı bir şekilde Onuncu Sözün İkinci Haşiyesinde şöyle izah edilmiş:

“Nasıl ki bir ağacın çekirdek-i aslîsi ve kökü ve müntehâsında ve meyvelerindeki çekirdekleri dahi, aynen ağaç gibi, bir nevi hayata mazhardırlar, belki ağacın kavânin-i hayatiyesinden daha ince kavânin-i hayatı taşıyorlar. Hem nasıl ki bu hazır bahardan evvel geçmiş güzün bıraktığı tohumlar ve kökler, bu bahar gittikten sonra gelecek baharlarda bırakacağı çekirdekler, kökler, bu bahar gibi cilve-i hayatı taşıyorlar ve kavânin-i hayatiyeye tâbidirler. (Sözler, s.165)

Bu tabirden yola çıkarak insan genomunda da çok ince ve hassas bir insan hayatının var olduğunu söyleyebiliriz. Zaten bu gün genetik bilimi bundan çok daha ilerisini ifade ediyor. Bir insanın hayatında yaşadığı her şeyin insan genetiğinde yazıldığını DNA’lardaki akıl almaz ve derin bilgileri delil getirerek gösteriyor.

Demek ki insanın genetiğinde çok küçük boyutlarda bir insan gizli. Bizler bunu göremiyoruz ama Allah görüyor ve zerre alemindeki bu insana tek tek ben sizin Rabbınız değil miyim diye hitap ediyor.

Ve bu hitap da “ebedler tarafı” diye tabir edilen ebedi alemde vuku buluyor. Ebedi alem ise büyük bir ihtimal cennettir. Cennetteki “yasak meyve” diye tabir edilen meselenin tüm insanlığın genetik kodları olduğunu daha önce ifade etmiştik. Allahu alem, demek ki cennette tüm insanların tohumu hükmündeki genetikleri toplandı ve zürriyetler bir araya getirildi ve insanlık neslinin hepsine birden “Elestü bir rabbiküm” hitabı yapıldı. Ve tüm insanlık nesli de “Galu bela” diye cevap verdi.

Sual: Cennette Adem babamızın yediği yasak meyveyi insanlığın genetik kodları ve genetik şifreleri olarak tanımlıyorsunuz. Peki bu konuda nasıl bir delil ortaya konabilir?

Cevap: Beyan ettiğimiz mesele bir görüş. Bu konuda şimdiye dek çeşitli tanımlar yapılmış. Yasak meyveye üzüm diyenler olmuş. Bazıları da elma, buğday, hurma gibi isimler vermişler. Hatta ciğer diye tanım yapanlar da var. Tüm bunlar tefsirlerde yazıyor. Biz de genetik şifreler ve genetik kodlar dedik. Bu da ancak bir görüştür. İster kabul edilir, isterse kabul edilmez.

Ancak üç mesele böyle bir yorum ve tanım yapılmasına vesile olmuştur. Birincisi yukarıda naklettiğimiz ayet. Yani Araf Suresi 172. ayet. İkincisi Risale-i Nurdaki tanım. Üçüncüsü ise DNA ve genetik hakkındaki bilimsel gelişmeler.

Sual: Bazı tefsirlerde “eğer insanlık için faydalı olsa idi Cenab-ı Hak doğrudan bildirirdi. Demek ki bu konuyu düşünmenin gereği yok” deniliyor?

Cevap: Bu mesele hem imtihan sırrını ihtiva ediyor. Hem de insanlığın teknik ve teknoloji olarak terakki etmesini ilgilendiriyor. Mesela dense idi ki, “bu meyve tüm insanlığın genetik şifrelerini ihtiva eden bir meyvedir” o zaman hem insanlar anlamaz, hem de imtihan sırrı ortadan kalkardı. Bu nedenle ileride meydana gelecek bazı hadisler temsil ve misal yolu ile anlatılmış. Bu mesele de ona benzer bir meseledir. Zaten yasaklanan “şecere” de hem ağaç, hem de soy anlamını taşır.

Sual: Cenab-ı Hakkın “Elestü bir rabbikum” hitabına bütün ruhlar mı “Galu bela” demişlerdir?

Cevap: Evet. Bunu da “ezel cânibinden gelen, اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ hitabını işiten ve قَالُوا بَلٰى ile cevap veren ervahlar, elbette ordunun neferatından binler derece daha musahhar ve muntazam ve mutîdirler” ifadesinden anlıyoruz. Zira burada test edilen ruhların emre itaatidir. Ruhlar da “Galu bela” diyerek tam bir itaat göstermişlerdir. Bu noktada bütün ruhların da eşit bir şekilde mukabele ettiğini anlıyoruz. Zaten onun için bütün çocukların İslam fıtratı üzere dünyaya geldikleri ve sonradan ailesi tarafından başka inançlara sevk edildiği rivayetlerde vardır.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*