İran´da neler oluyor…

Doğu veya Batı

altDokuz sene sonra İran yeniden karıştı veya karıştırıldı. Ahmedi Necat´ın seçimlere hile karıştırdığı iddiasıyla başlatılan kargaşalarda, on üç insan hayatını kaybetmişti.

Yeni yılın arefesinde , Tahran´ın kuzeydoğusundaki büyük şehir Meşhed´te fitili çekilen hadiselerde, şimdiye kadar (03.01.2018) otuza yakın iranlı hayatlarını kaybettiler. Daha çok emniyet güçleri ve hatta devrim muhafızlarının hedeflendiği olaylarda , polisin kurşunlarına kurban gidenler de var.

1970´lerin sonundan itibaren, belki de Humeyni´den bu yana; Batılı global terör organizatörlerinin İran´da, rejim değişikliği bahanesi altında her türlü karışıklıkların peşinde olduklarını biliyoruz. Zaman zaman bu manzaralara Avrupa metropollerinin başkentlerinde de şahit olduk. 1950´li yıllarda meşruti idarenin temsilcisi Musaddık´ı deviren bu global cereyanlar, Rıza Pehlevi´nin yerine Humeyni´yi Paris´ten getirdiklerini de inkar etmiyorlar. Devirmek için neoliberal ve neocon ittifakları (karşıtları oldukları halde) devreye sokanlar, İran´ın diğer ortadoğu ülkelerinden çok faklı olduğunu gecikmeli öğrenecekler gibii… Bu meselede , Netanyahu´nun dolmuşuna binen Trump´da, neoliberallerin yaktığı ateşte mısırını pişirme derdine düşmüş görünüyor…

KOMÜNİZM GERi Mİ DÖNÜYOR…

Batı´nın hatırı sayılır medyasında bilimsel marksizme yapılan övgüleri okuduğumda, marksist ihtilalcilerin dünyanın zayıf halkalarında sınıf kavgasını yeniden başlatacakları endişesini duymuştum.
Nitekim Fas´tan sonra İran´da halkı sokağa çağıranların sosyal hayatı ve maişeti slogan olarak kullanmaları; Bu köşede daha önce de seslendirdiğimiz endişelerimizdeki haklılığı gösteriyor: İşsizlik, zamlar,ücretler …

Bu sloganla Meşhet´te toplanan göstericilerin, işi Hasan Ruhaniýe ölüm noktasına getirmeleri ilginçtir. Arap baharı ve diğer turuncu devrimlerde olduğu gibi göstericiler sosyal medya üzerinden organize oluyorlar.

Hadiseye, yalnızca İran´da rejim değişikliği adesesinden bakanlar, yanılacaklardır. Global devrimcilerin Iran´ı zayıf zannettikleri bu mevsimdeki hücumu, İran ile sınırlı kalmayacak. En kısa zamanda çevre ülkelere de sıçrayabilir. Zira arkalarında neoliberallerin yüzlerce milyar dolar tutarındaki desteği küçümsemek, global marksist ihtilale teslim olmak anlamına da gelebilir. İhtilalcilerin burada; Kuzey´de türk ırkçılığının, Kirmanşah´ta kürk ırkçılığını ve güneyde arap ırkçılığını (İran´ın yüzde 4ü araptır) kullandıklarını bilenler İran´a müdahele etmek isteyenlerin ne kadar global çalıştıklarını göreceklerdir.

İran rejiminin içeride ve dışarıda yaptıkları yanlışları başka zamana bırakalım. Neoconların BOP projesine Rusya ile birlikte mani olan İran´a, global devrimci sermayenin düşmanlığı hiç bitmeyecektir. Bilhassa Tel Aviv ile Hazar arasındaki koridora mani olmaları, en büyük günahları olarak kapalı devrelerde dillendiriliyor. Fars milliyetçiliği hilafet şialığı ve siyasal islamcılık damarlarını bu defa işletemeyen düşmanları işi yeniden neoliberallere havale ediyorlar. Uzun süre devam ettiği taktirde, bu kargaşaların yıkıcı sonuçları mutlaka ortaya çıkacaktır. Fakat duamız, İran´ın şu küçük musibetlerden hayırlı dersler çıkararak, İslam dünyasına zarar vermek isteyen markssistlere imkan tanımamasıdır.

İRAN`IN YAPACAKLARI…

Bugünkü idarede, hulefa-yı raşidinin tatbik ettikleri bazı hürriyetlere halkın ulaşamaması, Cumhuriyetinin başına (İslam) ibaresi getirmiş bir İran´a elbette yakışmaz. Seçilmiş devlet başkanı ile devletin ruhani reisi arasındaki gizli çatışmayı idareciler mutlaka bitirmek durumundalar. Daha çok sembolik, hakem ve halk adına yanlışlığa itiraza hakkı olan ruhani reisin, halkça seçilecek ulema meclislerinin reyleri ile seçilmesi, bu gizli çatlağı giderir kanaatindeyiz.

Demokrasinin bir küfür rejimi olmadığını İran idaresi de kabul ediyor. İslam şeriatının yasaklamadığı batı demokrasilerindeki güzellikleri İran milleti alabilecek kapasitetedir. Rejimin din adına halka uyguladığı bazı baskılarda, global fitnenin işini kolaylaştırıyor. İslamiyetin; cebre zorbalığa ve kanun kuvveti ile ibadete sebeb gösterildiği bu ülkenin çocukları, İran dışına çıktıklarında dinden iyice soğuyarak dinsizliğe yaklaşıyorlar. İran´ı vatan millet ve islamiyet bütünlüğü içerisinde sevenlerin, bazı müsbet değişikliklere gitmesi gerekiyor.

İran´ın artık mezhep refleksiyle idare edilemeyeceğini, uleması mutlaka hissediyordur.İslam Dünyası ile şia formatı üzerinden zinhar münasebet kurmaması gereken İran, kısa bır zamanda demokratik bir devlet statüsü ile müslüman ülkeler nezdinde kabul göreceğini tüm dünya kamuoyu tasdik ediyor. Bu çerçevede İran´ın ; Yemen´deki politikasını değiştirerek binlerce masumun ölmelerini engellemesi , İslamın izzetini yükseltecektir. Körfez´deki İngiliz-neocon ittifakını, Yemen meselesini İslam Konferansına taşıyarak parçalayabilecek İran´a bu hususta çok önemli vazifeler düştüğünü, hadiselerin iç yüzünü bilenler defalarca tekrarladılar.

Hülasa İran; hem ekonomisini , hem demokrasisini ve hemde dünyada´ki itibarını düzeltecek bir imtihanın eşiğine gelmiş durumdadır. Yıkımlara yol açmayacağını umduğumuz şu sarsıntılardan tam ders alarak çıkacak İran´a, tüm İslam Aleminin ihtiyaç duyacağını şimdiden söyleyebiliriz.

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

Şükrü Bulut

Almanya İslam Konseyi Din Şurası Sözcüsü / Eğitimci – Yazar

1 Yorum

  1. Risale-i nur ölçüleriyle yapılan tahlillerin tadı başka oluyormuş…Tebrik ediyorum..

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*